AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, 2025 yılını değerlendirdi ve 2026 yılına yönelik hem beklentilerini paylaştı hem de başta acenteler olmak üzere sektör oyuncularına tavsiyelerde bulundu. Ölken, 2025’in 5-10 yıllık yörüngede en verimli yıl olduğunu belirterek, 2026’da artık yüzde 40’ların değil yüzde 20’lerin konuşulacağını söyledi. Ölken, “Bir oyun değişikliği var, ona hazır olması lazım sektörün” dedi.
Editör: AYTAÇ NALLAR
AXA Türkiye Youtube Kanalında canlı yayına katılan Yavuz Ölken, sigorta sektörünün 2025 yılını değerlendirdi ve 2026 yılına yönelik beklentilerini paylaştı. Ölken, gelecek yılların farklı olacağını, sektöründeki tüm kesimlerin de buna hazır olması gerektiğine dikkat çekerek, 2026’da hem acentelere hem de sektör oyuncularına önerilerini sıraladı.
Yavuz Ölken, 2025 yılını kapatırken, sigorta sektörünün, acentelerin, şirketlerin, sektör profesyonellerinin durum tespitini iyi yapmaları gerektiğini, doğru yapılmadığı takdirde önümüzdeki 4 yılın farklı bir yörüngede olacağını belirterek, alışılagelmiş davranış biçimlerinin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Ölken, sigortacılığın, her 2, 2.5 yılda bir yeni bir kimliğe büründüğünü, özü değişmese adapte olunması gerektiğini ifade ederek, “Yani yeniliği ve yeniliklere adapte olmak zorundasınız. Değişiklikler siz ne yaparsanız yapın oluyor. Ama bizlerin, sektörün, sektör oyuncularının dönüşüm isteği de bir tercih. Dönüşmek isteyenler, geleceğe güvenle bakmak isteyenler durum tespitini yapmaları lazım” dedi.
2025 EN VERİMLİ YILLARDAN BİRİYDİ
2025 yılının sigorta sektörü adına belki son 5 ila 10 yıllık yörüngede en verimli yıllardan biri olduğunu kaydeden Ölken, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2025’te hayat ve hayat dışı toplam 1.2 trilyon toplam prim üretimi var. Hayat dışı yüzde 40, hayat yüzde 70’in üzerinde büyüdü. Ortalama enflasyonun 35’lerde seyrettiğini düşünüyorsanız sektör reel büyüdü. Bu iyi haber. Hasar maliyetleri de enflasyon veya enflasyonun 6-7 puan üstünde büyüdü. Bunlar kontrol edilebilir riskler halinde elimizde. Bizim bilançolarımızda negatif etki yaratmadı ama iyi bir haber vardı 2025 yılına özel; uzun yıllar sonra doğal afet olarak, büyük hasar olarak sayılabilecek hasarlarda şanslı bir yıl geçirdik. Dolayısıyla teknik performansımızı okurken yukarıdan aşağıya iyi bir hasar yılı geçtiğini de unutmayalım.”
2025’in ilk üç-dört ayında fiyatların halen teknik evrelerde olduğunu, Kahramanmaraş depremleri sonrası ortaya çıkan teknik fiyatlamaların devam ettiği bir evre olduğunu vurgulayan Ölken, “Enflasyon hala daha yukarıdaydı, sigorta bedelleri daha yukarıya çıkıyordu, enflasyon koruma klozları daha yüksekten satın alınıyordu. Dolayısıyla büyümenin içinde sigortalılık oranı artmadığı gibi, primlerin artmasındaki en büyük etki hala fiyat, bedel artışları ve enflasyon üçlüsüydü. Fakat yılın ikinci yarısında bu üçü birden elden gitmeye başladı” dedi.
