Ufuk Teker, Türk gemisine korsan saldırıyı değerlendirdi

Türk P&I Sigorta Genel Müdürü Ufuk Teker, Gine açıklarında M/V Mozart isimli Türk gemisine, silahlı korsanlar tarafından yapılan saldırı hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Saldırının sigorta boyutunu detaylı anlatan Teker, önceki senelerde Somali’de kaçırılmış Türk gemilerinin hasar yönetiminde görev aldığını belirterek, bundan sonra işleyecek süreç hakkında da detaylı bilgiler verdi.
  • Korsan saldırılar hep gündemimizde, milyonlarca dolar tazminat ödeniyor. 
  • Kaçırma ve fidye sigortası yaygınlaşmaya başladı.
  • Somali’de, kaçırılmış Türk gemilerinin hasar yönetiminde görev aldım.
  • Biraz sabırla, bütün personelimizin selametle Türkiye’ye geleceğine eminim
  • Korsan saldırıları birkaç kabile yönetiyor.

Editör: Aytaç NALLAR

Türk P&I Sigorta Genel Müdürü Ufuk Teker, deniz korsanlarının, deniz sigortacılığının hep gündeminde olduğunu belirterek, geçen sene Gine Körfezi’nde 132, Aden Körfezi’nde de 34 korsanlık saldırısı yaşandığını vurguladı. Geçen hafta içerisinde yine Gine Körfezi’nde, Amerikan bayraklı bir gemiye saldırı olduğunu, hatta geçen hafta içerisinde üç soygun hadisesinin Malakka Boğazı’nda yaşandığını söyleyen Teker, “Bizim gündemimize Mozart gemisiyle oturan bu hadise, denizcilikte haftada 2-3 hadiseyle gündemimizde olan bir konu ve bunlardan dolayı da sigorta şirketleri milyonlarca dolarlık tazminat ödüyor” dedi.

Üç Tehlikeli Bölge Var

Ufuk Teker, dünyada üç ana bölgede deniz korsanlığının vücut bulduğunu belirterek, “Bir tanesi Hint Okyanusu’ndan Büyük Okyanusa açılan ki, yılda 50 bin geminin geçtiği Malakka Boğazı. Burada uzun yıllardır deniz korsanlığı var. Son 15-20 yıl içerisinde Aden Körfezi’nde, Somali açıklarında başlayıp Somalili korsanların yaptığı korsanlık hadisesi zaman içerisinde çok daha ileri boyutlara ulaşıp, Hint Okyanusu’na, hatta Seyşeller’e kadar uzanan çok geniş bir alanı kapsamaya başladı ve deniz çalışanlarını, armatörleri ciddi anlamda etkileyecek boyutlara ulaştı. Son dönemde de büyük çoğunluğu Gine Körfezi’nde ağırlıkla Nijeryalı korsanların başlattığı korsanlık faaliyetleri çok yoğun olarak denizciliğin gündemine oturmuş durumda” dedi.

Gemi İşletmecileri Fidye Sigortası Yaptırıyor

Ufuk Teker, gemi sigortalarından da bahsederek, şunları söyledi: “Gemide iki ana sigorta var. Biri karadaki kasko benzeri olan tekne ve makine sigortası. Diğeri sorumluluk sigortası ki, personelin ölüm, yaralanma ve hastalıklarını da kapsayan P&I sigortası. Bunların haricinde gemiler, riskli bölgelere gittikleri zaman özellikle savaş riski olan bölgelere gittikleri zaman satın aldıkları harp-grev sigortası ve riskli bölgelerle ilgili de ödedikleri ek teminatlarla aldıkları sigortalar var. Bir de fidye sigortaları var. Son on beş yıldır kaçırma ve fidye sigortası yaygınlaşmaya başladı ve gemi işletmecileri tarafından satın alınıyor. Özellikle bu tarz Gine Körfezi, Aden geçişi gibi riskli bölgelere gittiği zaman armatörler bunu satın alıyor.”

Korsanların İdeolojik Amaçları Yok

Ufuk Teker, önceki senelerde Somali’de, kaçırılmış Türk gemilerinin hasar yönetiminde görev aldığını ve bu süreçlerin hassa süreçler olduğunu söyledi. Özellikle işletmeci ve ailelerin sorumlu davranmak zorunda olduğunu hatırlatan Teker, şu açıklamaları yaptı:

“Çünkü ortaya çıkabilecek olan tazminatın belirlenmesi tamamıyla korsanların aileleri provoke ederek işletmelerin üzerinde oluşturdukları baskılar ve tehditler neticesinde ortaya çıkıyor. Çok profesyonel ellerde ve psikolojik olarak doğru bir şekilde yönetilmesi gereken bir süreç olduğunun altını çizmek istiyorum. Bunun arkasında 50 milyon dolarlık bir sigorta teminatı var dediğinizde, bu korsanları aşırı derecede provoke edecek ve süreçlerin doğru yönetilmemesine sebep olacaktır. Burada iç serinleten bir şey söylemek istiyorum. Şu aşamada bu korsanların ideolojik bir amaçları yok. Tamamıyla para amacıyla, fidye amacıyla personeli alıkoyuyorlar ve olabildiğince iyi bakıyorlar. Bu süreçte de geçmişteki olaylardan tecrübe ettiğimiz kadarıyla, kendilerinin kılına bile zarar gelmemesi için ellerinden geldiğince özen gösteriyorlar. Günün sonunda tek amaçları var, fidye kopartmak. Bölge zor bir bölge. Nijerya’nın içlerinde, nehir bölgesinde, kabilelerin içerisinde, sık ormanlık arazilerde tutuyorlar. Birkaç kabilenin yönettiği bir hadise, bu. Biraz sabırla, bütün personelimizin selametle Türkiye’ye geleceğine eminim.”

M/V Mozart Gemisi Sigortalı

Ufuk Teker, M/V Mozart gemisinin, tamamen sigortalı olduğunu ve saygın bir işletme tarafından işletildiğini vurgulayarak, geminin uluslararası bir sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu kaydetti. Teker, geminin gövde sigortası olduğunu ve gemiye verilen fiziki hasarlar ile hayatını kaybeden personelle ilgili teminat olduğunu belirtti. Teker, “P&I teminatının içerisinde zaten personelin ölüm, yaralanma ve başına gelen her türlü hadise var. Gövde sigortası kapsamında da korsanlık faaliyetleri sebebiyle gemide verilen bütün fiziki hasarlar sigorta teminatı altında” dedi.

Ufuk Teker, “Türk P&I olarak hiç böyle bir hasar ödediniz mi?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Bunun benzerini ödemedik ama korsanlık sebebiyle yanan bir gemi için ödeme yaptık. Onun haricinde kaçırılan, fidye istenen Türk gemileri vardı. Bunlarında iki tanesinde çok aktif olarak hasar yönetiminde bulunma fırsatı yaşadım” dedi.

Sigorta Şirketleri Önlemler Alınmasını İstiyor

Teker, “Deniz korsanlarına karşı önlem alınmıyor mu? Sigorta şirketleri sigorta yaparken ne gibi tedbirler istiyor?” sorularını da şöyle yanıtladı:

“Türkiye, mesela, sahil güvenlik organizasyonuyla hem denizden hem karadan kendi sahillerini bu tarz deniz haydutluğuna ve kaçakçılık faaliyetlerine karşı koruyor. Dünyanın bazı bölgelerinde, özellikle otorite boşluğu olan yerlerde bu tarz hadiseler yaşanıyor. Sigortacılar da buraya giden gemilerle ilgili bazı tedbirler talep ediyor. Mesela, dışarıdan gemiye girilmesini zorlaştırıcı geminin dikenli, jiletli tellerle çevrilmesi gibi önlemler talep edebiliyor. Bunların hepsi armatörün üzerine maliyetler bindiriyor. Gemide güvenlik görevlileri bulunuyor; uyarı ateşi açıp korsanların gemiden uzak durmasını sağlamak amacıyla. Fakat burada da yine armatörlerin üzerinde ciddi anlamda bir hukuki sorumluluk oluşuyor. Çünkü bayrak devletlerine resmi olarak sorduğunuz zaman gemideki bu güvenlik görevlilerinin gemiye binmesine resmi olarak müsaade etmiyor. Armatörler yerel idarelerin boşluğundan dolayı hem kendilerini korumak, hem de sorumluluk almak zorunda kalıyorlar.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin