
Çok değil daha birkaç yıl öncesine kadar, yapay zeka için öngörüleri konuşurken artık bugün somut bir gerçeklikten söz ediyoruz. Kaynaklar, yapay zekanın bir araç değil, sağlık hizmetini yeniden şekillendiren dönüştürücü bir güç olduğunu belirgin bir şekilde vurguluyor. Hatta sağlık hizmetlerinin daha etkili, daha erişilebilir, daha ekonomik olmasıyla sürdürülebilirlik için özgün de bir fırsat olmuş.

Geçtiğimiz hafta sağlığın ek faydalarının içinde sigortacılığa olası katkılarını sıralayarak, 2050 yılı senaryolarını aktaracağımı yazmıştım. Böylelikle oluşacak ortak faydayla, sağlık sonuçlarından çok daha fazlasının sağlanabileceğinin ortaya konulduğundan söz etmiştim.
Bugün “Yarının Ötesi” başlığı altında, 2050 Dünyası için olası senaryoları ifade eden çok yazarlı bir rapordan söz etmek istiyorum. Rapor; Nikolaus S. Lang, Alan Iny, Prof. Dr. Ulrich Pidun, Melissa Christensen, Jeffrey Sprong ve Adam Job tarafından yazılmış. İnternette, Boston Consulting Group ve Henderson Institute Raporu adıyla kolaylıkla bulunuyor (https://www.bcg.com/publications/2026/beyond-tomorrow-four-scenarios-for-the-world-of-2050).
“Yarının Ötesi”ne Dört Senaryo
Rapor, dört senaryodan söz etmektedir. Bu senaryoların başlıkları;
- Yapay Zeka Bolluğu,
- Bloklarla Savaş,
- İklim Koalisyonu,
- Düzenlenmiş Dijitallik
olarak adlandırılmış.
Yapay Zeka Bolluğu ile yüksek verimlilik, ucuz enerji, yeniden dağıtım ve daha az iş yükü sağlanacağı anlatılıyor.
Bloklarla Savaşma başlığıyla, parçalanmanın büyümeyi yavaşlatabileceği, devlet kontrolü ile savunma odaklarının artacağı ifade ediliyor.
İklim Koalisyonu yoluyla, koordineli karbon arındırmasının iklim değişikliklerini istikrara kavuşturacağı, bu arada büyümeyi engelleyerek ve maliyetleri artırma ihtimalinden söz ediliyor.
Düzenlenmiş dijital yapı ile teknolojinin bir yandan büyümeyi hızlandırırken diğer yandan eşitsizliği, istikrarsızlığı ve iklim değişikliklerinin zararını artıracağının altı çiziliyor.
Dayanıklılık ve Birden Fazla İhtimale Hazırlık
Mevcut duruma bakıldığında, 2050 öngörülerinin sonuçlarında; yapay zeka, jeopolitik, iklim ve eşitsizlik alanlarında keskin bir şekilde farklılaşma ve yapısal belirsizlikler öne çıkmaktadır. Bu durumda, kısa vadeli kararlar ile uzun vadeli avantajlar düşünülmektedir. Hiçbir zaman tek senaryolu planlamanın sürdürülebilir olmadığı vurgulanarak; dayanıklılık ve birden fazla gelecek ihtimaline hazırlık gerekliliğinden söz edilmektedir.
Bu arada, derin değişimlere yol açabilecek şoklara da hazırlıklı olunması tavsiye edilmektedir. Şoklar arasında; yapay zekanın oluşturabileceği alternatiflerin insan kontrolünü aşabileceği, ilerlemenin yavaşlayabileceği veya kurumları istikrarsızlaştırabileceği belirtiliyor. Hatta, uyduların devre dışı kalabileceği, ticaret finans ve küresel koordinasyonun bozulabileceği örnekleniyor. İş gücünün gelişebileceği, mahremiyetin bile yeniden tanımlanabileceğine değiniliyor.
Tüm bu süreçte, pişman olmamak için bazı önerilerde de bulunuluyor. Bu öneriler arasında; tedarik zincirlerini çeşitlendirme, kaynak güvenliği ve finansal esneklik mekanizmaları kurarak dayanıklılık ortamları oluşturma, yapay zeka-insan modelleri tasarlama, yaşlanan iş gücüne yönelik stratejiler geliştirme, küresel kaynak kullanımı için yeni yetenekler ortaya çıkarma, yenilikçi hayaller kurma, siber güvenlik ve güvenilir dijital sistemler oluşturma, teknoloji değişimleri üzerine algılama ve etkiyi güçlendirme, iş gücünde istikrar dayanıklılık ve kurumsal boşlukları destekleme gibi başlıklar sıralanıyor.
“Kons-AI” Kavramı ve Çeşitlilik
Bu konuyla ilgisi açısından 3-4 Mayıs 2026 tarihleri arasındaki bir öğrenci etkinliğini anlatmak istiyorum.
Öncelikle, her detayı öğrencilerin emeği ile gerçekleşen, iki ayrı Üniversite’nin düzenlediği bu toplantıyı düşünenlere, planlayanlara, gerçekleştirenlere teşekkür etmek istiyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, bilindiği gibi iki ayrı Üniversite. Zaten, etkinlikte, bu iki ayrı Üniversite’nin iki ayrı Fakültesi’nin “Kons-AI” başlığını da farklı yorumladığını da öğrendik. Hepimizin bildiği gibi, AI yapay zeka kelimelerinin kısaltması ama “Kons” iki Fakülte tarafından farklı değerlendirilmiş. “Kons” başlığını İTÜ Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi Consept AI olarak yorumlarken, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Consultation AI olarak değerlendirmeyi uygun bulmuş. İşte size, çeşitliliğin bir güzel örneği daha…
İTÜ Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi Yapay Zeka Kulübü ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kariyer Planlama Öğrenci Kulübü’nün birlikte düzenlediği “Kons-AI” adlı bir etkinlik yapıldı. İki günlük etkinliğin ikinci gününde, “Sağlık Yönetiminin Dönüştürücü Gücü: Yapay Zeka” başlığıyla bir konuşmam oldu. Tam bu konu ile olan yakın ilişkisi nedeniyle bu konuşmamda vurguladığım bazı konulara değinmek istiyorum.
Sürdürülebilirlikte Özgün Fırsat
Aslında, çok değil daha birkaç yıl öncesine kadar, yapay zeka için öngörüleri konuşurken artık bugün somut bir gerçeklikten söz ediyoruz. Kaynaklar, yapay zekanın bir araç değil, sağlık hizmetini yeniden şekillendiren dönüştürücü bir güç olduğunu belirgin bir şekilde vurguluyor (https://health.ec.europa.eu/ehealth-digital-health-and-care/artificial-intelligence-healthcare_en).
Hatta, sağlık hizmetlerinin daha etkili, daha erişilebilir, daha ekonomik olmasıyla sürdürülebilirlik için özgün de bir fırsat olmuş.
Böylelikle; sağlıkta eşitsizliklerin azalacağı, koruyucu ve sağlığı geliştirici yeni teknolojilerle tedaviye yol açacağı, toplumsal faydayı artıracağı öngörülüyor. Dolayısıyla, sağlık yönetiminin vaz geçilmez amacı olan kaynakların verimli tahsisi ile kullanımını kolaylaştıran bir dönüştürücü güç olması gündeme getiriliyor.
Sağlık yönetiminde yapay zekanın nasıl çalıştığı ana başlıklarıyla şöyle sıralanıyor;
- Tahmin modellemesi,
- Sağlık çalışanları ve ekipman kullanımında optimizasyon,
- Kaynakların ihtiyaç duyulan yer/zamanda var olmasıyla israfın azalması, kalite artışı,
- Teşhiste doğruluk olasılığının yükselmesi,
- Erken teşhise olanak tanıması,
- Daha az invaziv ve daha uygun maliyetli tedavi seçeneklerini öne çıkarması,
- Kişiselleştirilmiş tedavi ile hedefli ve etkili tedaviyle geleneksel yaklaşımlara destek olması.
Sıralanan tüm bu başlıkların, az ve öz olarak şu sonuçlara yol açtığı belirtiliyor (https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2024/1689/oj/eng); kişi ve/veya hasta kazanımları iyileştirilirken sağlık sistemleri üzerindeki mali yük azaltılıyor ve bu bağlamda fırsat maliyeti kavramı da daha kolayca değerlendirilebilir oluyor.
Bu bağlamda, bu kadar olumlu yön arasında, sağlık yönetiminde yapay zeka kullanımında bazı kritik karar noktalarının da düşünülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bunlar arasında; hizmetler arasında güvenilir kimlik doğrulaması, hizmet sağlayıcılar arasında veri, rıza-hesap verebilirlik-takip boyutlarıyla yönetişim, hassas sağlık bilgilerin korunması ilk akla gelenler olarak sıralanıyor.
Hangi düzeyde olursa olsun sağlık yöneticileri; kamu veya özel sağlık sigortacıları gibi sağlık finansman kaynaklarını da yönetseler, hastane gibi sağlık kurumlarını da yönetseler, hatta makro bazda ülke sağlık politikalarını da yönetseler bu kritik karar noktalarını hesaba katmak zorundalar.
www.halukozsari.com.tr, halukozsari@gmail.com, hozsari@iuc.edu.tr














