AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, yeni açıkladıkları AXA Türkiye İklim Raporu 2026’nın sonuçlarını değerlendirdi. Ölken, raporda yer alan tespitlerle birebir karşılaşıldığını vurgulayarak, “Sel; yoğun yağışlarla, nehirlerin kabarmasıyla, dereler vasıtasıyla olabilen bir durum. Biz İstanbul’da bunu yaşadık. İşte şiddetli yağış etkisi dedikleri bu. Türkiye’mizin çok bilmediği bir olgu” dedi.

Editör: AYTAÇ NALLAR
AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, yeni açıkladıkları AXA Türkiye İklim Raporu 2026’nın sonuçlarını değerlendirdi. Raporun, 2050 yörüngesinde karşılaşılabilecek risklere dikkat çektiğini belirten Ölken, yeni dönemdeki 7 tehlikeye dikkat çekti. Bunlar; şiddetli yağış, sel, heyelan, orman yangını, aşırı sıcak, su stresi ve don.
Raporda, 7 tehlikeden birinin aşırı yağışlar olduğunu ve geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da yaşananların tam da bu olduğunu ifade eden Ölken, “Sel; yoğun yağışlarla, nehirlerin kabarmasıyla, dereler vasıtasıyla olabilen bir durum. Biz İstanbul’da bunu yaşadık. Beş saatte ortalama 200 kilogram metrekareye yağış düştü. İşte şiddetli yağış etkisi dedikleri bu. Türkiye’mizin çok bilmediği bir olgu. Ama bu gelecekte hep olacak. Bu ne demek? Biz bu şehirde yaşarken, otoparklarımızı, yaşam alanlarımızı kullanırken bunları düşüneceğiz artık. Bu bize ciddi bir uyarı” dedi.
RAPORDAKİ TESPİTLERLE KARŞILAŞTIK
Ölken, raporda yer alan tespitlerle birebir karşılaşıldığını vurgulayarak, “Raporda, yerden 40 ila 50 santim su yükselecek, İstanbul’un içindeki yolların yüzde 4’ü ile 6’sı kullanılamayacak şekilde etkilenecek, yaklaşık 300 bin vatandaşımızın hayat kalitesini, varlıklarını zora sokacak bir pozisyon yaratacak deniyordu. Maalesef yaşadık. 2050 yolculuğunda bunun sıklığına işaret ediyoruz. Gerçeğimiz şu; dünden daha zorlayıcı unsurlarla karşılaşacağız. Buna hazırlıklı olmamız lazım” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’YE HAS BİR DURUM DEĞİL
Yavuz Ölken, raporda en dikkat çeken hususun ‘su stresi’ olduğunu belirterek, , bu konuda şunları söyledi:
“Su stresi dediğimizde aslında toprak, çok ısınması sebebiyle çok kuru bir toprağa dönüşüyor. Hem aşırı ısınma ve su stresine beraber bakmak lazım. Bugün İstanbul’da ortalama 30 günün üzerinde toprak ısısı 30 dereceyi buluyor. 2050’ye kadar gittiğimizde buradaki gün sayılarının artacağı mutlak gözüküyor. Toprak ısısının yükseldiği dönemlerde toprak bereketini de kaybediyor. Batıdan ortaya, güneye, her yerde bir su stresi ihtimalimiz çok fazla var. Toprak kalitesini korumamız, su kaynaklarını, rezervlerimizi çok iyi değerlendirmemiz lazım. Bu durum bütün dünyadaki iklim değişimi sebebiyle de oluşuyor. Sadece Türkiye’ye özel bir durum değil. Bütün dünyanın yaşadığı olumsuz dönüşüm. Bununla mücadeleye bugünden başlamamız lazım.”
DAYANIKLI GELECEK İÇİN İKLİM ADAPTASYONU ŞART
Ölken, raporun sigorta sektörü açısından önemine de değinerek, sigorta sisteminin koruma açıklarını kapatmak için var olduğunu, risk olduğu müddetçe sigortacılığın da olacağını söyledi. Ölken, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ABD’de, batı yakasında fırtına, kasırga, orman yangınları artık ani ve beklenmedik kimlik taşımıyor. Bu nedenle de teminat verilemez hale geldi. Biz Türkiye’de bunun böyle bir hale gelmesini uygun görmeyiz, istemeyiz; gelmemeli de zaten. Onun için bizler adımlar atacağız. Sigortacılar olarak da bununla ilgili finansal yapımızı güçlendirip hazırlıklı olacağız. Farkında olmamız lazım. Yani dayanıklı bir gelecek için özellikle iklim adaptasyonu şart. Sigorta ekosisteminin hazır olması ve yeni, karmaşık risklere karşı ürünlerini, hizmetlerini geliştirmesi, finansal yapısını güçlendirmesi şart. Bunu bir ekosistem olarak görüp kamuyla, yerel idareyle, bakanlıklarla işbirlikleri yapmamız şart. Farkındalığı yukarı çıkarmak, herhangi bir şirketin himayesinde değil. Olası risklerin varlığını bilelim ama şiddetini azaltma ihtimalimiz var; iyi haber bence burada.














