
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) 2026 yılı ilk altı ay sonuçlarını yayınladı. Gündeme getirmek istediğim konu, TSB sonuçları arasındaki sağlık sigortacılığı farkındalık artışı. Aslında genelde sigorta farkındalığı artıyor ama 2026 ilk altı ayında en çok farkındalık artışı, sağlık sigortaları ile birlikte olan bazı branşlarda görülmüş. Verilere göre, sigortalıların sağlık sigortasına olan ilgisinin de artmakta olduğu görülüyor. Bir yandan yaşlanan nüfus bir yandan çeşitlenen sigorta poliçeleri daha çok sağlık sigortası talebine yönelik artışı tetiklemekte.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) 2026 yılı ilk altı ay sonuçlarını yayınladı. Buna göre, 743,8 milyar lira prim üreten sigorta sektörü, önceki yıla göre üçte bir oranına yaklaşan büyüme göstermiş. 498,5 milyar TL hasar ödemesi gerçekleştirilirken, toplam 1,3 katrilyon TL’lik teminat hacmi ve 3,2 trilyon TL’lik fon büyüklüğü bu dönemin en göze çarpan büyüklükleri olmuş.
Bununla birlikte sigortacılığın milli gelire oranını gösteren penetrasyon oranı, 2025 yılı sonu itibarıyla yüzde 2,62’ye yükselmiş. 2030 yılı için hedeflenenin yüzde 4,7 olduğu hatırlanırsa, bu hedefe ulaşmak zor olmayacak gibi…
Farkındalık ve Aidiyet Artışı
Bugün gündeme getirmek istediğim konu, sözünü ettiğim TSB sonuçları arasındaki sağlık sigortacılığı farkındalık artışı. Aslında genelde sigorta farkındalığı artıyor ama 2026 ilk altı ayında en çok farkındalık artışı, sağlık sigortaları ile birlikte olan bazı branşlarda görülmüş.
Verilere göre, sigortalıların sağlık sigortasına olan ilgisinin de artmakta olduğu görülüyor. Bir yandan yaşlanan nüfus bir yandan çeşitlenen sigorta poliçeleri daha çok sağlık sigortası talebine yönelik artışı tetiklemekte. Kamunun yaşlı bakım sigortası hazırlıklarını tamamlayacak modellerle, artan bu ihtiyaçlar birlikte düşünüldüğünde sağlık sigortacılığının büyüme alanlarının hem genişleyeceği hem de çeşitleneceğini öngörmek hiç de zor olmayacaktır.
Öte yandan, TSB Mayıs 2026 analizine göre Türkiye’de 9,6 milyon yürürlükte sağlık sigortası poliçesi ve 8,4 milyon tekil sigortalı bulunuyor. Sağlık sigortalıları, istihdamdaki nüfusun dörtte birini aşmış olsa bile, özel sağlık sigortası kapsamı dışında olan nüfus hiç de az değil. Bu yüzden, sağlık sigortasını çalışanlar için önemli bir aidiyet aracı olabileceğini düşünen sigorta yöneticilerinin sayısı giderek artıyor. Özel sohbetlerden, yeni ürün tasarım ve çeşitliliğine kadar bu yaklaşımın birçok farklı örneği verilebilir. Yani, sağlık sigortacılığını stratejik bir yatırım olarak görenlerin artışına şaşmamak gerekiyor.
Aidiyet duygusundaki artış çalışanların beklentilerini de şekillendirecektir. Doğaldır ki böyle bir talep, sigorta sektörü karar vericilerini de sağlık sigortacılığında yenilikçi ürünlere zorlayacaktır. Özellikle kurumsal poliçelerde yaşanabilecek bu yenilikçi yaklaşımlar, kamu ve özel sağlık sigortacılığının “birlikte çalışabilirlik” model arayışlarını beraberinde getirebilir.
Holistik Bakış
2025 TSB Sektör Raporu verilerine bakıldığında; prim üretimi artışı kadar, talebin odaklandığı alanları da görmek mümkündür. Sağlık sigortacılığı hem üretim hem de talep yönünden belirgin bir büyüme gösteren sayılı alanlardandır. Zira, bazı branşlarda poliçe adetlerinde büyümenin görülmediği alanlar da bulunmaktadır.
İşte tam bu yüzden, sigorta ihtiyacının ne yönde değiştiği iyi analiz edilmelidir. Bu bağlamda, merkezden uç noktaya değil, belki de uçtan merkeze bakmak gerekebilir. Böylece, dağıtım kanallarının sadece tek bir ürün yerine sigortalının tüm risklerini yöneten bir bakışa kavuşturulması hedeflenebilir. Her alanda olduğu gibi, burada da holistik yani bütüncül bakış düşünülebilir. Sağlık riskini, diğer risklerle beraber yöneten bir sigortacılık anlayışı, dağıtım kanallarından başlayarak daha dengeli bir risk dağılımını sağlayabilir.
Klasik sigorta branşları ile beraber oluşturulacak poliçeler gibi, yeni yeni sigorta ürünleri de düşünülebilir. Örneğin, yaşlı bakım sigortası bugünlerde tekrar tartışılmaya başlandı. Oluşturulacak model, genç yaşta başlatılabilecek çalışan prim kesintileriyle havuzu büyüteceği gibi, dünya örneklerinde de görüleceği üzere, özel sektörün sınırlı alan ve içerikte modele katkılarının gerçekleşebileceği tasarımlar için harekete bile geçilebilir.
