BU RAPOR ÇOK KONUŞULUR

0
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 11’inci Kalkınma Planı (2019-2023) Özel İhtisas Komisyonu Raporunu yayımladı. Raporda; sigortacılık, hayat sigortaları alanlarında hem öneriler hem de çarpıcı tespitler bulunuyor.

Özel İhtisas Komisyonu Raporundan Özetler

  • Sektör için değişim zamanı geldi.
  • Cuma hutbelerinde sigorta ve tasarrufun önemine değinilmeli.
  • Mikro sigortacılık desteklenmeli.
  • Tamamlayıcı sağlık sigortası geliştirilmeli.
  • Sağlık turizmi gibi alanlar özel sağlık sigortaları için de kullanıma açılmalı.
  • Trafik sigortasında yapısal sorunlar bulunmakta.
  • Trafik sigortasında serbest tarifeye geçilmeli.
  • Trafik sigortasında kesintiler azaltılmalı.
  • Elektronik vize uygulaması kapsamında internet, havaalanları veya sınır kapılarındaki sağlık sigortası satılmalı.

11’inci Kalkınma Planı (2019-2023) Özel İhtisas Komisyonu Raporunda sigortacılık sektörüne detaylı yer verildi. Rapor, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlandı. Raporda, sigortacılığın, bankacılık sektöründen sonra finansal sistemde ikinci sırada yer aldığı belirtilerek, sigortacılık sektörünün, üstlendiği risklerin yanı sıra yatırımların ihtiyaç duyduğu fon arzını sağladığı vurgulandı.

Özel İhtisas Komisyonu Raporu’nun Finansal Hizmetlerin Geliştirilmesi başlığı altında sigortacılık hakkında şu değerlendirmeler yapıldı:

Sigorta sektörü diğer ülkelerle kıyaslandığında olması gereken yerde bulunmamaktadır. Dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olmasına rağmen sigorta sektörümüz 36’ncı sırada yer almaktadır. Avrupa ülkelerinde penetrasyon oranı (prim/GSYH) yüzde 7 iken, Türkiye’de yaklaşık yüzde 1,6 civarındadır. Bu potansiyeli nedeniyle sektör yaklaşık 8 milyar ABD Doları düzeyinde doğrudan sermaye yatırımı çekmiştir.

Değişimin Zamanı Geldi

Sigortacılık, risk kabul süreçlerinden hasar yönetimine kadar halen son derece emek-yoğun bir sektör olma özelliğini taşımaktadır. Ancak teknolojideki hızlı gelişmeler, buna bağlı olarak tüketici beklentilerinin çok hızlı ve güçlü bir şekilde değişmesi, yeni nesil tüketicinin hizmet alma anlayışındaki farklılaşma ve hemen hemen her sektörde daralan kâr marjları sebebiyle sigortacılık gibi fazlaca geleneksel ve değişimden bugüne dek uzak kalabilmiş bir sektör için değişim zamanının geldiği bilinmektedir. Bu kapsamda sigortacılıkta sabit maliyetlerin yönetilmesi, hasar önleme sistemlerinin etkinleştirilmesi, yetenekli insan kaynağının sektöre kazandırılması için teknolojinin kaldıraç olarak kullanılması büyük önem taşımaktadır.

Tüm bu işlevlerden hareketle sigorta sektörünün daha da gelişebilmesi için yapılan öneriler aşağıda yer almaktadır:

Sigorta bilinci, bilinirliği ve penetrasyon oranı artırılmalıdır. Türkiye’de kişi başına düşen sigorta prim miktarı ve penetrasyon oranları ile tasarruf oranları gelişmiş ülke ve dünya ortalamasına göre oldukça geri durumda bulunmakta olup sigorta bilincinin artırılması ve farkındalığın oluşturulması için temel eğitim programlarında bu yönde eğitimler yer almalıdır.

Cuma hutbelerinde sigorta ve tasarrufun önemine değinilmesinin fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

Sigorta bilincinin artırılması, farkındalığın oluşturulması için devletin, kanaat önderlerinin konuyu sahiplenmesi, kamu spotları oluşturulması ve medyada bunların yer bulması sağlanmalıdır. Kamu spotlarının daha izlenebilir saatlerde yayınlanmasına destek ve öncelik verilmesi önerilmektedir.

Sigorta sektörünün güven endeksini ve itibarını arttıracak iletişim ve eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesi yerinde olacaktır. Sektörün temsilcilerinin ve paydaşlarının bu konuda sabırla ürünleri ve gerekliliklerini halka anlatmaları, uzun soluklu ilişkiler kurmaları, güven duygusunu yeterince verebilmeleri önem arz etmektedir.

Sigortalılık oranının ve kapsayıcılığının artırılması gerekmektedir. Özellikle sigortaya ulaşamayan alt gelir gruplarının düşük teminatlı da olsa sigorta kapsamına alınabilmeleri için mikro sigortacılığın desteklenmesi ve bazı vergi avantajları sağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Yine sigortanın geniş kitlelere yayılması ve kapsayıcılığının artırılması bakımından katılım sigortacılığının bilinirliğine destek verilmesi önem arz etmektedir.

Uzun vadeli ihtiyari sigortaların desteklenmesi gerekmektedir. Uzun vadeli ihtiyari sigortaların (kredi bağlantılı olmayan) desteklenmesini teminen kredi bağlantılı sigortalar dışındaki branşlarda gelir vergisi avantajları genişletilmelidir.

Mevcut durumda sigorta primleri için belirli oranlara bağlı gelir vergisi matrahından indirim söz konusu olup bu uygulama hem potansiyel tüketicilerin tamamını kapsayamadığından hem de operasyonel zorluklar ve karmaşa nedeniyle katılımcılar tarafından etkin ve kolay kullanılamamaktadır. Türkiye’de uzun süreli ihtiyarı (kredi bağlantılı sunulmayan) sigortaların teşvik sisteminin gelir vergisi matrahından indirim yerine devlet katkısı modeline dönüştürülmesi önerilmektedir.

Tamamlayıcı sağlık sigortasının geliştirilmesi gerekmektedir. Kamu tarafından sunulan sağlık hizmetlerinin finansmanından kaynaklanan zorlukların yarattığı memnuniyetsizliğin ortadan kaldırılması için tamamlayıcı sağlık sigortası seçenek olarak sunulmuş ve desteklenmiştir. Ayrıca, son yıllarda sağlık altyapı projelerinde Kamu Özel Sektör İşbirliği (KÖİ) modeli geliştirilmiş ve finansmanda kamunun yükünün azaltılması hedeflenmiştir.

Tamamlayıcı sağlık sigortası SGK tarafından finansmanı sağlanmayan sağlık hizmetlerine ait bedeller, ilave ücret tutarları, otelcilik ücreti gibi hastadan alınabilecek tutarlar, sağlık hizmet sunucusu ile sigorta şirketi arasında yapılabilecek anlaşmaya göre Sağlık Uygulama Tebliği fiyatları üzerinde kalan tutarları kapsamına almaktadır.

Tamamlayıcı sağlık sigortası ile kamunun karşılamakta olduğu mali riskler, sigorta kurumları ile beraber karşılanmakta ve hem kamunun sağlık harcamaları azaltılmakta hem de kişilerin tercihleri doğrultusunda özelleştirilmiş poliçeler oluşturulabilmektedir.

Tamamlayıcı Sağlık Sigortasının Gelişimi İçin Öneriler

Bu sistemin geliştirilmesi için aşağıdaki önerilerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir:

Teşvik sistemi uygulanmalıdır. Gelir vergisi matrahından branş bazında indirim ve grup poliçeler için işverene avantajlar tanınması gibi finansal teşvikler verilmelidir.

Sağlıklı veri paylaşımı sağlanmalıdır. Özel sağlık sigortacılığında poliçeleştirme ve tazminat ödemelerinde uygulamayı kolaylaştırmak ve suistimalleri engellemek üzere kamu-özel sektör nezdinde bulunan verinin ‘tanımlanan kurallar çerçevesinde’ paylaşımına imkân tanınması gerekmektedir. MEDULA sisteminin kısıtlı olarak sigorta şirketlerinin kullanımına açılması sigorta sektörünün riziko analizi yapabilmesi ve SGK ile paralel provizyon alınabilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu kapsamda, Kişisel Bilgilerin Korunması Kanunu ile Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği’nde güncellemeler yapılmalıdır.

Kamu hastaneleri ile entegrasyon sağlanmalıdır. Kamu-özel işbirliği (KÖİ) modeli ile yapılan şehir hastanelerinden hem özel sektörün hem kamunun hem de vatandaşın azami faydayı sağlayabilmeleri açısından bu hastanelerde hizmet farklılaşmasına gidilmesi ve tamamlayıcı sağlık sigortası ile entegrasyonun sağlanması gerektiği düşünülmektedir.

Risk değerlendirmesine yardımcı olmak üzere morbidite tabloları güncellenmelidir.

Hastanelerde çeşitli spesifik hizmetler için (sağlık turizmi gibi) oluşturulan özel alanlar özel sağlık sigortaları için de kullanıma açılmalıdır.

