spot_img
Cuma, Eylül 18, 2026

GÜNCEL HABERLER

TSB, Kazakhstan Insurance Forum 2026’ya katıldı

0
TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Ayhan Sincek ve Genel Sekreter Yardımcımız Şenol S. Şentürk, Kazakistan’ın Almatı kentinde düzenlenen Kazakhstan Insurance Forum...

AXA Türkiye, ‘House of Brokers’ buluşmasında iş ortaklarıyla bir araya geldi

0
AXA Türkiye, broker ve captive iş ortaklarıyla arasındaki güçlü iş birliğini pekiştirmek amacıyla düzenlediği “House of Brokers” buluşmasını bu yıl da gerçekleştirdi. Feriye’de düzenlenen...

COP31 Küresel Sürdürülebilir Sigorta Zirvesi, ekonomi genelinde iklim direncini artırmayı hedefliyor

0
Cenevre/Antalya (17 Eylül 2026)-Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB), 13-14 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’nin Antalya kentinde düzenlenecek BM İklim Değişikliği...

İş’te KOBİ Sigortası İşCep’te

0
Türkiye İş Bankası, geniş kapsamda riskleri bütçe dostu maliyetlerle tek poliçede teminat altına alan Anadolu Sigorta imzalı İş'te KOBİ Sigortası’nı İşCep’ten hizmete sundu. (BASIN BÜLTENİ)...

Coface Türkiye’de üst düzey atama

0
Berna Keskin, Coface Türkiye’nin yeni ülke müdürü olarak atandı. Keskin, 80 yıllık risk yönetimi deneyimiyle 100 ülkede faaliyet gösteren Coface Grubu’nun Türkiye organizasyonuna liderlik...

Anadolu Sigorta’nın Bir Adım Daha Koşusu için geri sayım

0
Anadolu Sigorta’nın sağlıklı yaşamı desteklemek ve koşu kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla bu yıl ilk kez düzenleyeceği “Bir Adım Daha Koşusu”nda heyecan giderek artıyor....

TARSİM Almanya’da Tarım Sigortaları Değişim Programına katıldı

0
TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Bekir Engürülü ve beraberindeki TARSİM heyeti ile Türk Re Retrosesyon Kıdemli Uzmanı Ege...

Unico Sigorta yol haritasını Yapay Zekâ Destekli Strateji Toplantısı ile şekillendirdi

0
Unico Sigorta, düzenlediği Strateji Toplantısı’nda farklı departmanlardan yaklaşık 50 çalışanını bir araya getirdi. Toplantıda, sigorta sektörünü 2032’ye kadar etkilemesi beklenen trendler, trendlerin oluşturabileceği fırsatlar,...

Neova’nın Faaliyet Raporu uluslararası alanda önemli başarı elde etti

0
Neova Sigorta’nın 2025 Faaliyet Raporu, uluslararası iletişim platformu League of American Communications Professionals (LACP) tarafından düzenlenen 2025 Vision Awards’ta 100 üzerinden 99 puan alarak...

HDI Sigorta ve Eczacıbaşı Spor Kulübü güçlerini birleştirdi

0
HDI Sigorta ve Eczacıbaşı Spor Kulübü Türk voleybolunun geleceğine değer katacak 3 yıllık bir sponsorluk anlaşmasına imza attı. Anlaşma kapsamında Eczacıbaşı Spor Salonu, 2028-2029...
GenelDünyada simit ekonomisi yaklaşımı ve sağlığa olası etkileri

Dünyada simit ekonomisi yaklaşımı ve sağlığa olası etkileri

Kate Raworth, yazar, bir ekonomist. Oxford Üniversitesi’nde akademisyen, aynı zamanda Amsterdam Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde de görevli, uygulama profesörü. İnsanın temel ihtiyaçları ile dünyanın sınırlılıkları arasında denge kurduğu ifade edilen bir ekonomik modeli tartışmaya açmış. “Simit Ekonomisi” ile olarak bilinen bu model ile ekonominin geleceğine ilişkin yeni bir bakış getirmiş. Donut Ekonomi kavramında görselleştirilmek istenen; çörek, halka, simit, can yeleği gibi benzetmelerle tanımlanmış. Karşı çıkanlar da var, destekleyenler de…

Uzun tatili de fırsat bilerek, yıllar önce okuduğumda etkilendiğim bir kitabı, sağlık sektörü için bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak üzere tekrar gözden geçirdim. Bugünden başlayarak birkaç yazımda, ülkemizin de içinde olduğu örneklerle sağlık sistemine olası etkilerini aktaracağım.

