
Bu hafta size başlığa da ilham kaynağı olan “Ulusların Sağlığı: Daha Güçlü Sağlık, Daha Güçlü Ekonomiler” başlıklı içerik derinlikliği olan bir raporu gündeme getirmek istedim. Rapor’da gelinen noktada, daha sağlıklı olmadan daha uzun yaşandığının altı çiziliyor. Bu durumun sağlık sisteminde yapısal bir yük oluşturduğu vurgulanarak; 2050 yılında, yaşlanma ve kronik hastalıklar nedeniyle sağlığın ekonomik bir kısıtlama alanı haline getireceği ifade edilmektedir.

Bu hafta size başlığa da ilham kaynağı olan “Ulusların Sağlığı: Daha Güçlü Sağlık, Daha Güçlü Ekonomiler” başlıklı içerik derinlikliği olan bir raporu gündeme getirmek istedim. (https://www.mckinsey.com/mhi/our-insights/the-health-of-nations-stronger-health-stronger-economies). McKinsey Health Institute tarafından paylaşılan Rapor’un yazarları; Alex Beauvais, Brad Herbig, Matt Wilson ve Pooja Kumar.
Rapor’da gelinen noktada, daha sağlıklı olmadan daha uzun yaşandığının altı çiziliyor. Bu durumun sağlık sisteminde yapısal bir yük oluşturduğu vurgulanarak; 2050 yılında, yaşlanma ve kronik hastalıklar nedeniyle sağlığın ekonomik bir kısıtlama alanı haline getireceği ifade edilmektedir.
Hastalık Yükü Kayması
Rapor, geçmişte bulaşıcı hastalıklarda yoğunlaşan hastalık yükünün, enfeksiyon hastalıklarında yaşanan kazanımlarla bulaşıcı olmayan hastalıklara doğru artığı belirtilmektedir.
Özellikle, kardiyovasküler hastalıklar, kanser, diyabet, ruh sağlığı ve nörolojik durumlar gelecekteki hastalık yükünde daha belirleyici olacağı yorumu yapılmaktadır. Hatta, düşük gelirli ülkelerin hastalık yükü açısından çifte riskle karşılaşabileceği bile düşünülmektedir. Bu ülkelerde, tamamlanmamış enfeksiyon hastalığı kontrolü ile hızlanan kronik hastalık yükünün aynı anda sorun oluşturabileceğine değinilmektedir.
Kaçınılmaz mı?
Maliyet etkili müdahaleler ölçeklendirilirse, 2050 yılına kadar küresel hastalık yükünün üçte biri aşabilecek ölçüde azaltabileceği öngörülmektedir. Öngörü; 33 milyon erken ölümün önlenebileceği, risklerin önlemesinin ise potansiyel sağlık durumu iyileştirilmesini yüzde 65 oranında tetikleyebileceği doğrultusundadır.
Bu bağlamda; tütün kontrolü, yüksek tansiyonu önleme, aşılar, beslenme, fiziksel aktivite ve daha temiz ortamlar getirisi en fazla olabilecek müdahaleler olarak sıralanmaktadır.
Bu arada tersine bir yaklaşımdan da söz ediliyor. Önleme konusuna yetersiz kaynak ayrıldığı, hatta tedavinin önlemeden fazla ödüllendirildiğinin yanlışlığı belirtiliyor.
Nasıl Daha Güçlü Ekonomi?
Rapor, daha iyi sağlık ile;
- 2050 yılına kadar küresel düzeyde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) yıllık 12,5 trilyon dolar eklenebileceği,
- Daha yüksek iş gücü katılımından,
- Daha az erken ölümden,
- Daha az bakım yükünden söz edilebilecek,
- Yatırılan her 1 Dolar için yaklaşık 4 Dolar ekonomik değer yaratabileceğine işaret ediyor.
Sonuç olarak daha güçlü ekonomiyi, sağlığın sadece maliyet odaklı değil, üretken altyapı olarak ele alınmalıdır.
İşte, sağlık sektöründe karar verici pozisyonda olan tepe yöneticilerin, sağlık hizmetlerine önlemeye odaklanmaları için teşvik mekanizmaları belirlenerek, çok paydaşlı bir yaklaşımı tetiklemesi ve harcanana değer olmayı artırılmalıdır.
Dönüştürücü Yenilik
Bu konuya girmeden önce son zamanlarda sık kullanılmaya başlanan bir kavramdan söz etmek gerekecek. Bu kavramın adı içgörü, İngilizcesi ile insight. Sorun da olabilecek bir konuyu derinlemesine farkına varma yeteneği içgörü olarak tanımlanır.
İki ayrı alan açısından farklı anlamları vardır. Kişinin kendi duygularının, düşüncelerinin, zihinsel veya fiziksel durumunun farkında olması Psikoloji ve Psikiyatride kullanılan şeklidir. Bir kişinin psikolojik sorununun varlığını kabul edip, davranışlarının altında yatan nedenleri görebilmesi o kişide içgörü olduğu olarak anlatılır. Pazarlamada ise tüketicilerin davranış ve alışkanlıklarının altında yatan nedenleri araştırmaktır. Örneğin bir ürünün neden satın alındığına ilişkin gerçekliği ifade eder.
Düzenli içgörüler, öngörü ve organizasyonun değişim zamanlarında gelişmesine yardımcı olacak pratik araçlar için sağlık liderlerinin gelecek planlamasında en sık başvurdukları yöntem olarak bilinir. Stratejik öngörü ile geleceğin şekillendirilmesi için belirsizliğin senaryolaştırıldığı eylemlere dönüştürülürler. Sık kullandıkları araçlar ise; veri paylaşımı, güven, birlikte çalışabilirlik ve kontrol ile hangi gelecek sorusuna cevap bulurlar.
Bu bağlamda bazı stratejik girişimlerde de bulunurlar. Bunlar arasında; uyumlaştırılmış düzenlemeler, teknoloji paydaşlarıyla entegrasyon, yönetişim, merkeziyetsizlik ve çeşitlilik ilk sıralarda gelmektedir. Tüm bunlar sürdürülebilirliği de beraberinde getirir. ve bakım entegrasyonu.
Böylelikle, amaç odaklı ekosistemler daha öne çıkar. Bir araya getirilen sistemler ve yapılar hiçbir aktörün tek başına çözemeyeceği sürdürülebilirlik sorunlarını bile çözebilir hale getirir.
Zorluk, ortak amacın paydaşların güvenebileceği koordineli eyleme dönüştürülmesinde yatar.
Sağlık sisteminin geleceğine yönelik öngörülerde de bu ilkelerden hareket edilmelidir. Sektörün tüm paydaşları bu ekosistemin dişlileri olarak eş zamanlı hareket ederek riskleri yönetmelidir. Dönüştürücü yeniliğin temelini buna dayandırmak gerekir. Paylaşılan bilgi ve öngörü, ekosistemin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyar.
Ama unutulmamalıdır ki, amaç ne kadar genişlerse, odaklanmış bir uygulamaya dönüşme o kadar zorlaşabilir. Paydaşların karşılıklı güveni zayıflar ve hatta birlikte olmanın gereği bile sorgulanır hale gelebilir.
İşte onun için yeniden hizalanma gerekebilir. Hizalanmak bir referans noktasına göre uyum sağlanması olarak ifade edilir. Ekosistemin, bir ortak öncelik etrafında yeniden odaklanması, daha sıkı bir sahiplenme ve kararları yoğunlaştırma ile uygulamaların iyileştirilmesi mümkün olabilir. Sonuç olarak dönüştürücü yeniliğin sağlık ekosistemimde gerçekleşmesi yönetim modelinin ayrı yollarla değil, birlikte tasarlanmasıyla mümkündür. Hiçbir kısıtlama olmaksızın amacı ve yapıyı uyumlulaştırmak mümkündür.
Sağlığın tedavi edicilikteki ağırlığını, koruyuculuk ve önleyiciliğe dönüştürmenin önemi, sadece ekonomik açıdan değil, hizmeti alanların fırsat eşitliği açısından da düşünerek, dönüştürücü yeniliğin tüm dinamiklerinden yararlanmak mümkündür. Karar vericiler için de, kural koyucular için de, hizmet sunucular için de, her şeyden önce risk yöneten sigortacılar için de bu geçerlidir. Dolayısıyla daha güçlü sağlık ve daha güçlü ekonomi sonucuna ulaşmak kolaylaşacaktır.
www.halukozsari.com.tr, halukozsari@gmail.com, hozsari@iuc.edu.tr