Uzun Ömür Takibi
Geçenlerde, “Uzun Ömür Yarışı” adlı bir habere rastladım. XPRIZE Healthspan 2026 Finalistleri adı altında aşağıda adları ve ülkeleri sıralanan finalistler açıklandı https://www.xprize.org/news/10-finalist-teams-awarded-1m-to-advance-in-xprize-healthspan-101-million-race-to-transform-healthy-aging);
- AgelessRx (ABD),
- Goda Laboratuvarı (Japonya),
- Johns Hopkins (ABD),
- Longeveron (ABD),
- Minicircle (ABD),
- Mitokondriyal All Stars (ABD),
- NYC-Vita (ABD),
- RETRO-EPIGERNA (Çin),
- RPRGAON-Progeria (Güney Kore),
- ZAMAN GEZGİNİ (Japonya).
Amacı, tedaviden sonraki bir yıl içinde kas, bilişsel ve bağışıklık fonksiyonlarını en az 10 yıl boyunca izleyerek güvenli ve erişilebilir tedaviler geliştirmek olarak açıklanan çalışma uzun ömür biliminin şu alanlarını kapsıyor: rejeneratif tıp ve kök hücre terapileri, gen tabanlı ve
mitokondriyal tedaviler, yeni ilaçlar ve biyolojik ilaçlar, ekstraselülük veziküller, mevcut ilaçların, nutrasötiklerin ve yaşam tarzı müdahalelerinin kişiselleştirilmiş kombinasyonları.
2026’dan 2029’a kadar finalistler klinik denemelere yönelecek ve yarışmanın nihai olarak 2030’da 81 milyon dolara kadar nihai ödüllerle sona ermesi planlanıyor.
Futurist Ufuk TARHAN, geçenlerde “Sağlık Sektöründe Trilyon Dolarlık Pazarlar Yaratacak Teknolojiler” başlığı altında sekiz alandaki büyümeye ilişkin görüşlerini paylaştı (https://x.com/futuristufuk/status/2085595023878369321). Bunlar; yaşlanma karşıtı ilaçlar, yenileyici tıp, erken hastalık tespit sistemleri, uzun ömür odaklı sağlık klinikleri, yapay zeka destekli sağlık tahmin platformları, uzun ömür sigortaları ve finansal ürünler, yaşlanan nüfus için teknolojiler, kamu destekli uzun ömür altyapısı başlıklarından oluşuyor.
Sonunda da şu tavsiyelerde bulunuyor; sağlıklı kalmak için akıllı ve disiplinli yaşamalı, teknoloji ve yatırım sağlık alanına yönelmeli, geleceğin mesleklerini arayanlar buna göre düşünmeli, liderler, uzun yaşam ekonomisini yatırım planlarına almalı.
İki Kilit
Konuyu, Osman Müftüoğlu Hoca’nın sözünü ettiği “modern longevity’nin iki kilidi” görüşünü aktardığı yazısının bir bölümü ile tamamlamamın uygun olduğunu düşünüyorum (https://www.sabah.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/2026/08/03/longevitynin-iki-kilidi-var); ilk kilit hayata yıl eklemek, ikincisi ise yıllara hayat eklemek. Osman Hoca, asıl meselenin “artık kaç yıl yaşayacağımız değil, o yılları nasıl yaşayacağımız” sorusunu soruyor ve “90 yaşına ulaşmak başarıdır ama 70 yaşından sonra hareket edememek, yalnız kalmak, başkalarına bağımlı yaşamak ya da hafızamızı kaybetmek bu başarının eksik kaldığını gösterir” vurgusunu yapıyor. Bu bağlamda, modern “Geroscience” ana hedeflerinden biri “hastalığın sıkıştırılması” olduğunu belirterek, amaç ömrün son 15-20 yılını hastalıklarla geçirmek değil, sağlıklı dönemi mümkün olduğunca uzatıp hastalık dönemini hayatın en son bölümüne sıkıştırmak olduğunun altını çiziyor. Bu yüzden de, longevity yalnızca doktorların işi değildir başlığının altında kaldırımlardan evlere, dengeli bir bütçeden dostluklara kadar bir çok değişken sıralıyor…
Bu hafta konusunda aynı tema altında uzmanlaşmış saygın kişilerin görüşlerini de içeren bir ufuk turu yapmış olduk. Zaten onların söylediklerine ve yazdıklarına benim bir ekleme yapmam beklenemez. Sağlık sigortacılığıyla başlayıp sağlıklı yaş almak ile tamamlamak istedim. Bu kapsamda da yeni ufuklar ve gelecek öngörülerini paylaştık.
TÜİK; ortalama sağlıklı yaşam süresini 57 yıl olarak açıkladı. 65 yaşında ortalama yaşam süresi ise 18 yıl olarak bildirilmişti. Sonuç olarak, TÜİK istatistiklerine göre, 65 yaşındaki bir kişinin 83 yaşına kadar yaşayacağı ve bunun 57 yılının sağlıklı olacağı öngörülürse kalan son 25 yılının sağlıksız şekilde geçebileceğini hesaplamak mümkündür. Bu süre hem kişi hem toplum açısından çok uzun bir süredir. Bu süreye yönelik olarak önceden düşünerek model oluşturmak sadece yöneticilerin hatta sağlık yöneticilerinin değil, hepimizin ortak önceliği olmalıdır.














