Sigorta sektörü üzerinde suç gelirleri aklanır mı?

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK), sigorta, emeklilik sektörüne yönelik rapor hazırladı. Raporda, sigorta sektörü ile bireysel emeklilik şirketlerinin, Türkiye’de aklama ve terörizmin finansmanı açısından düşük riskli olarak görüldüğüne değinildi. Raporda, sigorta ve emeklilik sektörünün aklama faaliyetlerinde kullanılmasına ilişkin yöntemlere de değinildi. Peki, o raporda neler var ve sigorta sektörü aklama ve terörizmin finansmanında neden düşük riskli grupta?

Editör: Oben ÜNÜVAR

Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK), 2020 yılının nisan ayında, Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri İle Sigorta ve Reasürans Brokerleri Sektör Araştırma Raporu yayımladı. Raporda, Sektöre Ait Aklama/Terörizmin Finansmanı (KA/TF) Riskleri’ne de yer verdi. Raporun ardından da Türkiye Sigorta Birliği, geçtiğimiz temmuz ayında, Aklama, Terörizmin ve Kitle İmha Silahlarının Finansmanı İle Mücadelede Sigorta ve Bireysel Emeklilik Sektör Rehberi yayımladı.

Peki, MASAK’ın raporunda sigorta ve emeklilik sektöründe aklama ve terörizmin finansmanı konularında hangi noktalara dikkat çekiliyor?

DÜŞÜK RİSKLİ AMA MÜMKÜN

Sigorta sektörü ile bireysel emeklilik şirketlerinin, Türkiye’de aklama ve terörizmin finansmanı açısından düşük riskli olarak görülmekle birlikte suçlular tarafından aklama faaliyetlerinde kullanılmaları mümkün olduğuna değinilen raporda, suçluların, sigorta sektörünü kullanarak sigorta bedelini sahte işlemler yoluyla gerçek bedelinden yüksek göstermek, sigorta konusunun birden fazla sigorta şirketine sigorta ettirmek, kasıtlı hasar meydana getirmek, sigortasız hasarları sigortalı gibi göstermek gibi hasar meydana geldikten sonra yolsuzluklar yapmak suretiyle suç gelirlerini aklayabildikleri vurgulanıyor.

Bu şekilde yasadışı şekilde elde edilmiş mal ve eşyanın hasara uğratılmak suretiyle yasal hale getirildiğinin belirtildiği raporda, “Suç gelirlerini aklama faaliyetlerinde sahte hasarların yanında hayat sigorta poliçeleri ve emeklilik programları da kullanılabilmektedir. Şöyle ki; aklayıcılar tarafından kullanılan sahte ölüm belgeleri veya yüksek sigorta bedeli olan kısa süreli vefat poliçeleri rahatlıkla yasal paraya dönüştürülebilmektedir. Suç gelirlerinin aklanmasında kullanılan diğer ürünlerine örnek olarak yüksek prim ödemeli ve belli bir süre sonra paraya çevrilebilen hayat poliçeleri, oldukça yüksek miktarda tek prim ödeyerek alınmış emeklilik programları sayılabilir” deniyor.

AKLAMA FAALİYETLERİNE İLİŞKİN YÖNTEMLER NELER?

Raporda, sigorta ve emeklilik sektörünün aklama faaliyetlerinde kullanılmasına ilişkin yöntemlere de değinilerek, bu konuda şu tespitler yapılıyor:

HAYAT SİGORTALARI YOLUYLA AKLAMA

Hayat sigortaları; müşterinin büyük miktarlı fonları finansal sisteme yerleştirebilmesine ve kaynaklarını gizlemek için iz bırakmadan transferine imkan tanıması, yatırım ve fon biriktirme aracı olması, nakit iştira değeri içermesi, kredi işlemlerinde teminat olarak gösterilebilmesi, sigorta poliçelerinin sigortacının bilgisi dahilinde ya da bilgisi olmadan (hamiline poliçeler) üçüncü bir kişiye devredilebilmesi, erken iptal maliyetine katlanarak sigorta poliçelerinin süresinden önce iptal edilebilmesi, çeşitli yollarla sigorta primlerinin üstündeki tutarlarda ödeme yapılması ve ardından fazla ödenen kısmın iadesinin talep edilmesine olanak tanıması gibi nedenlerle hayat dışı sigortalara göre suç gelirlerinin aklanmasına daha elverişlidir.

Hayat sigortalarında örneğin AIDS hastalığının artmasıyla birlikte hastaların sahip olduğu poliçelerin bir ikincil piyasası oluşmuştur. Hastalar öleceklerini bildiklerinden poliçelerini kalan günlerini iyi geçirmek için satmakta, alanlar ise iskontolu olarak aldıklarından aradaki fark kadar kar elde etmektedirler. Aklayıcılar da bu poliçeleri nakit karşılığı ve ikinci el piyasalarda oluşan fiyatından fazlasını vererek yani gerçek bedeline göre düşük iskontolarla almaktadırlar.

HAYAT DIŞI SİGORTALAR YOLUYLA AKLAMA

Suçtan elde edilen gelirlerle fonlanan hayat dışı sigorta primleri, sahte hasar talepleri oluşturulması ya da kundaklama gibi hasar talebine yol açacak muvazaalı faaliyetlerle hasar oluşturulması yoluyla sigorta şirketinden hasar ödemesi talebinde bulunulması şeklinde geri istenmekte; böylece yasadışı fonların aklanmış bir şekilde geri alınması mümkün olmaktadır. Aklayıcı tarafından sigorta şirketine malvarlığının gerçek bedelinden daha düşük bir bedel üzerinden sigortalanan malvarlığı, üçüncü kişilere, kurumlara gerçek bedel üzerinden sigortalanmış gibi gösterilerek, malvarlığı hasara uğradığında veya uğratıldığında, hasar, malvarlığının gerçek sigorta bedeli üzerinden karşılanmış gibi gösterilmektedir. Gerçekte ise eksik sigorta bedeli ile gerçek sigorta bedeli arasındaki fark aklanan suç gelirlerini oluşturmaktadır.

SİGORTA ARACILARI ÖNEMLİ ROLE SAHİP

Hayat ve hayat dışı sigortacılık alanlarında faaliyet gösteren sigorta aracıları da suç gelirlerinin aklanmasında ya da aklanmasının önlenmesinde önemli bir role sahiptirler. Sigorta şirketine bağlı ya da sigorta şirketinden bağımsız çalışan sigorta aracıları poliçe sahibi ile doğrudan ilişki içindedirler. Bu nedenle aklama göstergesi sayılabilecek birtakım faaliyetleri ilk anda gözlemleyebilmektedirler. Hatta çoğu zaman sigorta şirketlerince poliçe sahibi hakkında bilinmeyen hususlar aracılar tarafından bilinebilmektedir.

Sigorta aracılarının (acente, broker) aklamayla mücadele gerekliliği ve yöntemleri, bu amaçla ülkeler tarafından alınan tedbirler (müşterini tanı ilkesi, şüpheli işlem bildirimi vb.) hususlarında bilgi sahibi olmamaları, çok az bilgi sahibi olmaları ya da bu hususlarda ilgisiz ve gayretsiz olmaları nedeniyle, suç gelirlerinin bu kişiler aracılığıyla sigortacılık sektörüne yerleştirilmesi kolayca sağlanabilmektedir.

Sigorta aracıları, kendileri bizzat suç gelirlerinin sisteme yerleştirilmesi hususunda kanallar oluşturabilmektedirler. Bu nedenle sigorta aracılarının suç gelirleriyle mücadele hususunda bilgilendirilmeleri ve bu hususta kendilerine de birtakım önleyici tedbirler uygulanması tüm ülkeler tarafından dikkate alınmaktadır.

REASÜRANS YOLUYLA AKLAMA

Aklama sürecini gerçekleştirmek amacıyla sahte reasürans şirketleri kurmak, yasal reasürans şirketleriyle birlikte aklama sürecini tamamlamak amacıyla sahte sigorta şirketleri kurmak, fonların kaynağını saklamak için suç gelirlerinin normal reasürans işlemlerine karışmasını sağlamak reasürans yoluyla aklama yöntemlerindendir. Reasüransın nakit iştira değeri yoktur ve birikmiş bir değerin üçüncü kişilere transferine imkan vermemektedir.

Sigorta poliçesi sahibi ve sigortalı ile reasürör arasında doğrudan bir bağlantı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, reasürans şirketlerinin aklama amacıyla kullanılmasına yönelik işlemler, karmaşıklıklarıyla aklamaya karşı doğal bir bariyer oluşturmaktadır. Reasüransın kullanılabilmesi, aklayıcıların kendilerinin sigorta acentesi veya sigorta şirketi kurması ve bundan sonra da reasürans şirketiyle sözleşme imzalamaları yoluyla mümkün olabilecektir. Bu yolun oldukça maliyetli ve zahmetli bir süreç olması nedeniyle, reasürans aklama yöntemi olarak oldukça düşük bir risk taşımaktadır.

BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ YOLUYLA AKLAMA

Emeklilik sözleşme süresi içinde katılımcı, herhangi bir anda veya sürekli iş göremezlik durumunun ortaya çıkması halinde bireysel emeklilik sisteminden birikimlerini alarak çıkabilmektedir. Katılımcının ayrılma talebinde bulunması halinde bireysel emeklilik hesabındaki birikimler emeklilik sözleşmesi hükümlerine göre ödenmektedir. Katılımcı böyle bir durumda mali bir kayba uğramaktadır. Ancak hayat sigortalarında olduğu gibi, katlanılacak maliyete rağmen, erken iptal yolunun seçilmesiyle aklayıcılar açısından sistemin kullanılması imkan dahilinde gözükmektedir.

Katılımcı emeklilik sözleşmesi yürürlüğe girmeden önce cayma hakkına sahiptir. Bu şekilde şirkete aktarılmış olan olası suç gelirinin, itibarlı bir emeklilik şirketine ait bir çek veya bu şirketten gelen bir banka havalesi olarak aklayıcıya oldukça kısa süre içinde geri dönmesi mümkün görünmektedir. Ancak bu yöntemin kullanılmasıyla niteliği değiştirilebilecek olan paranın ‘katkı payı veya giriş aidatı’ ile sınırlı olması, yöntemi aklama açısından çok da cazip kılmamaktadır. Emeklilik poliçelerinin aklayıcılar tarafından suiistimal edilmeye çok açık olmadığı yönündeki genel kabul doğrultusunda, konuya ilişkin uluslararası düzenlemelerde kimlik tespitine ilişkin olarak emeklilik poliçelerinde istisnalar getirilmiş ve kolaylaştırılmış CDD (Müşterini Tanı) tedbirleri ile yetinilebileceği ifade edilmiştir.

SİGORTA VE EMEKLİLİK SEKTÖRÜNÜN RİSKİ NEDEN DÜŞÜK?

MASAK’ın raporunda, Türkiye’de, aklama açısından sigorta sektörünün kullanılmasındaki riskin düşük olarak değerlendirildiği de vurgulandı. Raporda, bu konuda şu görüşlere yer verildi:

“Türkiye Sigorta Birliği’nin 2017 tarihli Risk Değerlendirme Raporuna göre sektörün genel anlamda kişi başı yıllık prim tutarının düşük bir miktar olması, banka, broker, acente gibi aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele mevzuatı kapsamında yükümlü grubunda olan kanallar aracılığıyla satış dağıtım yapılması, uzaktan satış uygulamalarının sınırlı sayıda ürün için düşük sayıda şirket tarafından tercih edilmesi, işlemlerin çoğunlukla banka aracılığıyla yapılması, hasar/tazminat belirleme sürecinde bağımsız sigorta eksperleri tarafından hazırlanan raporlara başvurulması, iç kontrol sistemi kapsamındaki kontrollerin yapılması, tazminat tutarının başlangıçta belirlenen kıymetin bedeli ile sınırlı olması, 20.000 TL üzeri poliçelerin uyum görevlisinin sistemsel onayına düşmesi, sektörün bilgi merkezi konumundaki Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) vasıtası ile sigortalara ilişkin bilgilerin online tutulduğu ve takip edilebildiği, bu kapsamda ilgili branşlarda mükerrer poliçe yapılmasının sistemsel olarak engellendiği, SBM altında kurulan Sigorta Sahteciliklerini Engelleme Bürosu (SİSEB) ile organize sigorta sahtekarlıkları tespit edilerek ilgili tüm şirketlere bilgi verildiği ve savcılıklara suç duyurusunda bulunulabildiği gerekçeleriyle aklama ve terörizmin finansmanı riskinin düşük olarak değerlendirilmektedir.”