Türkiye Sigorta Birliği (TSB), 12 Mayıs’ta, Samsun Havza’da meydana gelen ve ağır yıkıma neden olan sel felaketi sonrası 18 Mayıs’ta ilçeye giderek hem yerel yönetimler hem de selden zarar görenlerle bir araya geldi.

Editör: AYTAÇ NALLAR
Türkiye Sigorta Birliği (TSB), 12 Mayıs’ta, Samsun Havza’da meydana gelen ve ağır yıkıma neden olan sel felaketi sonrası 18 Mayıs’ta ilçeye giderek hem yerel yönetimler hem de selden zarar görenlerle bir araya geldi.
TSB Başkanı Ahmet Yaşar, TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı ve Havza Belediye Başkanı Murat İkiz, selde oluşan hasarı ve ilçenin sigorta karnesini konuştu. Son verilere göre selde 70 konut, 385 işyeri ve 238 araç ağır hasar gördü.
BİN 45 KONUT, 708 İŞLETME SİGORTALI
Ahmet Yaşar, Havza’da, organize sanayi bölgesinde 38 işyerinin, bin 45 tane konutun, 708 ticari işletmenin sigortalı olduğunu, 2629 da kasko sigortası bulunduğunu açıkladı. Bunların büyük kısmının selde zarar gördüğünü belirten Yaşar, ilçede sigortalılık oranının yüzde 5-10’lar civarında olduğunu söyledi. Bugüne kadar da kaskolu 2 araçtan hasar ihbarı yapıldığını ifade eden Yaşar, “Önemli olan buralarda sigortalılık konusunda farkındalığın artması. Çünkü esnafın kapalı olması sadece o esnaf için zarar değil, buradaki sosyal ve ticari hayatın da durmasına neden oluyor. Sektör olarak biz bir an önce yaraların sarılmasına katkı sağlayacağız” dedi.
ARTAN İKİNCİL RİSKLERE YENİ NORMAL DİYORUZ
Ahmet Yaşar, Havza’da yaşananların, Türkiye’nin sadece deprem ülkesi olmadığını gösterdiğine de değinerek, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz haftalara baktığımızda seller, yer kaymaları, fırtınalar artıyor ve verdiği zararlar da yüksek oluyor. İkincil riskler dediğimiz riskler artıyor ve buna bir isim takıldı, yeni normal diyoruz. Devlet elbette yaraları saracak ama buralara kaynak ayırmak zorunda. Bu kaynaklar da bizim kalkınmamızı geciktiren kaynaklar oluyor. Biz ülkemizin bu korunma açıklarını sigorta yoluyla tüm dünyaya transfer edebiliriz. Yani tüm dünya bu afetler sırasında sigorta yoluyla bu zararları hızlıca karşılar.”
AFET SİGORTASI ÇIKSAYDI ZARAR KARŞILANIRDI
Özgür Obalı, konuşmasında, Zorunlu Afet Sigortasına (ZAS), değindi. DASK tarafından, sel, yer kayması gibi önemli halen gelen ikincil riskleri kapsayan bir çalışma yapıldığını belirten Obalı, “Eğer ZAS çıkmış olsaydı, sel felaketi zorunlu sigortanın bir parçası haline gelmiş olacaktı ve birçok konutun hasarı karşılanacaktı. Ayrıca küçük ve KOBİ türündeki işyerlerinin de bu kapsam içine girmesi söz konusu. Havza’da yaşananları görünce afet sigortasının ne kadar önemli ve kritik bir şey olduğunu tekrar görmüş olduk” dedi.
Havza’da yaşananları Bozkurt ilçesindeki sel felaketine benzeten Obalı, “Özellikle dere yataklarının ıslahı sırasında üzerinin kapatılması gibi konular felaketin uzantısı olarak görünüyor. Devletin tek başına bu konuların altına girmesine gerek yok. Sigorta sistemi bunu dünya çapında dağıtma yetkisine ve yetisine sahip. Dolayısıyla sigortanın daha çok kullanılması biz en büyük arzumuz” şeklinde konuştu.
Obalı, sigortayı sadece hasar sonrası birtakım zararları karşılayan bir yapıdan önleyici yapılara doğru evrilmesi gerektiğine de değinerek, şunları söyledi:
“Bu anlamda da bizim sisteme son derece büyük katkılarımız olabilir. Sigorta primleri özellikle bu konuda davranışsal anlamda bir takım refleksleri geliştirme konusunda da kullanılıyor, dünyada. Önlemini alanlara daha düşük prim şarj etmek ya da yüksek riskli olan yerlerde daha yüksek prim uygulaması gibi. İşyeri ruhsatı verirken sigortanın zorunlu tutulması gibi basit çözümlerin devreye alınması gerektiğini her platformda söylemeye çalışıyoruz.”