350 MİLYAR VARLIĞINIZ VARSA YATIRIMCI KAR BEKLER
Yılın ikinci yarısında ve özellikle son çeyreğinde fiyatlardaki rekabetin, dünyadaki soft market denilen fiyatların yumuşama evresinin başladığını, bu sayede sektörün yüzde 41 büyüdüğünü ifade eden Ölken, şu açıklamaları yaptı:
“Büyümenin yanında bir de finansal gelirlerimiz var. Şimdi finansal gelirlerin de çok yukarıda olduğu bir iki sene geçirdik. Bütün bunları topladığımızda sektör kar üretti. Üretmeli de zaten. 300 milyar öz kaynağı, 50 milyar ödenmiş sermayesi olan hayat dışı sigortacılık sektörünün zaten kar etmesi gerekir. Yani 350 milyar varlığınız varsa herhalde yatırımcılar sizden biraz kar üretmenizi bekleyecektir. Teknik tarafa baktığımızda; trafik sigortalarında henüz 9 ay sonuçlarını biliyoruz, 40 milyarın üzerinde zarar var. Kasko kafa kafaya gelecek gibi gözüküyor, sene sonunda. Yangında, doğal afet ve büyük hasarların görece düşüklüğü sebebiyle bir teknik kar çıktı. Diğer branşlarda da artık et kalınlığı küçülerek geldi. Niye bunları anlatıyorum? Biz yılı kapattığımızda bir kere mutlu olacağız. Türk sigortacılığı, zorlu üçüncü yüksek enflasyon ve deprem sonrası zorlu yüksek enflasyon evresini zarar etmeden, kar elde ederek, teknik karşılıklarını güçlendirerek, fiyatlardaki dünya ile beraber ortaya çıkan değişkenlikleri yöneterek sistemin ileriye doğru adım atmasını sağlayacak bir zeminde bitirdi.”
2025’TE BÜYÜYEN ŞİRKET YATIRIM YAPAR
Yavuz Ölken, 2025 yılını AXA Türkiye için de özetleyerek, sektörden pozitif ayrıştıklarını vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Pazar payı kazandık. Yani bütün hayat dışı sigortacılıkta pazar payı yarım puana yakın bir pazar payı kazandık. Sektörün ortalama büyümesi 41 iken biz 90 milyarı biraz aşan prim üretimiyle yüzde 48’lik bir büyüme yakaladık. Nerede büyüdük? Sağlıkta hızlıyız, yangın branşı ama yangının bireysel, ticari, kurumsalında hızlıyız. Kaskoda sektörden daha pozitif ayrışarak büyüdük. Dengeli bir portföy ile yürüdük. Tabii ki bütün bunları nasıl yaptık? Bizim portföyümüzün dağıtım kanalı olarak baktığımızda yüzde 70’e yakın bir oranı acenteler tarafından, profesyonel acenteler tarafından üretiliyor. Zaten büyüdüğümüz zaman kazan kazan bu oyun. Yani siz büyüyorsunuz, acenteler büyüyor, acentelerin gelirleri artıyor, acentelerimiz için uyguladığımız kampanya düzenleri genişliyor. Bu kampanya düzenleri genişlediğinde tabi ki acentelerin komisyon gelirleri de artıyor. Ama özü şu, büyümek yani primi büyütmek lazım. Bu yıl büyüyen şirket yatırım yapar. Büyüyen şirket teknolojiye yatırım yapar. Büyüyen şirket acentenin gelişimine katkı sağlar.”
2026’DA OYUN DEĞİŞECEK HAZIR OLMALIYIZ
Yavuz Ölken, 2026 yılından da bahsederek, hard market denen fiyatların olmayacağını, soft marketin de çabuk tüketildiğini belirterek, “Büyümeyle alakalı da 2025 bence iyi bir yıldı, 2026’ya geçerken bütün bu yörünge bizi yüzde 20’li, 25’li enflasyona götürdüğünde, 2026 rakamlarını konuştuğumuzda; 30, 35, 40’ları artık 20’lerle konuşacağız. Büyümeler, finansal gelirler bunları 20’lerle konuşacağız. Dolayısıyla bir oyun değişikliği var, ona hazır olması lazım sektörün” şeklinde konuştu.
%35’İN ALTINDA BÜYÜDÜĞÜNDE TEHLİKE ÇANLARI ÇALAR
Yavuz Ölken, 2026 yılında büyümenin dışında bir çözüm olmadığına değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Büyümeyi yaparken 2026’nın farklı olduğunu unutmayacağız. Bir kere ortalama primlerimiz artık yüzde 25-30 arasında büyüyor. Ortalama primler bir buçuk yıl önce yüzde 70’lerde büyüyordu. Ben acente açısından okumaya çalışıyorum resmi. Primler yüzde 25-30 bandında ortalama büyüdüğünde komisyon gelirleri de bir önceki yıla göre ancak o kadar büyüyecek. Bugün bizim maliyetimizin içindeki yüzde 80’lik kısım insan emeği. İnsan emeğinin maliyeti de yüzde 25-30 artıyor. Genel giderler de o kadar artıyor. Baktığınızda o zaman büyümenin enflasyonun üzerinde reel büyüme olması gerekir; an aşağı 10 puan. Bu yıl enflasyonu yüzde 25 bekliyoruz. O zaman 35’in üstünde büyüyeceğiz. Bir kere bir hedef koyacak 2026 için bu sektör; acente, kim olursa olsun, yüzde 35’in altında büyüdüğünde tehlike çanları çalar. Maliyeti yönetemeyiz, bazı yönetemeyiz.
YÜKSEK KOMİSYONLAR OLMAYACAK
İkinci önemli konu çok verimli olmak zorundayız. Yani meblağ olarak yüksek komisyonlar, bizim için de yüksek faizden istifade edecek fonlar yok artık. Onlar daha daralarak geliyor. Dolayısıyla verimlilik en önemlisi. Sadeleşme en önemlisi. Ben şirketim adına bunu net söyleyebilirim biz zaten bugünlere 2014’ten beri hazırlanıyoruz. 2025’te ilave temsilcilikler açtık; Van’da, Diyarbakır’da. Erzurum’u güçlendirdik, Trabzon’u güçlendirdik, Denizli temsilciliğimiz var, 9 tane bölge müdürlüğümüz var. Sahada hızlı ve basit iş yapmakla uğraşıyoruz ve buraya odaklanıyoruz. Acenteler için de bu çok önemli. Sade olmak, verimli olmak, doğru insan sayısıyla çalışmak, teknolojiden istifade etmek gibi mecburiyetlerimiz var. Yapay zeka, büyük veri bunlardan bir tanesi. Bunlara yatırım yaparak işte maliyet bazımızı aşağı çekebilirsek çok önemli. Buralara yatırım yapmamışsak, 2024, 2025’te, iyi gelirler elde ettiğimiz yıllarda bunları buraya sevk etmemişsek işimiz zor. Acentelerimiz açısından da potansiyel var. Ben hepsinin portföyünü görüyorum, sektörde hepimiz görüyoruz. Bireysel müşterilerde müşteri başına düşen poliçe sayısı hala 1.30, 1.40’larda. Hani biz pozitif ayrışıyoruz, 1.52’deyiz; iyiyiz de iki tane zorunlu ürün var unutmayalım. Bir DASK, bir trafik. Hala sigortalanma oranları trafikte yüzde 81’e geldi. Kaskoda yüzde 36’ları, 35’leri çok zor yakalıyoruz. Konut öyle. DASK’ta yüzde 55’leri bir türlü geçemiyoruz. Sağlık sigortalarında da grupları çıkartırsak 4 milyon sigortalı var. Hala potansiyel var. Dolayısıyla çok çalışacağız. Elimiz sıcak olacak, portföylerimize odaklanacağız, sadeleşeceğiz.”
ACENTENİN KOMİSYON İADESİ YAPMASINI TAVSİYE ETMEM
Yavuz Ölken, 2026 için tavsiyelerde de bulundu. Sigortacılığın itibar gerektiren bir iş olduğunun altını çizen Ölken, şöyle devam etti:
“Bu meslek hizmet satar, güven satar, empati satar. Bu meslek müşterisinin risklerini korumak için vardır. Bu mesleği yaparken ben hiçbir aracının, hiçbir acentenin komisyon iadesi yapmasını tavsiye etmem. Ben bunu görüyorum ve özellikle rekabetin kızıştığı son çeyrekten itibaren daha sık görüyorum. Benim işim değil bunu kontrol etmek. Ama tavsiye olarak müşterinin önünde bütün sektör adına bir değerimiz olacaksa, bu mesleğin ve satın alınan ürünün bir fiyatı varsa, bu fiyata acente hizmet ediyorsa, her iki ayda bir gidiyorsa, müşteriyi sürekli görüyorsa, 7/24 hizmet veriyorsa, gece yarısı kaza olduğunda müşterinin yanına gidiyorsa, işletmenin yanında koşuyorsa neden iade yapılsın? Bir kere bunları baştan düşünmemiz lazım.
KOMİSYON HİZMET İÇİN ALINIYOR FERAGAT ETMEMEK LAZIM
İkincisi sektörde rekabet var, müşteri davranışları değişti. Müşteriler artık her yerden aynı risk için fiyat toplamaya başladı. Bu doğal bir şey, hiçbir itirazımız olmaz. Ama biz bu mesleği yapıyoruz. Sektörde çok kıymetli sigorta şirketleriyiz. Açıkçası yenilemelerde ben acentelerin hoşnut olmadığı durumlarla karşı karşıya kaldıklarını görüyorum. Yani bu mesleği biz beraberce icra ediyorsak, mesleğin itibarını zedelemeyecek şekilde bir 2026 dönemi geçirmemiz lazım. Çünkü müşteriler açıkça söylemek gerekirse bir sızıntı noktası gördüğünde bunu kullanır. Dolayısıyla hizmetinizin, değerimizin, verdiğimiz güvenin, uyguladığımız poliçe metninin arkasında durmalıyız. Komisyon hizmet için alınıyor. Bunlardan feragat etmemek lazım.
AMA VE LAKİN DEMEDEN İŞ YAPMA DÖNEMİNDEYİZ
Portföylerimizi doğru yönetmeliyiz. Birbirimizin portföyüne daha saygılı davranmalıyız. Şirketler olarak da aynısını düşünüyorum. Çünkü hala neredeyse toplam varlıkların potansiyelinin üçte ikisi sigortasız, bu ülkede. Hedefimizin oraya doğru kaymak olması lazım. Türkiye’de ki acenteler ki, ben AXA Türkiye çatısında çalışan acentelerimize de aynısını dile getiriyorum, o yüzden rahat söyleyeceğim. Arkadaşlar; ama ve lakin demeden iş yapma dönemindeyiz. Trafik, ama ve lakinlerle dolaşıyor. Rekabet ama ve lakinlerle dolaşıyor. Biz yatırım yapacağız. Biz girişimci isek, acente isek, biz şirketsek yatırım yapacağız. Büyümenin yolu çalışmaktan geçiyor. 2023’ün ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan bu teknik fiyatlamanın dünya reasürans pazarındaki sertliğiyle beraber gelen rüzgarla oluşan fiyatlar, artan sigorta bedelleri ve ortaya çıkan primler ve bunun karşılığında alınan komisyonlar; bir dönem acentelerimizi maalesef bir miktar tembelliğe sevk etti. Çünkü sanki hep bu düzen gidecekmiş gibi düşündük. O düzen gitmeyecekti zaten. Asıl yapmamız gereken o dönemde mutlaka koruma açıklarına daha çok odaklanmaktı. Kaybedilebilen bir şeyin yerine konma ihtimali çok azdı. O dönem sigortacılığı biraz daha yukarı taşımamız lazımdı. Elde ettiğimiz gelirlerle yatırım yapmamız lazımdı. Benim genel tespitim bu.
Onun dışında evet dönem dönem çok takılıyoruz. Trafik sigortasının dışında zaten takıldığımız bir şey yok. Bir tek ona takılıyoruz. Bu tarafa döndüğümüzde takılmadan işini yapanlar yok mu? Fazlasıyla var, hem de çok fazlasıyla var. Dolayısıyla trafik sigortası sorunu da zaten yoktur sektörde. Bugün arz sorunu da yoktur. SEDDK da bir düzen, bir çerçeve yaratmıştır. O çerçevede de herkes arzını piyasaya sunmaktadır. Denetime tabidir. Sermaye yeterliliğinden teknik karşılığına, kasko trafik arasındaki ilişkiye kadar denetlenen bir yapıdayız.
ACENTELER MÜŞTERİ KONUSUNDA EMEK SARFETMİYOR
Acenteler açısından söylüyorum; müşteri sayısını ezbere bileceğiz. Ezbere yani son adedine kadar ezbere bileceğiz. Müşterimizin kaç tane poliçesi var onu bileceğiz. Kaç tane aracı var onu bileceğiz. O müşterimizin çocukları geliyorsa onu bileceğiz. Çocukları üniversitede okuyorsa onu bileceğiz. Çocuk evleniyorsa, ev sahibi olacaksa onu bileceğiz. Müşteriye dönük bir hayat yaşamak durumundayız. Acentelerimizin müşteri veri tabanının üzerinde çok emek sarf ettiklerini düşünmüyorum. Daha planlı, daha organize, daha teknolojiden istifade ederek yatırım yapmaları lazım. Geçmiş yıllarda komisyon gelirlerindeki daha esnek yapıyla bu yatırımları yapan acenteler, dijital yatırımı yapan acenteler, dijital platformlarını kuran acenteler, müşteri değeri analitiğini kuran acentelerimiz var ve hızlı mesafe alıyorlar.”














