AXA Türkiye’nin desteğiyle, Akdeniz Arkeolojisi Derneği’nin yürüttüğü su altı arkeoloji çalışmalarında çığır açacak gelişme yaşandı ve dünyanın ilk endüstriyel ürününü taşıyan gemi batığı Antalya’nın Kumluca ilçesinde bulundu. Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hakan Öniz ile AXA Türkiye İcra Kurulu Üyesi Onur Koçkar bu önemli buluşun detaylarını birlikte anlattı.

Editör: AYTAÇ NALLAR
AXA Türkiye’nin desteğiyle, Akdeniz Arkeolojisi Derneği’nin yürüttüğü su altı arkeoloji çalışmalarında çığır açacak gelişme yaşandı ve dünyanın ilk endüstriyel ürününü taşıyan gemi batığı Antalya’nın Kumluca ilçesinde bulundu. AXA Türkiye, Akdeniz Arkeolojisi Derneği ile yaptığı işbirliği neticesinde; Antalya açıklarında yer alan Kumluca ve Finike batıkları gibi önemli keşifler koruma altına alınıyor.
Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hakan Öniz ile AXA Türkiye İcra Kurulu Üyesi Onur Koçkar hem işbirliğini hem de sualtı arkeoloji çalışmalarında yaşananları değerlendirdi.
ÖNİZ: İLK KEZ BÖYLE BİR BATIK BULUNUYOR
Hakan Öniz, Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan beldesinde 55 metre derinliklerde günümüzden 2150 sene önce batan ve tabak taşıyan, dünya deniz ticareti için de önemli bir gemi batığı bulduklarını belirterek, şunları söyledi:
“İlk kez böyle bir batık bulunuyor. Batık, Hatay ilimizin Arsuz bölgesinden yola çıkmış. Elimizdeki veriler bunu gösteriyor ve muhtemelen Roma’ya gidiyor. Çünkü Roma, Antakya bölgesinde üretilen bu tabakların bir numaralı müşterisi. Tabaklar yolda giderken fırtına sırasında gemi ile birlikte batıyorlar. 6500 civarındaki tabağı, sanki denize dün düşmüş gibi ortaya çıkardık. Bu tabaklar nasıl bugüne geldi? Çok enteresan bir şekilde bunların nasıl ambalajlandığını bulduk. Zaten 2150 sene önce insanlar bunu ambalajlarken her iki tabağın arasına oradaki tabak üretim killerinden koyuyorlar ve tabaklar birbirine temas etmiyor. Daha sonra bunları ahşap sandıklar içerisine yerleştiriyorlar. Sandıkların da bir miktar kalıntılarını bulduk ve bu kil ve iyi muhafaza edilmiş sandıklar günümüze kadar tabakların ulaşmasına vesile oldu. İlk defa böyle bir şey oluyor. Çünkü bir kara kazısında bile bütün bir tabak bulmak çok zor. Bir tabak bulduğunuz zaman o kazı, birkaç hafta boyunca sevinçle bunu karşılıyor. Ama biz binlerce tabak çıkarttık ve daha binlercesi aşağıda. Kazı çalışmalarımız devam ediyor.”
ENDÜSTRİYEL ÜRÜN TAŞIYAN İLK BATIK
Hakan Öniz, AXA Türkiye’nin katkıları ve Kültür Bakanlığının projesi kapsamında, dünyanın en büyük arkeoloji gemilerinden bir tanesini kullanarak, çalışmaları yürüttüklerini, çalışmalarda bugüne kadar Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında 422 arkeolojik nitelikte gemi batığı belgelediklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu gemi batıklarının çok az bir kısmı bizim Tunç Çağı dediğimiz milattan önce üç bin ila üç bin iki yüz yılları arasına tarihleniyor. Yani günümüzden üç bin ila üç bin iki yüz sene öncesinin deniz ticaretini aydınlatan gemi batıklarımız var. Bunlardan bir tanesi Orta Tunç Çağı dediğimiz milattan önce 16-17’inci yüzyıla tarihlenen, muhtemelen Kıbrıs’ın Trodos dağlarından çıkartılan bakır madenini Girit’teki Minos uygarlığına götüren bir gemi batığı belgeledik. Gemimizden 100’DEN fazla külçe çıkartmış durumdayız. Böylelikle dünyanın ilk endüstriyel ürününü taşıyan gemi batığını yine Antalya’nın Kumluca ilçesinde kazdık. Bunun kazısı hala devam ediyor ama az bir zamanı kaldı, sona ermesine. Bunun eserleri de önümüzdeki aylarda Kültür Bakanlığının Haydarpaşa’da açmak üzere olduğu müzede hem de Kemerdeki Akdeniz Sualtı Müzesinde sergilenecek. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki dünyanın en eski batıklarını buluyoruz ve dünya deniz ticaretine her geçen gün farklı bir katkıda bulunuyoruz.”
Hakan Öniz, yapılan çalışmalarda iklim değişikliğini denizin içinde yakından gözlemlediklerini de vurgulayarak, “Bundan on sene önce kazı yaparken görmediğimiz türler bugün artık bizimle birlikte suyun altında. Örneğin, aslan balıkları ya da balon balıkları bizimle birlikte kazılarda varlıklarını gösteriyorlar. Böyle bir durum var, iklim değişikliğine biz de bu bağlamda şahit oluyoruz” dedi.
AXA TÜRKİYE İLE YOLLAR NASIL KESİŞTİ?
AXA Türkiye İcra Kurulu Üyesi Onur Koçkar, Hakan Öniz ile işbirliklerine nasıl Değerler Ortağı olduklarına değinerek, “Biz sadece mevcut varlıklarımızı değil, kültürel mirasımızı, kültürel varlıklarımızı da korumayı kendimize bir amaç olarak belirledik. Yani dünyada risklere dikkat çekerken, çeşitli risklerle mücadele için projeleri desteklerken, aynı zamanda geçmişimizi öğrenmeden, anlamadan geleceğimizi de korumanın mümkün olmayacağı düşüncesiyle Hakan Hocanın liderliğinde yürütülen çalışmaları duyduk, öğrendik ve böylece yollarımız kesişti. Bizim yaptığımız işbirliklerinin özünde bu çalışmaların sürdürülebilirliğinin devamlılığını sağlamak ve hızlandırmak var. Dolayısıyla biz böyle tek seferlik bir finansal destek ya da kısa bir dönemi kapsayan bir işbirliğinden değil, uzun yıllara yayılan bir işbirliği içerisindeyiz” dedi.
Koçkar, Akdeniz Arkeolojisi Derneği’nin çalışmalarının, dünyada akademik çevrelerde büyük yankı uyandırdığını da belirterek, “Biz de bu çalışmaları finansal olarak destekliyoruz hem de uluslararası toplumda ve ülkemizde daha fazla tanınmasına destek oluyoruz. Kamu da buraya çok büyük kaynak ayırıyor” şeklinde konuştu.
KOÇKAR: DÜNYA İLE İŞBİRLİĞİNİN SONUÇLARI PAYLAŞILACAK
Onur Koçkar, Akdeniz Arkeolojisi Derneği’nin yürüttüğü çalışmaların sadece kültürel mirası korumakla kalmadığını, iklim değişikliği kaynaklı değişimlere de şahit olduklarını vurgulayarak, şunları söyledi:
“Akdeniz Arkeolojisi Derneği’nin su altında yürüttüğü çalışmalar sadece kültürel mirasımızı korumakla kalmıyor, aynı zamanda Akdeniz’de yaşanan iklim değişikliği kaynaklı değişimlerin ve bunun etkilerinin de farkında olmamıza, anlamamıza yardımcı oluyor. Biyoçeşitliliğin nasıl değiştiği, su altındaki yaşamın nasıl farklılaştığını, dolayısıyla iklim kaynaklı riskleri ortaya çıkarıyor ki, dünyanın şu anda en önemli doğrudan ve dolaylı risklerinin kaynağı iklim değişikliği olarak kabul ediliyor. Bunların Akdeniz’i, su altını nasıl etkilediği bu çalışmalarla besleniyor. Bu araştırmalar sırasında toplanan veriler aynı zamanda yurtdışında iklim değişikliğinin denizlere olan etkisini inceleyen farklı gruplarla birlikte, ortak çalışmalarla birlikte bilimsel projeler, bilimsel çalışmalar, akademik çalışmalar haline getirilecek ve tüm dünyayla bu işbirliğinin yarattığı sonuçlar paylaşılacak.”













