Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, Sigorta Haftası dolayısıyla düzenlenen ‘OVP’nin Dayanıklılık Vizyonu: Riskten Dirençliğe Kentsel Dönüşüm ve Sigorta’ ve 18. Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansında yaptığı konuşmalarda sigortacılığın ekonomi için önemine değinirken, sektörün gelecek hedeflerini de açıkladı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Sigorta Haftası dolayısıyla düzenlenen ‘OVP’nin Dayanıklılık Vizyonu: Riskten Dirençliğe Kentsel Dönüşüm ve Sigorta’ ve 18. Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı’nda konuşmalar yaptı.
Türkiye’nin sorunlarını çözebilecek yegane sektörün, sigorta sektörü olduğunu, sigorta sektörünün diğer tüm sektörlerden farklı olduğunu belirten Yaşar, “Finansal sektörün önemli oyuncularından bir tanesiyiz. Bankacılık bize göre çok daha fazla pay alıyor, finansal sektör pastasından. Ama bankacılık da dahil olmak üzere sigortacılık olmadan ilerleyebilecek, çalışabilecek sektör yok. Osmangazi Köprüsü yapılıyor; kredilendiriliyor ama sigorta yapılmasa, kredi verebilecek hiçbir banka bulamazsınız. Bu durum, diğer bütün büyük yatırımlar için de geçerli” dedi.
Yaşar, 6 Şubat depremlerine değinerek, sigortalı kısmın 6 milyar dolar olduğunu hatırlattı ve “Aynı yıl dünyada meydana gelen doğal afetlerin yüzde 40’ı sigortalı hasar olarak gerçekleşti. Bu rakamlara Türkiye’yi dahil ettiğimizde, yüzde 30’a düşüyor. Yani biz, sigortalı hasarının ekonomik hasarı karşılama oranını 10 puan aşağıya çekiyoruz. Bu bizim ülkemizdeki koruma açıklarının dünya ortalamasının çok altında olduğunu gösteriyor” dedi.
HEDEFİMİZ KORUMA AÇIĞINI AZALTMAK
Ahmet Yaşar, 18. Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansında yaptığı konuşmada ise satır başları ile şu mesajları verdi:
- İklim, afetler, jeopolitik gelişmeler, siber riskler ve teknoloji… Riskler artıyor, birbirine bağlanıyor ve karmaşıklaşıyor. Sigortanın rolü de değişiyor: hasarı ödeyen değil; riski gören, ölçen, azaltan ve dayanıklılığı güçlendiren sektör.
- Asıl hedefimiz prim üretimini artırmak değil, Türkiye’nin koruma açığını azaltmak. Prim büyümesi, daha fazla insanı ve ekonomik değeri güvenceye almamızın sonucu olmalı.
- Sektörün ekonomiye sağladığı fon, 3,6 trilyon TL. Sigorta yalnızca risk transferi değildir. Uzun vadeli tasarruf, yatırım, sermaye piyasaları ve ekonomik istikrarın önemli bir unsurudur. Sigortayı büyütmek, Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığını da büyütmektir. Bu yaklaşım artık ülkemizin ekonomi politikasının da bir parçası.
2030 HEDEFİ 50 MİLYAR DOLAR ÜRETİM
- Orta Vadeli Program’daki temel başlık, “Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılığın Güçlendirilmesi”. Bu yaklaşım sektörümüzün hedefleriyle doğrudan örtüşüyor. Ekonomik güvenlik; risk ortaya çıktıktan sonra finansman sağlamanın ötesinde, riski önceden tespit etmeyi, azaltmayı ve yönetmeyi gerektiriyor. Afetlerden iklim risklerine, tarımdan sanayiye, ticaretten kentsel dönüşüme kadar sigorta ekonomik değerlerin korunmasının temel araçlarından biri. Sigortacılığın OVP’deki ekonomik güvenlik ve dayanıklılık hedefinde stratejik bir rolü var.
- 2030 hedefi, yüzde 5 penetrasyon, 50 milyar dolar. Bu hedef daha fazla vatandaş, işletme, konut, fabrika ve yatırımın güvence altına alınması demek. Deprem, doğal afetler, iklim, kentsel dönüşüm ve yeni riskler bu hedefin merkezinde. Sigortanın sorumluluğu hasardan sonra değil, hasardan önce başlamalı. 50 milyar dolar bizim için bir ciro hedefi değil; daha fazla riskin güvence altına alınmasının sonucudur.
RİSKİ PAYLAŞMAYALIM, RİSKİ BİRLİKTE YÖNETELİM
- Türkiye yalnızca büyüyen bir sigorta pazarı değil, büyüyen bir sigortalanabilir risk pazarıdır. Reasürans sektörünü yalnızca kapasite sağlayıcımız olarak değil, Türkiye’nin dayanıklılık ortağı olarak görüyoruz. Riski reasüransçıya devretmeden önce kendi ülkemizde daha iyi yönetmek zorundayız.
- Uluslararası reasürans piyasasıyla ilişkiyi kısa vadeli fiyat ve yenileme ilişkisinin ötesine taşıyalım. Ortak hedef; koruma açığını azaltmak, yeni kapasite yaratmak ve dayanıklılığı artırmak. Türkiye kendi risk kalitesini yükseltirken, uluslararası reasürans piyasası uzun vadeli ortaklık ve kapasite sağlasın. Gelin, yalnızca riski paylaşmayalım; riski birlikte yönetelim.














