Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, , Global Sağlık Kongresinde yaptığı konuşmada, özel sağlık sigortacılığının mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirdi. Yaşar, sağlık sigortacılığında çok önemli bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu belirterek, “Artık yalnızca hastalığın maliyetini karşılayan değil, sağlıklı yaşamı destekleyen bir sigortacılık anlayışına yönelmemiz gerekiyor” dedi.

Editör: AYTAÇ NALLAR
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, gelecek dönemde sağlık sigortacılığının en önemli dönüşüm alanlarından birinin tedavi odaklı yaklaşımdan koruyucu ve önleyici sağlık modeline geçiş olacağını söyledi. Yaşar, Global Sağlık Kongresinde yaptığı konuşmada, özel sağlık sigortacılığının mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirdi.
Dünya genelinde sağlık sistemlerini yeniden şekillendiren çok önemli dönüşüm yaşandığını; yaşam süresinin uzaması, nüfusun yaşlanması, kronik hastalıkların yaygınlaşması, sağlık teknolojilerindeki gelişmeler ve bireylerin sağlık hizmetlerinden beklentilerinin artmasının, sağlık finansmanı üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğunu kaydetti.
Türkiye’nin de bu dönüşümün dışında olmadığını ifade eden Yaşar, “Ülkemizin demografik yapısına baktığımızda, önümüzdeki dönemde sağlık ve bakım ihtiyaçlarının belirgin biçimde artacağını görüyoruz. 2000 yılında nüfusumuzun yüzde 5,7’sini oluşturan 65 yaş ve üzeri bireylerin oranı, 2025 yılında yüzde 11,1’e yükselmiştir. TÜİK projeksiyonlarına göre bu oranın 2050 yılında yüzde 23,1’e ulaşması beklenmektedir. Bir başka ifadeyle, önümüzdeki yaklaşık 25 yıllık dönemde ülkemizde her dört kişiden neredeyse biri 65 yaş ve üzerinde olacaktır” dedi.
SAĞLIKTA ÖZEL SİGORTAYA İHTİYAÇ ARTIYOR
Ahmet Yaşar, Türkiye’de sağlık sigortacılığının, son yıllarda hem prim üretimi hem de sigortalı sayısı bakımından önemli bir gelişim gösterdiğine de değinerek, şunları söyledi:
“Özellikle tamamlayıcı sağlık sigortası, sağlık hizmetlerine erişimde sunduğu avantajlarla sektörümüzün en dikkat çekici büyüme alanlarından biri haline gelmiştir. 2015 yılında yaklaşık 134 bin kişi tamamlayıcı sağlık sigortası kapsamındayken, 2025 yılı sonunda bu sayı 5,2 milyonun üzerine çıkmıştır. 2026 yılının Ağustos ayı itibarıyla ise yaklaşık 5,8 milyon kişiye ulaşmıştır. Özel sağlık sigortası kapsamındaki kişi sayısı da aynı dönemde yaklaşık 2,9 milyon seviyesine yükselmiştir. Bu gelişim, toplumumuzda sağlık güvencesine yönelik farkındalığın arttığını ve özel sigorta çözümlerine duyulan ihtiyacın giderek güçlendiğini göstermektedir. Sağlık sigortacılığında başarıyı yalnızca prim üretimindeki artışla değerlendirmemeliyiz. Bizim için asıl başarı, daha fazla vatandaşımızın nitelikli sağlık hizmetlerine erişebilmesi, sağlık güvencesinin toplumun daha geniş kesimlerine yayılması ve bu gelişimin uzun vadede sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasıdır. Özel ve tamamlayıcı sağlık sigortalarının yaygınlaşmasıyla kamu finansmanı üzerindeki baskının hafifletilmesi, sağlık hizmet sunucularının daha etkin faaliyet göstermesi ve sağlık finansmanında öngörülebilirliğin artırılması mümkündür.”
ÖNLEYİCİ SAĞLIK MODELİNE GEÇMEK İSTİYORUZ
Önümüzdeki dönemde sağlık sigortacılığının en önemli dönüşüm alanlarından birinin tedavi odaklı yaklaşımdan, koruyucu ve önleyici sağlık modeline geçiş olacağını söyleyen Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün sağlık sigortacılığının temel işlevlerinden biri, hastalık ortaya çıktıktan sonra oluşan tedavi giderlerinin karşılanmasıdır. Oysa geleceğin sağlık sigortacılığı, bireylerin hastalanmadan önce sağlıklarını korumalarını destekleyen daha bütüncül bir anlayışa dayanmalıdır. Özellikle kronik hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi ve etkin biçimde yönetilmesi, hem bireylerin yaşam kalitesini artırma hem de uzun vadeli sağlık harcamalarını kontrol altında tutma potansiyeli taşımaktadır. Bu yaklaşım, sağlık sigortacılığında çok önemli bir zihniyet değişimini beraberinde getirmektedir. Artık yalnızca hastalığın maliyetini karşılayan değil, sağlıklı yaşamı destekleyen bir sigortacılık anlayışına yönelmemiz gerekiyor. Böylece sigorta şirketleri, vatandaşlarımızın yalnızca zor zamanlarında yanında olan kuruluşlar değil, yaşamlarının her aşamasında sağlıklarını korumalarına katkı sağlayan çözüm ortakları haline gelebilecektir. 2030 perspektifimizde önleyici sağlık sigortacılığını bu nedenle öncelikli bir dönüşüm alanı olarak değerlendiriyoruz.”
Yaşar, 2030 yılında, sağlık hizmetlerine erişimin özel ve tamamlayıcı sağlık sigortalarıyla desteklenmesini, önleyici ve koruyucu sağlık uygulamalarının yaygınlaştırılmasını, dijital sağlık hizmetlerinin sigortacılık sistemine daha güçlü biçimde entegre edilmesini ve yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarına cevap verecek uzun süreli bakım çözümlerinin geliştirilmesini önemsediklerini vurguladı.














