Kıdem tazminatında uzlaşı gerekiyor

0
Allianz Hayat ve Emeklilik ve Allianz Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Taylan Türkölmez, kamunun gündeminde olan son günlerce çokça konuşulan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemini (TES) ve 2022 yılında başlaması planlanan TES’de Bireysel Emeklilik Sisteminin (BES) yerini anlattı.

Taylan Türkölmez, dünyadaki örneklerine baktığımızda, herkesin 3 basamaklı emeklilik sistemi oluşturduğunu belirterek, “2022 sonrası şöyle bir resim olacak. Birinci basamak sosyal güvenlik sistemimiz. İkinci basamak tamamlayıcı emeklilik sistemimiz, zorunlu ve işveren katkılı olacak. Üçüncü basamak da gönüllü alma çalışanın kendi katkıda bulunduğu özel BES. Sonuçta kişilerin gelirlerine göre o üçüncü basamağa da yatırımda bulunması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Taylan Türkölmez’in değerlendirmeleri şöyle:

Dünyada mesleki emeklilik planları ya da ikinci basamak zorunlu emeklilik planları denilen yapılanmanın birçok ülkede çok zaman önce gerçekleştiğini belirten Türkölmez, Türkiye olarak ikinci basamak emeklilik sisteminin güçlenmesi yönünde görüşmeler yürüdüğünü, üç yıl önce otomatik katılım sisteminin devreye girdiğini, ancak orada işveren katkısı olmadığını, zorunluluk olmadığını ve bugün konuşulan kıdem tazminatı entegrasyonunun olmadığını kaydetti. Bugün ise farklı bir yapıdan bahsedildiğini ifade eden Türkölmez, şunları söyledi:

“Kıdem Tazminatında Uzlaşı Gerekiyor”

“Bugün gelinen noktada BES’in kesin içinde olacak olması, onu yapılandıracak olması bizi çok heyecanlandırıyor. Bir taraftan da 2003’ten beri 2023’e yönelik de 20 yıllık BES’in yolculuğu var, ona da çok denk düşüyor. Geldiğimiz nokta bu işi çok iyi yaptığımız, şeffaf, fon bazlı, katılımcı bazlı, herkesin istediği bilgiye ulaştığı düzeyde bir ortam yarattığımızı, yapabildiğimizi gösteriyor. Onun için sektör olarak, eğer bize görev verilirse, layıkıyla bunu yerine getirebiliriz.

TES’in nasıl olduğuna baktığımızda; dünya örnekleri önemlidir ama her toplumun kendi dinamikleri vardır. Her ülkenin kendi makroekonomik oluşumları vardır, tercihleri vardır. Biz birinci basamakta sosyal güvenlik sistemi ile ciddi bir sosyal devlet olma yönünde katkımızı sağlıyoruz.

Bunun bir tamamlayıcı emeklilik sistemi olması gerekiyor. Bu yapılırken model kıdem tazminatlarının entegrasyonu üzerinden tartışılmaya başlandı. Bu konuda toplumun uzlaşısı gerekir. Çünkü tamamlayıcı emeklilik sistemlerinin dünyadaki uygulamalarına baktığımız zaman çok fazla sayıda kıdem tazminatı ile entegre olduğunu görmezsiniz. Kıdem tazminatı ile entegre edilebilir ama burada herkesin tamam biz de buna varız demesi lazım.”

Her İki Model Nasıl Çalışacak?

Taylan Türkölmez, kıdem tazminatında bugünkü uygulamada yüzde 8,33 oranın, en kritik oran olduğunu ve her yıl tüm çalışanlar için şirketlerin bilançolarında karşılık olarak yüzde 8,33 oranın da kıdem tazminatının ayrılıyor olması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onun için herkes, buraya geçsin denilen karma model, bu 8,33’ü koruyacak olan model. Burası en önemli husus. Çünkü var olan hakların korunması gerekiyor ve 8,33’ün de devam ettirilmesi gerekiyor. Görünen o ki, karma model 8,33’ü devam ettiriyor. Ama bunu devam ettirirken 5,33’ün karşılık olarak devam ettiği, yüzde 3’ün de işveren tarafından fonlu sisteme katkı olarak sunulduğu karma bir modele geçiyoruz. Evet, fonlu bir sistem var ama tamamen ona geçiş yok, karma bir geçiş sağlıyor olacağız.

