Türkiye Sigorta Birliği Başkanı (TSB) Ahmet Yaşar, “Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sigortanın stratejik konumu önceliklendirilmeli, tüm kamu plan ve programlarında istisnasız politika geliştirmenin bir unsuru olmalıdır” dedi.

Editör: AYTAÇ NALLAR
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı (TSB) Ahmet Yaşar, başta doğal afet riskleri olmak üzere, farklılaşan iklim değişikliğine bağlı riskler, artan jeopolitik riskler, siber tehditler, değişen demografik yapı ve bunun getirdiği sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç ve artan tasarruf gerekliliği başta olmak üzere, birçok riskin artık yaşam içinde ‘yeni normal’ olduğunu söyledi.
Türkiye’de, dünya ortalamasının oldukça üzerinde, korunma açıklarına sahipken yeni normal için çok daha planlı, stratejik adımlar atılması gerektiğini belirten Yaşar, “Bu sebeple dünyada olduğu gibi ülkemizde de sigortanın stratejik konumu önceliklendirilmeli, tüm kamu plan ve programlarında istisnasız politika geliştirmenin bir unsuru olmalıdır” dedi.
Ahmet Yaşar, sektörün, kayda değer bir fon büyüklüğüne, güçlü sermaye yapısına ve yetkin insan kaynağına ulaştığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Ancak bu gelinen seviye, ne yazık ki, yeterli değil. Sektörümüzün sağlıklı büyümesini ve gelişimini devam ettirmesi için farklılaşan ve gittikçe zorlaşan piyasa koşullarında, hepimizin mutlaka daha çok çalışması şart. SEDDK başta olmak üzere, tüm kamu kurum ve kuruluşları ve bütün paydaşlarımızla, güçlü koordinasyon, artan bir şekilde devam etmelidir. Teknik yetkinliği üst düzeyde bulunduracak, sürekliliği ve şeffaflığı esas alacak bir iletişime ihtiyacımız var. Tüm paydaşlarımızın sesi duyulacak, önerileri dinlenecektir. Böylece paydaş organizasyonlarla birlikte, konsolide edilen veriler, önceliklendirilerek aksiyonlar alınacaktır. Bu şekilde, TSB’nin çatı kurum kimliğini güçlendirirken, sahaya yakınlığını da artıracağız.”
REKABET SADECE FİYATA BAĞLI OLMAMALI
Sigortacılığın, duygularla değil, veriyle yapılacağını vurgulayan Yaşar, “Teknik disiplin ve etkin veri kullanımı stratejisi, olası haksız rekabeti engelleyebilecek ve fiyatlarda yaşanacak sert dalgalanmaların da çözümü olacaktır. Sektörümüzün aktüeryal kapasitesi güçlendirilmeli, mesleki eğitim ve uzmanlık programları Anadolu’muz başta olmak üzere yaygınlaştırılmalıdır. Riske uygun, doğru fiyat politikaları, merkeze alınmalı, sigortalıların gerçek hasarlarının tespit ve tazmin süreleri daha da hızlandırılmalıdır. Böylece rekabet, sadece fiyata bağlı olmayıp, verimlilik ve müşteri memnuniyetine dayanacaktır” şeklinde konuştu.
İLAVE TEDBİRLER ALINMASI KAÇINILMAZ
Ahmet Yaşar, güçlü ekonominin en önemli yapı taşının sigortacılık olduğuna da dikkat çekerek, bu konuda şunları söyledi:
“İçinde bulunduğumuz süreç; savaşları, jeopolitik riskleri, doğal afetleri ve iklim krizinin birçok olumsuz etkilerini bizlere yaşatmaktadır. Gittikçe artan tüm bu riskler, gerek ülkelerin, gerekse kurum ve bireylerin, ilave tedbirler almasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Önemli olan, mevcut statükoyu korumak, bu süreci ve krizleri en az zarar ile atlatabilmektir. Bunun yegâne yolu sigortadır. Bizlere düşen ise insanımızı bilgilendirmek, kurumlarımıza gerekli, tüm risk yönetimi tedbirlerini aldırmak ve eksiksiz tüm sigorta teminatlarına kavuşmasını sağlamaktır.”
SİGORTA EKONOMİYİ AYAKTA TUTUYOR
Sigortacılığın, sadece teminat verip tazminat ödeyen yapıdan, riskleri önleyecek tedbirleri ve önerileri getiren, yarattığı fon büyüklüğüyle, finansal piyasalarda, derinlik ve stabilite sağlayan bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Yaşar, “Sigortacılık, asli fonksiyonu olan zarar tazmini ile birey ve kurumların, varlıklarını güvence altına alarak, sürdürülebilir, güçlü ekonominin de temel taşı olmaya devam etmektedir. Tüm bu fonksiyonlar, birlikte ele alındığında, sigortacılık, ekonomiyi ayakta tutan en önemli mekanizmadır” dedi.














