
Bu hafta, Nisan 2026 tarihli Türkiye Sigorta Birliği Durum Belgesi ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) Mayıs 2026 dönem sonu verilerinden söz edeceğim. Buna göre, Türkiye’de sağlık sigortaları kapsamında 9,6 milyon aktif poliçe ve 8,4 milyon tekil sigortalı var.

İstihdam Edilen Nüfus Sağlık Sigortacılığı İlişkisi
2025 işgücü verileri dikkate alındığında; bu veri istihdam edilen nüfusun yüzde 26, toplam işgücünün yüzde 24’ü anlamına geliyor. İstanbul’da bu oran yüzde 54’e ulaşmaktadır.
Genel olarak ortalamanın üstündeki iller sıralandığında;
▪ Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’da yüzde 32,
▪ İzmir’de yüzde 31,
▪ Bursa, Eskişehir ve Bilecik’de yüzde 30,
▪ Ankara’da yüzde 29 olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, sağlık sigortalılığı oranı
genellikle büyükşehirlerde ve sanayi bölgelerinde daha yüksek oranda
görülüyor.
Buna karşılık bazı illerde bu oran yüzde 10’un da altına düşüyor;
▪ Antalya, Isparta ve Burdur’da yüzde 17,
▪ Adana ve Mersin’de yüzde 14,
▪ Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane’de yüzde 13,
▪ Samsun, Tokat, Çorum ve Amasya’da yüzde 12,
▪ Kayseri, Sivas ve Yozgat’da yüzde 11,
▪ Konya-Karaman, Şanlıurfa-Diyarbakır, Van-Muş-Bitlis-Hakkâri ile Ağrı-Kars-
Iğdır-Ardahan’da yüzde 6-8 arasında bir oran ile karşılaşılmaktadır.
Kadın çalışanlarda tekil sağlık sigortalı sayısı kadın istihdamının üçte biriyken erkeklerde yüzde beşte biri seviyesinde kalıyor. Yani, kadın çalışanlarda sağlık sigortalılığı, erkeklere kıyasla 1,6 kat fazladır.
Aktif poliçe yoğunluğu olarak ise; Türkiye genelinde 15 yaş üzerindeki her 100 kişiye 14 sağlık poliçesi düşerken, İstanbul’da 33 poliçe düşmektedir.
Risk Yönetiminde Birlikte Çalışabilirlik
Sigorta Birliği Pozisyon Belgesi, sadece sorunları değil makroekonomik hedeflerle uyumlu dönüşüm perspektifini de anlatmaktadır. Çünkü, sigorta sektörünün büyümesi; yatırım finansmanı desteğiyle olası risklere karşı dayanıklılığı da artırabilecektir. İlgili paydaşlarla “birlikte çalışabilirlik” ilkesiyle risk yönetimi yaklaşımı, bir yandan bugünü bir yandan da geleceği güvence altına alacaktır.
Bu bakışla değerlendirildiğinde, “Özel Sağlık Sigortalarının Geliştirilmesi” başlığı altında;“Kamu tarafından sunulan sağlık hizmetlerinin finansmanı, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ekonomiler için önemli bir mesele haline gelmiş, finansmandan kaynaklanan zorluklar ortaya çıkmaya başlamıştır.
Bu kapsamda, tüm dünyada özel sağlık sigortaları bireylere bir seçenek olarak sunulmuş, birtakım politikalar ile de sistem desteklenmiştir. Ülkemizde de özel ve tamamlayıcı sağlık sigortalarının yaygınlaşabilmesi ve beklenen faydayı sağlayabilmesi için kamu tarafından uygulanacak teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, veri paylaşımının şeffaf ve sürdürülebilir bir zemine oturtulması, anlaşmalı kurum modellerinde uzun vadeli iş birliklerinin hayata geçirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu sayede hem kamu üzerindeki sağlık harcamaları yükü hafifletilecek hem de sigorta sektörünün kapsayıcılığı artırılacaktır”
ifadesi yer almaktadır.
Teşvik
Teşvik sistemi kapsamında; tamamlayıcı ve özel sağlık sigortalarına ilişkin kamu tarafından sağlanacak finansal teşviklerle geliştirilmesi ve sigortalıların sayıca artması hedeflemektedir. Bu hedefe yönelik olarak ise;
▪ Özel sağlık sigortası primlerinin yüzde 25’i kadar devlet katkısı sağlanması,
▪ Devlet katkısına karşılık gelen tutarın primden düşülerek sigorta ettirenden alınmaması ve
▪ Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi aracılığıyla devlet katkısı tutarlarının Bakanlık bütçesine konulan ödenekten ilgili sigorta şirketine ödenmesi önerilmektedir. Doğal olarak devlet teşviki sağlanması için, mevzuat değişikliği gerekliliği vurgulanmaktadır.
Veri
Veri Paylaşımı başlığı altında, tamamlayıcı sağlık sigortası mali risklerinin Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile birlikte karşılandığı, bu nedenle bir yandan teminat kapsamı sorgusu diğer yandan da ödeme miktarı kontrolü gerektiği belirtilmektedir.
Yani, tamamlayıcı sağlık sigortası hizmetinde GSS tazminat bilgisi ortaklaşa MEDULA kullanımı yoluyla risk analizi yapılabilmeli, GSS ile birlikte provizyon alınabilmelidir. Ayrıca, e-Nabız üzerinden SBM ile çalışan bir sistem oluşturulmalıdır. Konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ve SBM ile Protokol imzalanmışsa da artık poliçe öncesi döneme ait beyan eksikliklerinin yine SBM aracılığıyla sigorta şirketlerinin erişimine açılması doğru olacaktır. Risk analizi ve fiyatlamanın doğru yapılabilmesi, prim maliyetlerin düşürülmesi ile sağlık sigortacılığının yaygınlaştırılmasına kalıcı katkı sağlayabilecektir.
Sağlık Sigortası ve Finansal Dayanıklılık
Aslında, sağlık sigortalarının tedaviye erişimi öngörülemeyen ve ertelenemeyen sağlık harcamalarının hane halkı bütçesindeki yıkıcı (katastrofik) etkisini azaltan ve finansal güvenliği destekleyen vaz geçilmez finansal dayanıklılık kaldıracıdır. Finansal dayanıklılık, nicelik kadar nitelikle de ilgilidir. Dolayısıyla, sigortalı sayısı kadar, hizmet sunucu kurum ve sigortacı arası süreçlerin kalitesiyle birlikte düşünülmeli ve böylece güçleneceği hiç unutulmamalıdır.
Hedef kitle ve ürün açısından bakıldığında, sigortacılık vizyonunda illere ve bölgeler dağılımına dikkat edilmeli, niş alanlar bu dağılıma uygun olarak belirlenmelidir. Niş alan belirlemede sigortalılık bilincindeki artış, sayı artışı için de tetikleyici olacaktır. Buna paralel olarak veri ve süreç aşamaları kalitesi de kritik hale gelecektir. Bu yüzden, bu yazıya konu olan sigortacılık kurumlarının verilerini düzenli ve kural tabanlı olarak toplaması ile paylaşması, sadece sigortacılık adına değil aynı zamanda sağlık alanında da oldukça değerli katkılar sağlayabilecektir.
Orta ve uzun dönemli katkılar arasında ilk sırada akla gelen; karar vericilerin, bilgiye dayalı yönetim açısından bu konuda duyarlı olmalarıdır. Bu duyarlılık, sürdürülebilir politikalara dönüştürücü modellerle desteklenmelidir. Ortaya çıkacak sonuçlar ve olumlu etkileri, öncelikle büyüme ve takip eden kalkınma ataklarını her zaman görünebilir durumda olabilecektir.
www.halukozsari.com, halukozsari@gmail.com














