TSB Başkanı Ahmet Yaşar, sigortada dağıtım kanalları dengesine dikkat çekerek, “Sigortacılık tek kanallı değil, çok katmanlı bir yapı. Asıl mesele bu dağılımın nasıl okunduğu. Yanlış okunması halinde sektör dağıtım yarışına indirgenebilir. Sigorta sadece bir dağıtım işi değil, bir risk yönetimi işidir” dedi.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, sigortanın sadece bir dağıtım işi değil, risk yönetimi işi olduğunu söyledi. Yaşar, Bankasürans Zirvesi’nde yaptığı konuşmada sektörün son yıllarda güçlü bir performans sergilediğini, ancak bu büyümenin tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu. Yaşar, dağıtım kanalları dengesine de dikkat çekti.
Sektörde üretimin yüzde 53’ünün acentelerden, yüzde 22’sinin bankalardan, yüzde 17’sinin brokerlerden kaynaklandığını belirten Yaşar, “Bu tablo, sigortacılığın tek kanallı değil, çok katmanlı bir yapı olduğunu açıkça gösteriyor. Asıl mesele bu dağılımın nasıl okunduğu. Bir yandan teknoloji, yapay zekâ ve gömülü sigortacılık konuşulurken, diğer yandan üretimin giderek daha güçlü ve uzman oyuncuların elinde toplanması dikkat çekiyor. Bu durum, sigortacılığın yalnızca satış odaklı bir alan olmaktan çıkıp yeniden uzmanlık ve teknik bilgiye dayalı yapısını öne çıkarıyor” dedi.
SİGORTA SADECE DAĞITIM İŞİ DEĞİL
Ahmet Yaşar, bu dönüşümün yanlış okunması halinde sektörün bir dağıtım yarışına indirgenebileceği uyarısında da bulunarak, “Sigorta sadece bir dağıtım işi değil, bir risk yönetimi işidir” şeklinde konuştu.
Bu noktada özellikle acente ve brokerlerin rolüne dikkat çeken Yaşar, şunları söyledi: “Sahadan gelen bilgi, doğru risk analizi ve underwriting süreci sigortacılığın temelini oluşturuyor. Bu nedenle geleneksel dağıtım kanallarının sektördeki ağırlığını koruyacak. Sigortacılığı yalnızca bir finansal teknoloji ürünü olarak görmek ve sigorta şirketlerini sadece ürün sağlayıcısına indirgemek doğru olmaz. Doğru model; bankalar ölçek sağlıyor, acenteler ve brokerler derinlik katıyor, teknoloji hız kazandırıyor, sigorta şirketleri ise ortak aklı temsil ediyor.”
BANKASÜRANSTA DEĞİŞİM YAŞANIYOR
“Sigortacılıkta yeni dengeyi; ölçek, derinlik ve ortak akılla kuracağız. Bu model kurulmadan büyüme olur ama sürdürülebilir olmaz” diyen Yaşar, bankasürans tarafında da önemli bir dönüşüm yaşandığına dikkat çekerek, şu açıklamaları yaptı:
“Krediye bağlı yapıdan çıkıp müşterinin hayatının tamamına dokunan bir modele geçiş söz konusu. Sigorta artık sadece kredi anında değil, ihtiyaç duyulan her anda devreye giren bir yapıya dönüşüyor. Bugün gelinen noktada sigorta; ekonominin tamamlayıcı bir unsuru olmaktan çıkıp, merkezi bir yapı taşı haline gelmiş durumda.”
Türkiye’de sigortalılık oranının yüzde 2,6 seviyesinde olduğunu, hedefin bu oranı iki katına çıkararak 50 milyar dolar üretim büyüklüğüne ulaşmak olduğuna değinen Yaşar, “Ancak bu hedef yalnızca sektörel büyüme anlamına gelmiyor. Daha fazla bireyin güvence altına alınması, daha güçlü bir finansal sistem ve daha dayanıklı bir ekonomi anlamına geliyor. Sigortacılık yalnızca bir ürün satışı değil, bir güven ilişkisi kurma ve risk yönetimi işi. Bu işin özünde hâlâ sahadan gelen bilgi, doğru analiz ve uzmanlık var” şeklinde konuştu.















