TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı, COP31’in sigorta sektörü için önemini anlattı. Sigortanın, COP31’in tam merkezinde durduğunu belirten Obalı, 9–20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31’e sigorta sektörünün hazır olduğunu söyledi.

Editör: AYTAÇ NALLAR
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Özgür Obalı, 9–20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek olan COP31’e sigorta sektörünün hazır olduğunu söyledi. Obalı, COP31’in sigorta sektörü için önemini anlattı.
COP31’in, iklim odaklı risklerin yoğunlukla tartışıldığı, dünyanın ileriye dönük olarak afet risklerine hazırlıklı olması açısından milletler arası global bir organizasyon olduğunu belirten Obalı, sigortanın, COP31’in tam merkezinde durduğunu kaydetti. Obalı, son yıllarda artan iklim risklerinin etkisinin görüldüğünü, 2025 yılında afet risklerinin yarattığı toplam ekonomik kaybın 207 milyar doları bulduğunu vurguladı.
SİGORTANIN ÖNLEYİCİ ROLÜ ÖNE ÇIKIYOR
İklim risklerine hazırlık anlamında sigortanın rolünün yeninden tanımlandığına dikkat çeken Obalı, şunları söyledi:
“Sigorta, hasar gerçekleştikten sonra ödeyen rolüyle finansmanın en önemli aktörlerinden biri. Bugün geldiğimiz noktada sigortalanabilirliğin ve sigortaların daha satılabilir primlerle sunulabilmesinin yolu riskleri doğru yönetmekten geçiyor. Risklerin doğru yönetilmesi dediğinizde de sigorta know-how’ı, eldeki data ön plana çıkıyor. Tabii sigorta sektörünü tek başına kurgulamak ya da tanımlamak doğru değil. Bu, özel sektör, kamu ve diğer paydaşlar arasındaki önemli bir veri transferi işbirliğini getiriyor. Burada sınırların ötesi bir know-how transferi, bilgi paylaşımı da çok değerli. Bu çerçevede sigortanın önleyici rolünün biraz daha ön plana çıktığı bir dünyaya doğru gidiyoruz.”
YAŞANANLAR AFET RİSKİ OLMAKTAN ÇIKTI
Obalı, bugün yaşananların sadece afet riski olmaktan çıktığını, büyük bir ekonomik risk haline geldiğine de değinerek, “Bu eğer sigortalanamaz ise hem kişilerin hem ülkelerin bilançolarında önemli bir yük haline geliyor” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada da önemli olan veri. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının elinde ciddi veri var. Benzer şekilde Tarım Bakanlığının elinde veri var. Bu verileri bir araya getirerek nereye yatırım yapılabilir, nerede tarım alanı konumlandırılmalı, nerede AVM inşaatı yapılmalı, nerede şehircilik daha yoğunlaşmalı, nerelerden uzak durmalı gibi veriler ön plana çıkıyor. Geçmiş afet verilerini veya önümüzdeki dönemdeki iklim olaylarının getirebileceği riskleri de masaya yatırarak hep birlikte bu konuyu çözüme kavuşturabileceğimize inanıyoruz. Sigorta sektörü de burada kritik rol oynuyor. Bir yere kredi verilecekse, finansman sağlanacaksa veya yatırım yapılabilir bir ortam yaratılacaksa, sigortaya ihtiyaç var. Sigorta olmazsa bunların hiçbiri gerçekleşmiyor. Biz de COP31’de bunu ön plana çıkartacak bir gündem oluşturduk. Sigorta Evi kavramıyla 11’i ve 14’ünde ilk 2 günü global paydaşlarla bir arada olacağı. Son iki günü de Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın sigorta finans inisiyatifiyle beraber ele aldığımız bir nevi ortak ev sahipliği yapacağımız bir organizasyon olacak.”