Şöyle de bir alternatif sunuyor olacak. Eğer çalışan; bilançoda tutulan karşılık sistemini tercih etmiyorum tamamen fonlu sisteme geçmek istiyorum dendiği noktada ona alternatif sunuluyor olacak. Ama karma modelde işveren yüzde 3 öderken, işverenin katkısı yüzde 4’e çıkacak ama buna da ek olarak devlet diyecek ki, yüzde 4’ün yüzde 25’i olan yüzde 1’i veriyorum diyecek. Böylece fonlu sisteme işveren tarafından yüzde 5’in aktarıldığı bir modele geçiyor olacağız.

Şöyle bir soru akla gelebilir? Bir tarafta 8,33 var, ben neden yüzde 5’i tercih edeyim? Ben tercih edeceklerini sanıyorum. Çünkü yüzde 5 nakdi olarak kişinin bireysel hesabına aktarılacağından özellikle istihdam piyasasına yeni girmiş kişilerin tercih edeceğini düşünüyorum. Karma modeldeki 5,33’ün şu anki sistem olarak devam edecek. Yani nemalanma yok, fonlu sisteme aktarım yok. Bilançoda karşılıkta tutuyorsunuz şirketler olarak, ama kıdem tazminatı karşılıkları enflasyon bazında yükseltiliyor. O nedenle yüzde 5 katkının olacağı sistemin cazip olacağını düşünüyorum.”

“Emeklilik Yaşımız 60’larda, Beklenen Ömrümüz 80’lerde”

Taylan Türkölmez, her iki modelde çalışan hangisini tercih ederse etsin işveren katkısının olacağını belirterek, şu değerlendirmeleri yaptı:

“İşveren için bir yük müdür; evet, doğrudur. İşverenler olarak bunu yük olarak görsek de, zor bir dönemden geçtiğimizin de farkındayız; o nedenle 1 Ocak 2022 planlanıyor. Çünkü bu zorlu süreci de atlatmış olacağız. Ekonomik büyümenin başladığı dönemde geçmiş olacağız. Emeklilik yaşımız 60’larda ama beklenen ömrümüz 80’lerde. Bizim bu tip bir sisteme ihtiyacımız var.

İster karma modeli seçin, isterseniz de alternatif seçin; 31 Aralık 2021 itibariyle oluşmuş tüm kıdem tazminatı karşılıkları korunuyor olacak. onlar şirket bilançolarında takip ediliyor olacak. O nedenle bir kayıp olmayacağa benziyor.

Bugün kıdem tazminatı karşılıklarını kimler alabiliyor diye baktığımızda kayıtlı istihdam piyasasından bahsediyorum; yüzde 35’inin alabildiğini görüyoruz. Çünkü şirket değiştirenlerin bu kıdem tazminatlarını kaybettiği görülüyor. Bu fonlu uygulamada siz belirli bir süre sonra şirket değiştirdiğinizde kaybınız olmayacak ve fonlu sistemde birikmiş kıdem tazminatı karşılıkları da bireysel hesabınızda devam edeceğini görüyorum ki, bu da önemli bir gelişmedir.”

“Biz Fonlu Sisteme Yönetmeye Hazırız”

Taylan Türkölmez, “BES şirketleri bu modelleri yönetebilir mi?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bugün baktığımızda BES’e; işveren katkılı grup emeklilik planlarının bizlerin yönettiğini düşündüğümüzde, 2017 yılında devreye alınan otomatik katılım sistemini de başarı ile buraya kadar getirdiğimizi gördüğümüzde, bugün karma modelin yüzde 3 işveren katkısının olacağı fonlu sistemde ve alternatif olan fonlu sistemlerin yönetiminde BES şirketlerinin olabileceğini düşünüyorum. Biz buna bugün hazırız.”

“Otomatik Katılım Sistemini Dışarıda Bırakmamalıyız”

Taylan Türkölmez, yeni modeller uygulamaya geçildiğinde 2017’de başlayan otomatik katılım sisteminin ne olacağına da değinerek, şu açıklamaları yaptı:

“Bugün itibariyle otomatik katılım sisteminde 5,5 milyona yakın kişiyi görüyoruz, 10 milyar liraya yakın da fon büyüklüğü var. Hem kamu çalışanları var hem özel sektör çalışanları var. Bugünkü modelde otomatik katılım sistemi ile entegrasyonu göremiyoruz. Bu bir kıdem tazminatı entegrasyonu ve işveren katkısı üzerine kurulu. Otomatik katılımda hem çıkış hakkı var hem işveren katkısı yok. O nedenle bence ilerleyen dönemlerde bunu konuşuyor olacağız. Otomatik katılım sisteminin de benim görüşüm bu sisteme entegre edilmesi yönünde. Çünkü OKS’yi ikinci basamak emeklilik sisteminin oluşumu için bir adım olarak atmıştık. Şimdi başka bir kurguyu konuşuyoruz. OKS’yi kenarda bırakmamalıyız.”

“Kıdem Tazminatını Olmasa da Olur”

2022 başından itibaren çalışanları nasıl bir yapının beklediği konusunda da değerlendirmeler yapan Taylan Türkölmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyadaki örneklerine baktığımızda, herkesin 3 basamaklı emeklilik sistemi oluşturduğunu görüyoruz. 2022 sonrası şöyle bir resim olacak: Birinci basamak sosyal güvenlik sistemimiz. İkinci basamak tamamlayıcı emeklilik sistemimiz, zorunlu ve işveren katkılı olacak. Üçüncü basamak da gönüllü olan, çalışanın kendi katkıda bulunduğu özel BES. Sonuçta kişilerin gelirlerine göre o üçüncü basamağa da yatırımda bulunması gerektiğini düşünüyoruz.

Kıdem tazminatını bu sisteme entegre etmeden tamamlayıcı emeklilik sistemi kurgulanabilir mi? Bugün bile bazı işverenlerimiz işveren katkılı grup emeklilik planlarını bize yaptırmış durumdalar. Onlar zaten ikinci basamak sistemi çalışanları için oluşturmuş durumdalar. Kıdem tazminatı entegrasyonu olmasa bile bizim gitmemiz gereken yol işveren katkılı ve zorunlu mesleki ikinci basamak emeklilik sistemini yani tamamlayıcı emeklilik sistemini oluşturmamız gerekiyor. Kıdem tazminatından da bağımsız yürünebilir.”

“Pandemide BES’ten Çıkışlar Azaldı”

Taylan Türkölmez, BES sistemi hakkında da değerlendirmelerde bulundu ve koronavirüs salgını sürecinde BES’te yaşananları anlattı:

“BES, her ne kadar Türk toplumunun emekliliğine yönelik kurulmuş bir sistem olsa da orta vadede tasarruflar içinde çok ciddi sisteme giriş yapmış olan bu konuda katkı paylarını ödeyen katılımcıların olduğu bir sistem.

Pandemi döneminde bizi sevindiren bir durumla karşı karşıya kaldık; özellikle mayıs ayında. Pandemi döneminde bir taraftan ticaret durdu ama diğer taraftan da sağlık sigortalarına yönelik hem de tasarrufa yönelik farkındalığın arttı, daha fazla tasarruf yapmam gerekir düşüncesi ile BES tasarruflarını katılımcıların daha fazla sarıldığı bir dönemden geçtik.

Sisteme giren katılımcıların azaldığını görüyoruz; bu çok normal. Belirsizliğin olduğu, ticaretin düştüğü dönemde bu doğaldır. Ama bizim için olumlu tablo, çıkışların çok azaldığı ve en azından katkıda bulunamasam bile var olan tasarruflarımı BES’te devam ettirmeliyim diyen kişilerin çok ciddi sayıda arttığını görüyoruz. Geçen yılın mayıs ayındaki çıkış rakamının yarısını;  geçen yılki çıkış fon tutarı 1,6 milyar liraydı, bu yıl mayıs ayında 800 milyonda kaldık ki, son yılların aylık bazda en düşük çıkış fon tutarında yakalamış olduk. Tasarruf bilincinin de arttığını gösteriyor. Haziran ayında biraz daha farklı bir tablomuz var. Bu kadar kredi faizlerinin düştüğü, konutun cazip hale geldiği ortamda o taraflara başvuranlar var ama yine de seyir devam ediyor.

Bugün itibariyle fon performansı yüzde 11’lere vurdu. Geçen yılın fon performansı 28’di, bunun üzerine bir 11 daha getirdik. Katılımcılar, karşılığını da alıyorlar yatırımlarının. Bunun için de sistemde kalmaya devam ediyorlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin