Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, sigorta şirketlerinin mali bünyeleri ile ilgili detaylı paylaşımlarda bulundu. Menteş, mali bünye zafiyeti yaşayan herhangi bir şirket olmadığını söyledi. Menteş, şirketlere yönelik başlatılan rehabilitasyon çalışmaları hakkında da, “Bu rehabilitasyonun başarı hikayesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu da elimizdeki kısıtlı araçlarla ve hiçbir kanun değişikliğine gitmeden yaptık” dedi.

Editör: AYTAÇ NALLAR
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, mali bünye zafiyeti yaşayan herhangi bir şirket olmadığını söyledi. Menteş, Sigorta Zirvesi’nde yaptığı konuşmada sigorta şirketlerinin mali bünyeleri ile ilgili detaylı paylaşımlarda bulundu.
Üç yıl öncesinde sıkılaştırma programı başlattıklarını ve ilk aşamada mali bünye zafiyeti yaşayan, mevzuata aykırı işlemlerde ısrarcı olan şirketlere karşı faaliyeti durdurmaya kadar giden ağır yaptırımlar uyguladıklarını belirten Menteş, “Toplam 7 şirkette sigortalıların, vatandaşların hak ve menfaatlerini korumak adına süreci tamamladık. Beraberinde sigortacılığa giriş kurallarında önemli değişikliklere gittik. Mesela, gerekli sermaye limitini 400 milyon lira seviyelerinden 6 milyara çıkardık. Bu çok önemli bir adımdı ki, finans sektörü nihayetinde vatandaştan emanet para toplayan bir sektör. Sigorta sektörü de bu yönüyle öyle. Yapılacak iş ile sermaye arasında ilişki kurduk” dedi.
Gelinen noktada, güncel olarak mali bünye zafiyeti yaşayan herhangi bir şirketin olmadığını ifade eden Menteş, “Sermaye yeterlilik seviyelerimiz iyileşmekte ve tüm bu gelişmelerin bir sonucu olarak, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings değerlendirme raporunda, Türk sigorta sektörünün notunda iyileştirmeye gitti. Bu, sektörün finansal dayanıklılığını ortaya koyan en önemli gösterge” dedi.
SERMAYE YETERLİLİĞİNDE GELİŞİM
Menteş, konuşmasında sermaye yeterlilik rasyosuna da değinerek, sektörde son 10’daki sigorta şirketlerinin 2022’den bu yana yüzde 34’lerde olan sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 106’lara yükseldiğini söyledi. Menteş, “Bunda iddialıyız. Dünya finans sektörü itibarıyla çok önemli bir dayanaklılığa dönüşüm. Bu rehabilitasyonun başarı hikayesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu da elimizdeki kısıtlı araçlarla ve hiçbir kanun değişikliğine gitmeden yaptık. Hiçbir kanun ve mevzuat değişikliği olmadan en alttaki 10 şirketi yüzde 108 seviyelerine ulaştırabilmek gerçekten çok önemli bir dönüşüm” dedi.
RİSK ALAN ŞİRKETLERDE İYİLEŞME
Sigorta şirketlerinin üretim, sermaye çarpanı verilerine de dikkat çekerek, şunları söyledi: “Riskin veya dayanaklılığın en önemli göstergelerinden biri de yönetimin sermaye ile ilişkilendirmesi. Yani ne kadar paranız var, ne kadar iş yapıyorsunuz. Baktığımız zaman en yüksek 10 şirket (en çok risk alan 10 şirket) ile iş yazma kapasitesine göre en yüksek sermaye içeren şirketleri mukayese ettiğimizde; en çok risk alan şirketlerde 2022’den bu yana iyileşme görülüyor. Bu da bir başka dayanıklılık göstergesi.”
PRİM ÜRETİMİNDEKİ DÜŞÜŞ BAZ ETKİSİNDEN
Davut Menteş, prim üretimindeki gelişmeye de değinerek, 2026’nın 9 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26’ya varan bir artış yaşandığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konsolide bir anlatım ve 2025 yılındaki bazı branşlarda yaşanan anomalinin baz etkisiyle 2026 yılında nispeten bir düşük büyüme gözlemliyoruz. Bu dediğim gibi 2025 anomalisinin 2026’daki baz etkisinden ibarettir.”
BES FON BÜYÜKLÜĞÜ SENE SONU 3 TRİLYON TL OLUR
Davut Menteş, konuşmasında BES ile ilgili verilerden de bahsederek, 2.6 trilyona yaklaşan özel emeklilik fon büyüklüğü olduğunu ve 16 milyonu aşan tekil katılımcı sayısına ulaşıldığını bildirdi. 2025 yılında bu sayının 15.6 milyon olduğunu, 16 milyona çıkmanın başarı olarak görüleceğini belirten Menteş, şunları söyledi:
“Çünkü doygunluk var. Nüfusta bir gelişme yok. Katılımcı sayısındaki her artış bir değerdir, bir kazanımdır. Parasal tarafa geçince de, özel emeklilik fonlarının içeriği ağırlıklı olarak altın ve hisse senetlerine dayandığından ve bu enstrümanlar da yıl başından bu yana özellikle Körfez coğrafyasındaki gerginlikler ve altın fiyatlarındaki global fiyatlardaki gerileme fon toplamlarına yansımış durumdadır. Tabii ki bunun da bir düzeltmesi olacaktır ve bizim öngörümüz yılsonunda 3 trilyon lirayı aşacağı yönünde. Dediğim gibi, katılımcı sayısında da her ne kadar tam hedeflediğimiz, planladığımız büyüme gerçekleşmiyor olsa da pozitif bir seyir devam etmekte.”
SENE SONU PRİM ÜETİMİ 1.7 TRİLYON TL’YE ULAŞIR
Davut Menteş, sektörün sene sonu verileri hakkında da bilgi vererek, “Sektör olarak 5.5 trilyona varan bir aktif büyüklüğümüz var. Finans kesiminin iki numaralı aktörüyüz. Bunun 4 trilyona yakını da likit varlıklardan oluşuyor. Sene sonu yüzde 41’e yakın bir büyüme bekliyoruz. Prim üretiminde de yine yüzde 40’a yakın bir büyümeyle 1.7 trilyona ulaşacağımızı görüyoruz. Öz kaynaklarımız 660 milyara yaklaşacak yılsonunda. Bilançoların 3 trilyonu aşacağını ve öz kaynak kârlılığının da yine geçen yıllarda olduğu gibi yüzde 45 seviyelerinde gerçekleşeceğini söyleyebiliriz” dedi.
















