Çarpıcı sel araştırması. 86 milyon bile bile riskli bölgelerde yaşıyor

Araştırmaya göre artan sel baskınlarına rağmen 15 yılda sel bölgelerinde yaşayan insan sayısı 58 milyon arttı. Bu, 2000 yılından bu yana sellere maruz kalan dünya nüfusunun oranında yüzde 24’lük bir artışa işaret ediyor. 2000’den bu yana 913 büyük sel olayında 2 milyar metrekare arazi sular altında kaldı ve 290 milyon insanı etkiledi. 

İklim değişikliği taşkınları daha yaygın ve daha ölümcül hale getirse de taşkın bölgelerinde yaşayan dünya nüfusunun oranı katlanarak artıyor. Araştırmaya göre, 15 yılda sel bölgelerinde yaşayan insan sayısı 58 milyon arttı.

Bloomberg’te yer alan yeni araştırmaya göre, şehirler riskli bölgelerde gelişmeye ve büyümeye devam edecek. Bloomberg, Natura Dergisinin araştırmasına dayanarak, haber yaptı. Araştırmaya göre, 2000’den 2015’e kadar, sele eğilimli bölgelerde yaşayan insan sayısı tahminen 58 milyon artarak 86 milyona çıktı. Bu, 2000 yılından bu yana sellere maruz kalan dünya nüfusunun oranında yüzde 24’lük bir artışa işaret ediyor. Buna, kentsel gelişme, küresel göç gibi kriterler de eklendiğinde sellere maruz kalan dünya nüfusu oranında artış 10 kat daha yüksek.

Sellerden 290 Milyon Kişi Etkilendi

Natura Dergisinin çalışmasında, 2000’den bu yana 913 büyük sel olayını haritalamak için bir uydu görüntüsü kullanıldı. Sel haritalarına göre, 20 yılda yaklaşık 2 milyar metrekare arazi sular altında kaldı ve 255 milyon ila 290 milyon insanı etkiledi. Habere göre, iklim değişikliğinin, işleri daha da kötüleştirmesi beklenirken, kalkınma ve demografik değişim sorunu daha da kötüleştirebilecek.

Sellerin Yüzde 90’ı Güney ve Güneydoğu Asya’da Meydana Geldi

Araştırmaya göre, analiz edilen sellerin yaklaşık yüzde 90’ı Güney ve Güneydoğu Asya’da meydana geldi; Dakka ve Bangladeş gibi büyük nehir havzalarına sahip ve büyük nüfus artışı görülen bölgelerde yüksek sel sorunu yaşandı. Dört kıtadaki 32 ülkede, sele maruz kalan nüfus, toplam nüfus artışından daha yüksek bir oranda artıyor, Hindistan ve Afrika’daki bazı ülkelerde özellikle sel felaketinde büyük artışlar yaşanıyor. Araştırmaya göre, 2030 yılına kadar, büyük ölçüde Avrupa ve Kuzey Amerika’da bulunan 25 ülke benzer zorluklarla karşı karşıya kalacak.

En Yaygın Sel Baskınları Şiddetli Yağışlardan

Analiz ayrıca, tüm olayların 750’den fazlasını oluşturan en yaygın sel baskınlarının şiddetli yağışlardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Bu, yalnızca artan aşırı hava olaylarından değil kentsel su baskınlarından da kaynaklanıyor. Diğer yaygın sel türleri arasında tropik fırtınalar, kar ve buz erimesi ve baraj kırılmaları yer alıyor.

Araştırmacılara göre, duvarlar ve barajların koruyucu altyapı oluşturduğuna yönelik yanlış kanı nedeniyle daha fazla insan sele eğilimli alanlarda yerleşmeye teşvik ediliyor. Ancak bu durumun sonuçları ölümcül oluyor. Ağustos 2008’de, Nepal ile Hindistan arasındaki Kosi Nehri’ni içerecek şekilde tasarlanan set kısmen çöktü ve Hindistan’ın en fakir eyaletlerinden biri olan Bihar’da yaklaşık 3 milyon insanı evsiz bırakan yıkıcı bir sel ile sonuçlandı.

Bu olay bir kerede de yaşanmadı. Kosi Nehri neredeyse her yıl sular altında kalıyor ve binlerce kişi evlerini terk etmeye zorlanıyor. Araştırmaya göre de genellikle en savunmasız olanlar, ekonomik ve politik nedenlerle yüksek riskli bölgelere yerleşmeye zorlanan yoksul nüfuslar.