AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, Harvard Business Review Türkiye’de yayımlanan makalesinde geleceğin sigortacılığına yön verecek trendleri ve öngörülerini paylaştı. “Yeni Risk Çağında Güvenceyi Yeniden Düşünmek” başlıklı makalesinde Ölken, içinde yaşadığımız dünyanın risk kavramının hızlandığı ve karakter değiştirdiği bir kırılma noktasına işaret ettiğine dikkat çekti.

AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, geleceğin sigortacılığının, sağlık, teknoloji, mobilite ve yaşam ekosistemlerinin birbirine bağlandığı, sektörler arası sınırların eridiği bir bütünlük arz edeceğini ve günün sonunda bir şirketin başarısının, korumakla yükümlü olduğu toplumun geleceğe ne kadar güvenle bakabildiğiyle ölçüleceğini söyledi.
Yavuz Ölken, Harvard Business Review Türkiye’de yayımlanan makalesinde geleceğin sigortacılığına yön verecek trendleri ve öngörülerini paylaştı. “Yeni Risk Çağında Güvenceyi Yeniden Düşünmek” başlıklı makalesinde Ölken, içinde yaşadığımız dünyanın risk kavramının hızlandığı ve aynı zamanda karakter değiştirdiği bir kırılma noktasına işaret ettiğine dikkat çekerek, şu tespitleri yaptı:
“Uzun yıllar boyunca riskler; daha öngörülebilir, doğrusal ve aktüeryal modellerle hesaplanabilir sınırlar içindeydi. Ancak artık çok daha bağlantılı, çok daha kırılgan ve etkisi sınırların ötesine geçen bir risk dünyasıyla karşı karşıyayız. İklim krizlerinden siber tehditlere, ekonomik dalgalanmalardan sağlık risklerine, doğal afetlerden jeopolitik risklere kadar pek çok unsur aynı anda hem bireylerin hem kurumların yaşamını etkiliyor. 2026 AXA Öngörü Raporu gibi küresel araştırmalar da bu değişimin altını çiziyor. Mevcut dinamikler bireylerin güvence beklentilerini de kökten bir dönüşüme zorluyor. Çünkü insanlar yalnızca hasar gerçekleştikten sonra devreye giren bir finansal güvence sistemi istemiyor; risk henüz ufukta belirmeden bilgilendirilmeyi, yönlendirilmeyi, korunmayı ve en önemlisi hayatın olağan akışını sürdürebilmeyi talep ediyor. Küresel ekonomilerin ve toplumların karşı karşıya olduğu en büyük meydan okuma ise tam burada başlıyor: Risklerin büyüme hızı ile geleneksel korunma kapasitemiz arasındaki makas genişliyor ve bu durum yeni bir “koruma açığı” yaratıyor. Bu sebeple günümüzde güvence kavramı çok daha geniş bir anlam taşıyor. Sektörümüzün geleceği teknolojiyle ve empatiyle birlikte şekilleniyor.”
AXA Türkiye’de empati, sürdürülebilir güven ilişkisinin operasyonel merkezinde olduğunu dile getiren Ölken, “Belirsizliğin bu denli yüksek olduğu bir çağda insanlar, algoritmaların ötesinde anlaşıldıklarını hissetmek; karşılarında esnek, adapte olabilen, güven veren bir irade görmek istiyorlar. Bu beklenti önümüzdeki 10–15 yıl içinde tek tip bir risk dünyasından bahsetmeyi imkansız kılacak. Toplumlar; mikro topluluklar ve bireyler giderek daha kişiselleşen güvenlik ihtiyaçlarıyla yaşayacak. Bazı ekosistemlerde veri odaklı esnek modeller öne çıkarken; bazı alanlarda kolektif dayanışma ağları ve topluluk temelli koruma refleksleri yeniden canlanacak. Dolayısıyla güvence kavramı; tek bir poliçe kalıbından sıyrılarak yaşam biçimlerine, iklim koşullarına ve anlık ihtiyaçlara uyum sağlayacak bir esnekliğe kavuşmak zorunda. Bu dönüşümün en radikal çıktısı, sigortacılığın toplumsal rolünün yeniden tanımlanmasıdır. Sektörümüz finansal kayıpları telafi eden bir mekanizma olmanın ötesine geçerek, toplumların dayanıklılığını inşa eden bütünsel bir ekosisteme dönüşüyor.















