İş görmezlik oranı sıfır olan işçiye tazminat ödenir mi?

Yargıtay iş kazası sonucunda işçinin yaralandığı fakat maluliyet oranının yüzde 0 olduğu ve dolayısıyla maddi kaybının olmadığı uyuşmazlıkta kusur raporu alınarak bu rapor doğrultusunda manevi tazminat hesaplanması yönünde karar vermiştir. Bu kararın gerekçesi ise maluliyet oranı sıfır olsa dahi işçi iş kazası neticesinde yaralandığı için psikolojik olarak bozulmalara ve ruhsal çöküntüye uğrayabileceği hesaba katılarak manevi tazminata hak kazanmasına karar vermiştir.

İş kazaları ölüm ve maluliyetle sonuçlanabileceği gibi işçinin iş kazası neticesinde sürekli iş görmezlik oranı sıfır olmasıyla da sonuçlanabilir. Ölüm veya maluliyetle sonuçlanan iş kazalarında işçi veya yakınları maddi ve manevi tazminata hak kazanabilirken maluliyet oranının yüzde 0 olduğu vakalarda işçi manevi tazminata hak kazanabilmektedir. Manevi tazminata hak kazanılabilmesini koşulu işçinin bedensel bütünlüğünün bozulmasıdır ama bu bozulma her zaman maluliyet neticesinde ortaya çıkmaz.

Maluliyet (sürekli iş gücü kaybı) oranının yüzde 0 olduğu durumlarda da işçinin iş kazası neticesinde yaralandığı ve Türk Borçlar Kanunu’na göre vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Dolayısıyla işçi sürekli iş gücü kaybına uğramasa dahi alınacak kusur raporları doğrultusunda manevi zarara uğradığı tespit edilmesi halinde manevi tazminata hak kazanır.

Hangi Haller İş Kazasıdır

İş kazası sigortalının çalışma hayatı esnasında 5510 sayılı kanunda sayılan durumlar karşısında ruhen ve bedenen engelli duruma gelmesi halleridir. Kanuna göre bu haller sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, hizmet akdi ile çalışan emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle
meydana gelen olaylardır.

Manevi tazminat ise kişinin haksız fiil karşısında uğradığı üzüntü, elem duyması ve kişilik haklarının zedelenmesi sonucunda ödenmesi gereken bir meblağdır. Bu tazminat türü Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ve 58. maddelerinde düzenlenmiştir.

Maluliyet Oranının Yüzde Sıfır Olması  

Yargıtay iş kazası sonucunda işçinin yaralandığı fakat maluliyet oranının yüzde 0 olduğu ve dolayısıyla maddi kaybının olmadığı uyuşmazlıkta kusur raporu alınarak bu rapor doğrultusunda manevi tazminat hesaplanması yönünde karar vermiştir. Bu kararın gerekçesi ise maluliyet oranı sıfır olsa dahi işçi iş kazası neticesinde yaralandığı için psikolojik olarak bozulmalara ve ruhsal çöküntüye uğrayabileceği hesaba katılarak manevi tazminata hak kazanmasına karar vermiştir. Tarafımızca işverenin en önemli ödevlerinden biri olan işçinin sağlık ve huzurunu korumadaki başarısızlığı neticesinde işçinin (ülkenin ekonomik durumu göz önüne alınarak) hukuki sınırlar aşılmayacak takdirde makul bir manevi tazminata hak kazanması yerindedir.

Yargıtay Ne Karar Verdi?

Somut olayın incelenmesi gerekirse;

Yargıtay 21.Hukuk Dairesi’nin Kararı…
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, Dava, 11/01/2012 tarihli zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından davacının iş kazası sonucu yüzde 0 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu ve iş kazasının meydana gelişinde davacı sigortalının yüzde 20, davalı işverenlerin yüzde 80 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının maluliyetinin bulunmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Tazminat Davalarının İçeriği

1-İş kazalarından kaynaklanan tazminat davaları nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

Dosya kapsamından, mahkemece, davacı sigortalının dava konusu iş kazası nedeniyle bir süre çalışamadığı, davacının istirahatli kaldığı bu süreler bakımından ücret kaybının doğduğu hususu göz ardı edilerek neticeye varıldığı anlaşılmaktadır.

Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren çalışmaz durumda kaldığı (raporlu olduğu) sürece ödenir.

Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır.

İstirahatli Dönemde Karşılanmamış Zarar

Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde yüzde 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ca sigortalıya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatli dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır.

Hal böyle olunca da mahkemece sürekli iş göremezlik oranı yüzde ‘0’ olan davacının istirahatli (raporlu) kaldığı dönem bakımından yoksun kaldığı ücret kaybının hesaplanmadan yazılı gerekçe ile maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya doğru olmamıştır. Yapılacak iş; davacının raporlu olduğu dönemde yüzde 100 oranında malul kaldığını değerlendirerek, bu dönemde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının olduğunun kabulüne göre maddi zararını bilirkişiye hesaplattırmak ve tüm delilleri bir arada değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Para Tutarı Adalete Uygun Olmalıdır

2-Öte yandan, gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.

Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.

Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, yüzde 0 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının sürekli iş göremez duruma gelmese dahi, üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün ihlali, sinir bozukluğunun da bedensel zarar kavramına dahil bulunduğu gözetilerek, tedavi gördüğü süre dikkate alınarak uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, mahkemece manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: ‘Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, 12.02.2019 gününde oybirliği ile karar verildi’ emsal karar niteliğindedir.