
2026 ilk çeyrek TSB verilerine göre, sigortacılık prim üretimindeki yüzde 30’a olarak açıklanmış. Bu veriler enflasyondan arındırıldığında, reel büyüme epeyce sınırlı kalmaktadır. Sağlık sigortalarında üretim büyümesi fazla olsa bile, medikal enflasyon yüksekliği maliyet ve sürdürülebilirlik sıkıntılarına yol açmaktadır. Sigortacılık genelinde ve sağlık sigortacılığı özelinde teknik yaklaşım ve uzun dönemli kârlılık bakışına ihtiyaç artık daha öne çıkmaktadır. “Herkesin yaptığını değil yapmadığı yapan” anlayışı ile fark oluşturabilir. Sadece fark oluşturmaz ve hangi sektörde olursa olsun aynı zamanda aranan olur.

Bu hafta iki ayrı konuya değineceğim; ilki sigortacılık, ikincisi ise Avrupa Birliği’nin sağlık sektöründeki kritik adımı olarak nitelendirilen “Kritik İlaçlar Yasası” konusu.
Önümüzdeki hafta da sigortacılık ile yakından ilgili 2026 dünya hastanecilik sıralamasını aktaracağım. 32 ülkeden 2530 en iyi hastane listesinde Türkiye’den 35 hastanenin yer aldığını paylaşacağım.
Sigortacılık ve Risk
Sigortacılık teorisinde de pratiğinde de hep dikkat edilmesi gereken birkaç önemli başlıkla başlamak istiyorum. Bir riskin sigorta edilebilmesi için; gerçekleşmemiş olması ama gerçekleşme ihtimali bulunması gerekir ama ne zaman gerçekleşeceği de bilinmemelidir. Bu arada sigortacılık yalnızca risk gerçekleştiğinde ödeme yapan bir yapı olarak görülmemelidir.
Özellikle, sağlık sigortacılığında dünyada ve Türkiye’de gelinen noktaya bakıldığında, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından 2026 Nisan ayında paylaşılan “Sigorta ve Emeklilik Sektörü Durum Belgesi” adlı Rapor verilerle desteklenerek önemli konuları gündeme taşımaktadır (https://www.tsb.org.tr/content/Broadcasts/TSB%20DURUM%20BELGES%C4%B0.pdf).
Hatta, TSB daha da ileri bir vizyonla, sigortacılığı; ekonomik dayanıklılığı güçlendiren, tasarrufları büyüten ve finansal istikrarın geleceğine katkı sağlayan stratejik bir aktör olarak ifade etmektedir. İster bireysel ister kurumsal açıdan bakılsın sağlık sigortacılığında da bu yaklaşım; kapsayıcılık, erişilebilirlik ve sürdürülebilirlik açısından olmazsa olmazdır.
2030 vizyonu doğrultusunda; bugüne göre iki kat büyüme, toplam prim üretiminin 50 milyar Amerikan doları olması ve sigorta penetrasyon oranının yüzde 4,7 düzeyine yükseltilmesi hedefleniyor. Sigorta penetrasyon oranı kavramının, toplanan toplam sigorta primlerinin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı olduğu hatırlanırsa, ekonomik büyüklük ve sigortacılık alanındaki gelişmişlik düzeyini gösteren makroekonomik gösterge olduğu kolaylıkla görülecektir. Böyle bir hedef, yalnızca niceliksel bir büyümeyi değil; sigortacılığın ekonomideki ağırlığının artması, risklerin geniş tabana yayılması ve finansal sistemin derinleştirilmesini gösterecektir.
Mevzuat düzenleme önerilerini içeren dünyaya uyumun sağlanmasına yönelik başlıklar bulunmaktadır. Hukukî güvenlik ilkesinin belirlilik, geçmişe etkili düzenleme yasağı ve güvenin korunması olmak üzere üç alt başlık içerdiği Rapor, sağlık ve hayat branşları başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verilerin işlendiği sigorta branşları için kişisel veriler ile ilgili düzenlemelere ilişkin mevzuat uyumunun sağlanmasını özellikle vurgulamaktadır.
Hedef Yeni ve Genç Sigortalılar
2026 ilk çeyrek TSB verilerine göre, sigortacılık prim üretimindeki yüzde 30’a olarak açıklanmış. Bu veriler enflasyondan arındırıldığında, reel büyüme epeyce sınırlı kalmaktadır. Sağlık sigortalarında üretim büyümesi fazla olsa bile, medikal enflasyon yüksekliği maliyet ve sürdürülebilirlik sıkıntılarına yol açmaktadır.
Sigortacılık genelinde ve sağlık sigortacılığı özelinde teknik yaklaşım ve uzun dönemli kârlılık bakışına ihtiyaç artık daha öne çıkmaktadır. “Herkesin yaptığını değil yapmadığı yapan” anlayışı ile fark oluşturabilir. Sadece fark oluşturmaz ve hangi sektörde olursa olsun aynı zamanda aranan olur.
Yaklaşım, daha fazla poliçe üretmek yerine, doğru riski doğru fiyatlama yapanlar gelecekte daha çok aranan olmalıdır. Bu bağlamda; dijital satış ve pazarlama kanalları, ekosistemde gerekirse rakiplerle de iş birliği ve genç nüfusa yönelerek yeni sigortalılar hedeflenmelidir.
Ayrıca, “kritik hastalıklar” konusundaki yararlar da dikkate alındığında, uzun süreli sigortaların erken yaşlarda alınması ile önlenen yaşam kayıplarıyla kalp hastalıkları ve kanserden ölüm riski daha önceden tespit edilerek koruyucu ve sağlığı geliştirici önlemler almak kolaylaşacaktır.
Alana Özgü Eğitimli İnsan Kaynağı
Sigorta sektörünün 2030 vizyonunda yer aldığı gibi, sağlık alanında da büyümesi, yeni yeni ürünlerle çeşitliliğini artırması, genç nüfusu hedefleri arasında önceliklendirmesi gibi doğru olacaktır. Güçlü, alana özgü eğitim almış donanımlı insan kaynağı altyapısı da bu sürece ciddi destek sağlayacaktır.
Hep sıralandığı gibi; dijitalleşme, siber tehditler, yeni dağıtım modellerine odaklanmak doğru bir tercih olur. Böylelikle sadece nicelik değil, nitelik artışı ile kapasite büyümesi de yaşanabilir. Bunlar değişim ve dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak dikkate alınmalıdır.
Bu bağlamda; başlatılan üniversitelerle iş birliğinin farklı modellerle artarak devamı çok önemlidir. Eğitim programlarının teşviki, ilgili bölüm öğrencilerinin kısa ve uzun dönem staj imkanlarının geliştirilmesi, yurtiçi yurtdışı burs programları oluşturularak gönüllü, nitelikli adayların kazandırılması burada akla gelen ilk başlıklar olabilir.
Sağlık sigortacılığının kendine özgü kısıtlılıklarını da dikkate alacak biçimde karar verici süreçlere ekosistem paydaşlarının katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Özellikle yeni işe başlayacaklar, halen çalışanlar ve aracılara yönelik güncel müfredatla eğitim ve sertifikasyon ön şart haline getirilmelidir.
www.halukozsari.com.tr, halukozsari@gmail.com, hozsari@iuc.edu.tr















