AXA Türkiye Hayat ve Emeklilik Başkanı Selçuk Adıgüzel, Orta Doğu’da yaşanan savaşın BES ve emeklilik fonları üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Belirsizlik ortamından geçildiğini belirten Adıgüzel, birikimleri koruma amaçlı dizayn etmenin önemine dikkat çekerek, büyük risk almanın, yüksek getiriyi hedeflemenin, tek bir varlığa yönlenmenin olumsuz sonuçları olacağını söyledi.

Editör: AYTAÇ NALLAR
AXA Türkiye Hayat ve Emeklilik Başkanı Selçuk Adıgüzel, ekonomideki gelişmelere paralel yaşanan Siyah Kuğu etkisinin BES’teki getirilere de yansıdığını söyledi. Adıgüzel, Orta Doğu’da yaşanan savaşın BES üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Emeklilik sisteminin gelişmeye devam ettiğini, 2026’nın ilk üç ayında, geçen yılın aynı dönemi ile mukayese edildiğinde katılımcı sayısında yüzde 5’lik artış olduğunu belirten Adıgüzel, “17.9 milyon katılımcıya ulaştık. Yüksek bir katılımcı sayısı. Fonlar da büyümeye devam ediyor. Reel olarak baktığınızda fonlarda yüzde 30’luk bir artış var” dedi.
Adıgüzel, sisteme girişlerde geçen yıla göre 10 bin adedin üzerinde bir artış olduğuna da değinerek, “Çıkışlarda da cüzi bir artış var ama bunu devlet katkısındaki revizyonla ilişkilendirmek doğru değil. Biraz daha bekleyip rakamları görmemiz gerekiyor. Ama girişlerin artarak devam ediyor olması sisteme olan ilgiyi teyit ediyor” şeklinde konuştu.
LİKİTTE ARTIŞ HİSSE DE ÇIKIŞ VAR
Adıgüzel, emeklilik fonlarına da değinerek, kıymetli maden fonlarının ağırlığının yüzde 58’ler seviyesinde olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Geçen yılın popüler konusu altındı. Bu sene biraz daha terse dönmeye başladı. Birikimlerin altına yönlenmesi durumu uzun dönemdir devam eden bir konu. Sadece savaş veya sadece söylemlerle olan bir durum değil. Şu sıralar likit fonlarda artış var; yüzde 15 seviyelerine gelmiş durumda. Hisse senedinden, biraz daha oynaklığın çok olduğu varlıklardan çıkış var. Hisselerden çıkış yüzde 5 seviyelerinde. Likit tarafa geçiliyor daha çok. Bir kısmı da altına kayıyor. BEFAS’a baktığımızda, ilk 10-15 fon hisse senedi ve değişken fonlar. Altın tarafındaki yavaşlama getirirlerde hisse senedi ve değişken fonlara kayıyor. Jeopolitik ortamdaki haberlerden ve gelen bilgilerden çok çabuk etkileniliyor. Olumlu gelişme olması durumunda buradaki fonların değeri artmaya başlıyor.”
BELİRSİZLİK VAR DEFANSİF HAREKET EDİLMELİ
Selçuk Adıgüzel, bu gibi belirsizlik ortamında konuya defansif yaklaşmanın, birikimleri koruma amaçlı dizayn etmenin önemine dikkat çekerek, büyük risk almanın, yüksek getiriyi hedeflemenin, tek bir varlığa yönlenmenin olumsuz sonuçları olacağını söyledi. Adıgüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Belirsizlik ortamında denge sağlayabilecek fonlar, değişken fonlardır. Altın fonları en büyük hacme sahip olmasına rağmen son 1 aylık dönemde yüzde 8.8 bir düşüş göstermiş. Buna karşılık 1 yıllıkta tabii ki daha yüksek, yüzde 75’lere varan bir getiri söz konusu. 2026 başından beri altın hala yüzde 8 getirmeye devam etmiş. Değişken fonlar 10.3 seviyelerinde yılın başından itibaren getirmiş. Hisse senedi fonları 18.4 gibi yüksek bir getiri yaratmış, 2026 yılında. En son bu ay içerisinde yüzde 3 5’luk bir getiri sağlamış. Ama tabii ki çok kırılgan bir piyasa ortamı söz konusu şu anda. Bu yüzden katılımcıların, düzenli olarak haberleri takip edip fon dağılımlarını güncellenmesi çok önemli.”
SİYAĞ KUĞU ETKİSİ YAŞIYORUZ
Belirsiz ortamında fonların çeşitlendirmesinin önemine de değinen Adıgüzel, şu tavsiyelerde bulundu:
“Farklı varlıklara dağıtmak riski çok önemli. Belki maksimum getiriyi sağlayamayacaksınız ama uzun süre birikimlerinizi devam ettirecek getiri sağlayabilirsiniz. Burada da altının payını biraz düşürüp para piyasası araçları ve tahvillere kayılabilir. Bunun yanında hisse senetleri de olmalı. Yapılan karma içerisinde bütün varlıkların bulunmasını tavsiye ederiz. Değişken fonlar da olabilir. Bunlar altın, değişken fonlar, para piyasası araçları ve hisse olarak parçalanırsa böyle dengeli bir portföy oluşturulabilir. Çünkü çok büyük belirsizlikler var. Atın neden bu şekilde dalgalanma gösteriyor? Siyah Kuğu etkisi yaşıyoruz, farkındaysanız. Hep savaş ve güvensizlik ortamlarında altın değerlenir. Ne oldu? Sebebi de artık ekonomik yapının biraz değişken olması, elinde altın bulunduranlar, kurumsal yatırımcı ve diğer büyük yatırımcılardan bahsediyorum; bunları nakde dönüştürmekte sıkıntı yaşayabileceklerini düşünerek ki bunu Orta Doğu’daki bazı ülkelerde gördük, nakde dönüşmesinde sıkıntı yaşanabileceğini düşünerek altını satmaya başladılar vaktinden önce. Dolayısıyla o değer artışı frenlendi.”