Trafik Sigortasında Yapısal Sorunlar Var

Zorunlu trafik sigortası, sigortalılık oranı en yüksek olan sigorta ürünüdür. Türk sigorta endüstrisinin en önemli kalemi olup 22 milyon aracı kapsaması nedeniyle toplumun genelini ilgilendirmektedir. Sağladığı fayda ve gördüğü işlev bakımından toplumsal hayat için çok önemli bir yere sahip olan zorunlu trafik sigortası sisteminin sürdürülebilirliği büyük öneme sahip olup sigorta primlerinin sigorta şirketleri tarafından sunulan teminatları karşılayacak, sigortalılar için ise ödenebilecek seviyede olması önem arz etmektedir.

Ancak trafik sigortası branşında sigorta şirketlerinin zarar etmesi ve bu nedenle son dönemde trafik primlerini yükseltmesi sonrasında yapılan düzenleme ile tavan fiyat ve havuz uygulaması başlamıştır.

Serbest tarife sistemine müdahale edilmesinin yanı sıra, değer kaybı talepleri, eşdeğer parça kullanımının imkânsız hale gelmesi ve yapılan mevzuat değişikliklerinin yargı kararlarında dikkate alınmaması gibi yapısal sorunlar bulunmaktadır.

Trafik Sigortası İle İlgili Öneriler

Bu sorunların çözümüne yönelik öneriler aşağıda yer almaktadır:

Trafik kazalarının azaltılması yönünde çalışma yapılmalıdır. Araç sayısındaki artışa karşın trafik kültürü ve sigorta bilincindeki yetersizlikler zorunlu trafik sigortasını olumsuz etkilemiştir. Türkiye’de hasar tutarları yüksek ve hasar frekansı AB ortalamasından yüzde 50 fazladır. Sık kaza yapan sürücülerin ehliyetine el konulması ve psikiyatrik muayeneden geçirilmeleriyle ceza puanı uygulanması nedenlerinin sigorta şirketleriyle paylaşılması tarifelerin belirlenmesi için gereklidir. Bu uygulama sürücü davranışlarını iyileştirici, dolayısıyla kaza frekansını azaltıcı yönde etki sağlayacaktır.

Trafik sigortasında serbest tarifeye geçilmelidir. Trafik sigortasında yaşanan sorunlardan dolayı tavan prim ve havuz uygulaması getirilmiştir. 2017 yılında yürürlüğe giren azami prim ve havuz uygulamasıyla birlikte sigortalılar, kanunen yaptırmakla zorunlu oldukları trafik sigortalarına makul primlerle rahatça erişebilir hale gelmiştir. Ancak sigortacılık sektörü, trafik sigortasında şirketlerin riski doğru fiyatlayarak trafik kurallarına uyan ve kaza yapmayan sürücüler ile sık sık kaza yapan sürücüleri birbirinden ayırarak adil politika izlenmesine olanak sağlayan serbest tarife rejimine dönülmesini önermektedir.

Trafik sigortasında maliyet azaltıcı iş ve işlemler desteklenmelidir. Trafik sigortasında maliyetlerin düşürülmesi için eşdeğer parça kullanımının artırılması, destekten yoksun kalma hesabında aktüeryal metodolojiye uygun hesaplamalar yapılması gibi maliyet azaltıcı tedbirlerin hayata geçirilmesi desteklenmelidir. Trafik sigortalarında maliyetlerin düşürülebilmesi bakımından, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11’inci maddesine altıncı fıkra eklenerek hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların ilgili sigorta genel şartlarında belirleme yetkisi alınmıştır. Hazine Müsteşarlığı, hazırlanacak Genel Şartlar çalışmasında bu konuyu düzenleyecektir.

Trafik primleri üzerindeki kamu yükleri bütçe imkânları çerçevesinde yeniden gözden geçirilmelidir. Trafik sigortası primi üzerinden yüzde 5 BSMV, yüzde 5 Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu, yüzde 3 Güvence Hesabı Katkı Payı, yüzde 10 SGK Kesintisi hesaplanmakta ve ilgili kurumlara aktarılmaktadır. Aracılık komisyonu da eklendiğinde, bu tutar yüzde 31-37’lere ulaşmaktadır. Kamu kesintileri nedeniyle oluşan yükün gerekli mevzuat değişikliklerinin yapılması suretiyle azaltılması önerilmektedir.

Vize İşlemlerinde Sağlık Sigortası

Vize ve İkamet İzni Başvurularında Yaptırılması Gereken Sağlık Sigortası Yaygınlaştırılmalıdır.

