Türkiye Sigorta Birliği (TSB), “Sigorta ve Emeklilik Sektörü Durum Belgesi”ni yayınladı. Durum Belgesi’nin en dikkat çekici hususlarından birini, sigorta dağıtım kanallarının yeniden yapılandırılması ve niteliğinin artırılmasına yönelik talep oluşturuyor. Sigorta penetrasyonunun görece düşük seyretmesinin, toplumun geniş kesimlerinin sigorta ürünleri ile tanışma noktalarının hâlen sınırlı olmasının, dağıtım ekosistemini stratejik bir dönüşüm alanı hâline getirdiğine dikkat çekilen Durum Belgesi’nde “Önümüzdeki dönem, sigorta ürünlerinin erişilebilirliğini artıracak, maliyetleri düşürecek ve müşteri deneyimini sadeleştirecek çok kanallı bir yapı kurulmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir” denildi.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), “Sigorta ve Emeklilik Sektörü Durum Belgesi”ni yayınladı. Belgede, sektörün sürdürülebilir büyüme vizyonunu ve Türkiye ekonomisine yönelik stratejik katkı alanları ortaya konurken, 2030 vizyonu kapsamında prim üretiminin 50 milyar dolarak, sigortalılık oranının da yüzde 4,7 düzeyine çıkması için atılması gereken adımlar sıralandı.
Durum Belgesi’nin en dikkat çekici hususlarından birini, sigorta dağıtım kanallarının yeniden yapılandırılması ve niteliğinin artırılmasına yönelik talep oluşturuyor. Belgede, sigorta sektöründe sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından birinin, dağıtım kanallarının etkinliğinin artırılması ve dijitalleşmenin tüm satış süreçlerine entegre edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sigorta penetrasyonunun görece düşük seyretmesi, gerekse toplumun geniş kesimlerinin sigorta ürünleri ile tanışma noktalarının hâlen sınırlı olmasının, dağıtım ekosistemini stratejik bir dönüşüm alanı hâline getirdiğine dikkat çekilen Durum Belgesi’nde “Önümüzdeki dönem, sigorta ürünlerinin erişilebilirliğini artıracak, maliyetleri düşürecek ve müşteri deneyimini sadeleştirecek çok kanallı bir yapı kurulmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir” denildi.
HAYAT DIŞINDA %60 ACENTE HAYATTA %70 BANKA
Belge’de, Türkiye’de sigorta ürünlerinin büyük bölümünün banka sigortacılığı ve geleneksel acentelik modelleri üzerinden sunulduğuna değinilerek, şu tespitlere yer verildi:
“Bu iki kanalın güçlü yapısına rağmen hem dijital hem hibrit satış modellerinin gelişimi sektörün uzun vadeli rekabet gücü için kritik önem taşımaktadır. 2025 yılı itibariyle dağıtım kanalları üretim payları incelendiğinde hayat dışı sigortalarda yüzde 60’lık oran ile acentelerin, hayat sigortalarında ise yüzde 70 üzerinde bir oranla bankaların en etkin satış kanalları olduğu göze çarpmaktadır. Bu dağılım, sektörün farklı branşlardaki operasyonel çeşitliliğini de gözler önüne sermektedir.”
Nüfusun değişen tüketim alışkanlıkları, dijital kanalların hızla artan kullanım oranı ve müşterilerin poliçeye ‘her an her yerden’ erişim beklentisinin, dağıtım altyapısının yeniden yapılandırılmasını zorunlu kıldığına dikkat çekilen Belge’de, “Sektörde faaliyet gösteren aracı kurumların teknik kapasitelerinin güçlendirilmesi, teknolojik altyapılarla desteklenmesi ve ürün bazlı uzmanlaşmanın teşvik edilmesi önem arz etmektedir. Acentelere yönelik eğitim programlarının genişletilmesi, yapay zekâ destekli satış ve müşteri hizmeti araçlarının yaygınlaştırılması ve acente portallarının entegrasyon kapasitesinin artırılması, hizmet kalitesinin yükseltilmesine ve müşteri memnuniyetinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesine doğrudan katkı sağlayacaktır” denildi.
BANKASÜRANS KANALI DESTEKLENMELİ
Belgede, dijitalleşmenin dağıtım kanalları üzerindeki etkisinin bir diğer boyutunu müşteri deneyimi ile operasyonel süreçlerdeki dönüşümün olduğu ifade edilerek, şu görüşlere yer verildi:
“Poliçe tanzimi, risk analizi, hasar ihbarı, fiyatlama ve tekliflendirme gibi süreçlerin dijital platformlar aracılığıyla yürütülmesi, müşteri deneyimini sadeleştirirken şirketlerin operasyonel maliyetlerini de azaltmaktadır. Sigorta sektöründe yapay zekâ ve büyük veri tabanlı sistemlerin kullanımı, müşteri segmentasyonu ve fiyatlama doğruluğunu artırırken, mobil uygulamalar ve dijital müşteri hizmetleri, sigortacılığı günlük hayatın daha görünür bir parçası hâline getirmektedir. Özellikle genç nüfusun talep ettiği hızlı, şeffaf ve kişiselleştirilmiş hizmet ihtiyacına cevap verebilen şirketler rekabette avantaj sağlamaktadır. Bu çerçevede, dağıtım kanallarının geliştirilmesi ve dijitalleşme süreçlerinin desteklenmesi, hem sigorta penetrasyonunun artırılması hem de şirketlerin sürdürülebilir kârlılığının sağlanması açısından stratejik önem taşımaktadır. Acentelerin ürün portföylerinin genişletilmesi, bankasürans kanalının finansal kapsayıcılığı güçlendirecek şekilde desteklenmesi, dijital kanalların etkin kullanımının teşvik edilmesi ve gömülü sigortacılık uygulamalarına yönelik uygun düzenleyici çerçevenin oluşturulması; önümüzdeki dönemde sektör büyümesine önemli bir kaldıraç etkisi sağlayacaktır.”
Belgede, dağıtım ekosisteminin çok kanallı bir yapıya kavuşturulmasının, sigortacılık hizmetlerine erişimi artırırken maliyetleri düşüreceği ve toplumun sigorta ürünleriyle etkileşimini daha doğal ve sürdürülebilir bir zemine oturtacağı da kaydedilerek, “Böylelikle sigorta sektörü, yalnızca finansal koruma sunan bir yapı olmaktan çıkarak bireylerin günlük yaşamlarında sürekli etkileşim kurdukları modern ve bütünleşik bir hizmet ekosistemine dönüşecektir” denildi.
GÖMÜLÜ SİGORTACILIĞA YÖNELİK ALTYAPI KURULMALI
Durum Belgesinde, gömülü sigortacılığa da dikkat çekiliyor. Sektörün penetrasyon oranını artıracak dönüşüm doğrultusunda dijital kanallar ve gömülü sigortacılık uygulamalarının gelecekte önemli bir yere sahip olacağına değinilerek, bu konuda da şu tespitler yapılıyor:
“Sigorta ürünlerinin doğrudan tüketicinin günlük hayatına entegre edildiği, dijital platformlar ve mobil uygulamalar üzerinden satıldığı bu model hem maliyetleri düşürmekte hem de genç nüfusun sigorta ürünlerine erişimini kolaylaştırmaktadır. Özellikle seyahat, sağlık, hayat, bireysel kaza ve mikro ihtiyaca yönelik ürünlerde dijital satış hacminin artabileceği bir dönem başlamıştır. Gömülü sigortacılık sayesinde sigorta ürünleri, tüketicinin satın aldığı mal veya hizmetle birlikte, çoğu zaman birlikte sunulabilir hâle gelmiştir. Bu uygulamanın Türkiye’de geliştirilebilmesi için düzenleyici çerçevenin netleştirilmesi, ürün–hizmet tedarik zincirinin hukuki olarak tanımlanması ve veri paylaşımına ilişkin güvenli bir altyapı kurulması gerekmektedir.”