Okuduğum kitabın adı; Doughnut Economics: Seven Ways to Think Like a 21st-Century Economist. Yazarı, Kate Raworth. Kitap, küresel salgından neredeyse 3 yıl önce, 2017 yılında yazılmış. Aslında, ilk kez yazarın 2012 tarihli İnsanlık için Güvenli ve Adil Bir Alan adlı makalesinden geliştirilmiş bir öneriymiş. Türkçeye de çevrilmiş, adı Simit Ekonomisi: 21.Yüzyıl İktisatçısı Gibi Düşünmenin Yedi Yolu.

Yazar, bir ekonomist. Oxford Üniversitesi’nde akademisyen, aynı zamanda Amsterdam Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde de görevli, uygulama profesörü. İnsanın temel ihtiyaçları ile dünyanın sınırlılıkları arasında denge kurduğu ifade edilen bir ekonomik modeli tartışmaya açmış. “Simit Ekonomisi” ile olarak bilinen bu model ile ekonominin geleceğine ilişkin yeni bir bakış getirmiş. Donut Ekonomi kavramında görselleştirilmek istenen; çörek, halka, simit, can yeleği gibi benzetmelerle tanımlanmış. Karşı çıkanlar da var, destekleyenler de var. Ekonomistlerin bir kısmı bu modeli, 21. yüzyılın kısıtlılıklarına uygun bir bakış olarak niteliyor.

7 KRİTİK YOL

Modelin merkezindeki halka sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlara erişimi sınırlı olanları, kabuk denilebilecek dış halka ise ekolojik tavanları simgeliyor. Bu iki halka, hem ekolojik açıdan güvenli hem de sosyal yönden adil bir şekilde insanlığın gelişebileceği bir alan olarak tanımlanıyor. Sosyal bir temel ile ekolojik bir bakıştan oluşan modellemede geleneksel ekonomi anlayışına 7 kritik yol öneriliyor.

Bunlar;

  1. Hedefi değiştirmek,
  2. Büyük resmi görmek,
  3. İnsanın doğasını geliştirmek,
  4. Sistemi kavramak,
  5. Bölüştürmek için tasarlamak,
  6. Yenilemek için oluşturmak,
  7. Büyüme kavramına karşı duyarlı olmaktır.

Model’e göre, bu kapsamda;

1.Hedef, sadece gayrisafi milli hasıla artışı yerine temel haklar olmalı, 2. Tek tip piyasa yerine her anlamda insan ve çevresinin birbirine bağımlı olduğu bir ekonomi üzerine odaklanılmalı, 3. İnsanın sosyal çevresine bağımlı bir varlık olduğu unutulmamalı, 4. Ekonominin arz-talep eğrileri ötesinde dinamik yapısı olduğu bilinmeli, 5. Geleceğin ekonomisi, sadece gelir dağılımında değil, teknoloji, yeni fikirler gibi alanlarda da paylaştırıcı olmalı, 6. Büyümeyle oluşabilecek kıtlık, daha kirli çevre, kimyasal bozulma gibi tahrip edici endüstriyel ekonomilerden döngüsel ekonomiye geçiş dikkate alınmalı, 7. Büyüme tartışılamaz olarak görülmemeli,

Model tasarımında, yapılan işler ve yapan kurumların; 1. Varlık nedenleri ve neye hizmet ettiği sorgulanması, 2. Amaç ve değerleri arasındaki uyumun irdelenmesi, 3. Amaca yönelik ilerlemenin hangi yönetişim araçlarıyla ve nasıl ölçüleceğinin belirlenmesi, 4. Mülkiyetin (sahiplik) kime ait olacağının düşünülmesi, 5. Finansman yapısının kuruluşun amacına mı yoksa finansmanın kendisine mi hizmet ettiğinin doğru değerlendirilmesi, tavsiyelerinde bulunuluyor.

KAMUNUN KURAL KOYUCU GÜCÜ

Sağlık hizmetleri açısından bakıldığında, alışılmıştan farklı bu görüşlerin örtüşeceği birçok alan kolaylıkla bulunabilir. Özellikle, çok bilinen Dünya Sağlık Örgütü sağlık tanımı hatırlandığında, ortak alanların nitelik ve nicelik açısından önemi de artacaktır. “Sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, fiziksel ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” tanımı bu kesişim alanının ne kadar geniş olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca bu genişlik sağlığın, kendisi dışında ne kadar çok tarafı ilgilendiren bir hizmet olduğunu da göstermektedir.

Bu bağlamda, salgınla birlikte daha da artan kamunun kural koyucu gücüne değinmeden geçmek olmaz. Dünya ülkelerinin tamamında, kamunun sağlık alanındaki hem hızlı hem de derin etkiler oluşturan kararları, toplumsal hafızada tazeliğini korumaktadır. Sosyal devlet anlayışı, salgın döneminde sağlık alanını daha çok ilgilendirmiş, kaynakları daha baskın şekilde yönlendirilmiştir. Sosyal temel ilkesi ile önerilen geleceğe dönük ekonomik model arayışları, salgın öncesi dönemde bile tartışılmış olmaya başlanmasına rağmen, salgın döneminde daha kolay kabul edilir olmuştur. Toplumların alıştıklarından fazla ölçüde kamu kaynağının sağlığa ayrılması daha fazla beklenir olmuştur, belki de bundan sonra artarak sürecektir.

ALGIYI ÖLÇMEDEN ÖNGÖRMEK GEREKEBİLİR

Salgın sonrasında önemi artan sağlıkla ilgili kamusal düzenlemeler konusunda artan bu duyarlılık, ülkemizin de içinde bulunduğu pek çok ülkede, farklı örneklerle kendini göstermiştir. Kamu kaynaklarıyla finansal desteğin yatak başına karşılıksız olarak hastanelere aktarıldığı örneklerden, yoğun bakım hastalarına kamu özel ayrımı yapılmaksızın hizmet verildiği örneklere, özel fiyat tarifeleri oluşturulmasından kronik hastalıkların ilaçlarını doğrudan eczanelerden alınabilmesine kadar pek çok uygulama bu dönemde gerçekleşmiştir. Bu uygulamaların bir bölümü halen devam ederken bir bölümünün aşamalı kaldırıldığı, bir bölümünün de geçerliliğinin yılsonuna kadar uzatıldığı değişik uygulama örnekleri vardır.

Ulusal ve uluslararası boyutta sağlıkla ekonomi ilişkisine, tek başına maliyet açısından bakmak kuşkusuz tercih edilebilecek bir yol değildir. Gerek sağlık politikası yapanlar, gerek uygulayanlar ve gerekse de yararlananlar açısından değerlendirildiğinde; alınan kararların sektöre etkilerini irdelenirken bütün boyutları dikkate alınmadır. Hizmetten yararlananlarda oluşabilecek algıyı bazen ölçmeden de öngörmek gerekebilir. Çünkü olayın kullanıcı memnuniyeti boyutu, kısa dönemde olumsuz etkilenebilir. Sadece salgın yönetimi kapsamında yapılanları değiştirirken değil, sağlık sigortacılığında karar alırken bunları düşünmekte yarar olacaktır. Dünya ve Türkiye örnekleriyle, simit ekonomisinin 7 kritik yol bakışının sağlık sektörüne olası etkilerini önümüzdeki haftalarda değerlendirmeye devam edeceğiz.

İLGİLİ HABERLER