Türkiye’yi ziyaret edecek tüm yabancıların (vize muafiyetinden yararlanabilecekler hariç) vize alması gerekmektedir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre kalacağı süreyi kapsayan geçerli sağlık sigortası bulunmayan yabancılara vize verilebilmesi için sigorta yaptırılması gerekmektedir. Aile ikamet izni, öğrenci ikamet izni ve uzun dönem ikamet izni verilebilmesi için de geçerli bir sağlık sigortasına sahip olma şartı aranmaktadır (Vize muafiyeti bulunan ülke vatandaşları için Türkiye’ye girişte sağlık sigortası varlığı aranmamaktadır).

Vize rejimine tabi ülke vatandaşları ve ikamet izni başvurularında yaptırılması gereken sağlık sigortası poliçelerinin standart teminat içeriği, Hazine Müsteşarlığının 2016/16 sayılı Genelgesi ile belirlenmiştir. Bununla birlikte, Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan 2014/9 sayılı ve 2016/16 sayılı Genelgelerde anılan poliçelerin iptallerine sınırlama getirilmiştir. Poliçelerin mevcudiyetinin ve geçerliliğinin kontrolünün kamu otoritesi tarafından bilişim temelli bir alt yapıda sağlanmasını teminen;

Söz konusu poliçelerin “online/real time” yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Poliçe akdedilir akdedilmez, bilgisi Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM)’ne kaydedilmektedir. İç İşleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı ve SBM arasında yapılan işbirliği protokolü kapsamında Göç İdaresi Başkanlığının SBM bilişim sistemi üzerinden poliçe kontrolü yapabilmesine imkân sağlanmıştır.

Yabancıların Seyahat Ve Sağlık Sigortası Poliçeleri Kontrol Edilmeli

Diğer taraftan, SBM’de sadece Türk Sigorta Şirketleri tarafından akdedilen poliçe kayıtları bulunmaktadır. Oysa vize ve ikamet izni başvurusunun yurt dışından yapılması durumunda yabancı sigorta şirketlerinin poliçeleri de ibraz edilebilmektedir. Yabancı poliçelerin iptal edilmesinin önünde herhangi bir kontrol mekanizması bulunmamaktadır.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre, poliçenin varlığı üzerinden vize ve ikamet izni verilmekte olup bu izinler alındıktan sonra sağlık sigortası poliçeleri iptal ettirilebilmektedir. Bu durumu önlemek amacıyla aşağıdaki değişikliklerin yapılması önerilmektedir:

İkamet izni başvurularında sağlık sigortası varlığının araştırılmasının Göç İdaresi tarafından daha sıkı yapılması gerekmektedir.

E-Vize ve E-İkamet uygulamalarına Türk sigorta şirketlerinin entegrasyonu sağlanmalıdır. Vize ve ikamet izni ön başvurusu yapıldığında Türk sigorta şirketlerinden poliçe yaptırmasına imkân tanıyan bir alt yapının kurulması, hem ülkemiz prim üretimine katkı sağlayacak hem de denetim faaliyeti kolaylaşacaktır.

Elektronik vize uygulaması kapsamında internet, havaalanları veya sınır kapılarındaki kiosk üzerinden sağlık sigortası poliçesi temin edilebilmelidir.

Türkiye’yi ziyaret eden yabancıların seyahat ve sağlık sigortası poliçelerinin mevcudiyeti tam olarak kontrol edilmelidir.

Veri Merkezi Çalışmaları Artırılmalı

Farklı alanlarda bilgileri/detaylı istatistikleri toplayan, derleyen ve ihtiyaçlar doğrultusunda, belirli koşullara ve yasal düzenlemelere göre ilgili kuruluşlarla paylaşan veri merkezleri son yıllarda artmıştır. İstatistiksel anlamda çeşitlenen bilgiler, analiz edilip harmanlanarak tüketiciye kolaylık ve ileri bir hizmet sunulmaktadır. Bu çerçevede, dijitalleşme tüketicinin faydasına dönüşmektedir. Örneğin, Birleşik Krallık’ta konut sektörü ile ilgili detaylı istatistiksel verileri sunan veri merkezleri sayesinde, her bir potansiyel sigortalanacak konut için risk analizi önceden yapılıp tüketiciye ek hiçbir soru sormadan konut sigorta paketi fiyatı sunulabilmekte ve böylece sigorta penetrasyonunun artırılmasına katkı sağlanmaktadır.

Türkiye’de de bireyleri, kurumları ve hane halklarını “davranışsal ve sosyal” boyutlarda daha iyi anlamaya ve yaşanan olayların kapsamlı istatistiklerini takip etmeye yönelik veri merkezlerinin oluşturulması, tüketicilerin zahmetsiz ve kolay süreçlerle farklı ürün, hizmetlere erişimini ve kullanımını sağlayarak birçok sektörün gelişimine katkıda bulunacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin