2021’in ilk çeyrek barometre sonuçları açıklandı. Sürprizler var

Coface, 2021’in ilk çeyrek Barometre sonuçlarını açıkladı. Buna göre, global iyileşmenin başını ABD çekiyor, gelişmekte olan ekonomiler ise arkada kaldı. Pandeminin başlamasından bu yana bir yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen, kovid-19’un yayılması hakkında bitmek bilmeyen belirsizliklerden ötürü global ekonomik trendler hâlâ belirsizliğini koruyor. Aşılama sürecinin hem hızlanması hem de etkinliği ekonomik düzelme ve toparlanma için kilit öneme sahip. Bu bağlamda, ticari alacak sigorta şirketi Coface’ın yayınladığı son Barometreye göre, normale geri dönüş beklentileri farklı coğrafyalar ve sektörler arasında eşit değil ve belirsiz. Coface’ın yayınladığı son 1. Çeyrek Barometresi’ndeki tespitler şöyle…

Coface, ABD ve Avrupa’da nüfusun yeterince büyük bir kısmının aşılanmış olacağı 2021 yazından itibaren ekonomik düzelme ve toparlanmanın ivme kazanacağını düşünmekte. Bununla birlikte, özellikle belirli hammaddelerde görülen üretim sıkıntısı ile ihracat kısıtlamaları ve imalatçıların karşı karşıya oldukları arz problemlerinden dolayı, aşı teslimlerinde gecikme riski de bulunmakta.

Buna rağmen, ABD’de beklentilerden daha iyi gelen büyüme rakamları sayesinde, Coface’ın global büyüme tahmini de yukarı yönde yarım puan revize edildi (2021 için + yüzde 5,1). Bu daha olumlu ve elverişli makroekonomik görünümde, Coface sadece 3 sektörde görünümü düşürürken, toplam 35 sektörde görünümü yükseltti. Ayrıca, dünya ekonomisinin birkaç başka sektörü daha (sanayi ve global ticaret) yaz aylarına kadar kriz öncesi faaliyet seviyelerine geri dönebilirler.

Pozitif Sürprizler de Yaşanıyor

Buna rağmen, başta hizmetler olmak üzere özellikle müşterilerle fiziksel temas kurmayı gerektiren diğer sektörler, Avrupa ekonomilerinin tümünde arka sırada kalmış durumdalar. Son olarak, bazı büyük gelişmekte olan ekonomilerde, düzelme ve toparlanmanın aksamasının bir diğer sebebi de merkez bankalarını para politikalarını sıkılaştırmaya zorlayan ve giderek yükselmekte olan enflasyondur.

2021 yılının başından bu yana, sağlık konusundaki pek çok belirsizliğe rağmen, pozitif sürprizler de yaşanmakta. Euro bölgesi ile ABD arasında beklenen büyüme açığı, özellikle ekonomik düzelme ve toparlanma evresinde olağan. Bu, kısmen, ABD’de istihdam ve gelirlerdeki ayarlamaları hızlandıran daha zayıf otomatik dengeleyicilerden kaynaklanmakta.

Fakat bu kez, ABD ekonomisinde büyüme açığının sebepleri daha farklı olarak tanımlanıyor. Bu sebepler arasında hem 2020 yılında hem de 2021 yılının ilk dönemlerinde Euro bölgesinden daha az hareket ve dolaşım kısıtlamaları uygulanması ve aşı dağıtımı ile aşılamanın daha hızlı yapılması sıralanabilir.

ABD Ekonomisi ‘Yüksek Basınç’ Moduna Geçiyor

ABD’nin daha iyi performans göstermesi ekonomi politikalarındaki farklarla da açıklanabilir. ABD Merkez Bankası (FED) bilanço büyüklüğünü artırdı. FED’in varlık alım programı, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yüzde 9’una kıyasla 2020 yılında GSYİH’nin yaklaşık yüzde 13’ü oranında genişlemiş ve büyümüştür. Son olarak ve en önemlisi, ABD’nin halka verdiği daha büyük mali destek, ABD ekonomisinin kriz öncesi GSYİH seviyesine daha hızlı geri dönmesine olanak sağlayacak.

Mart 2021’de kabul edilen yeni ABD destek planının toplam tutarı 1,9 trilyon dolar ve bu destek planı krize verilen toplam mali desteği ABD GSYİH’sinin yüzde 27’sine eşdeğer bir tutara yükseltecek ve bu oran diğer gelişmiş ekonomilerin hepsinden daha fazla. Coface, kamu açığının bu ekonomik canlandırma ve teşvik paketi olmasaydı 56 milyar dolar daha fazla olacağını tahmin etmekte. Bu stratejinin hedefi, ABD ekonomisini ‘yüksek basınç’ altına almak, yani, en az istihdam edilebilir durumdaki insanların (cesaretlerini kıran sebeplerden dolayı uzun süredir işsiz veya pasif durumda olan insanlar, beceri düzeyi düşük olan insanlar ve nüfusun işe alma konularında ayrımcılığa uğrayan kategorileri) işe geri dönmelerini teşvik eden genişlemeci parasal ve mali politikalar uygulamak.

Euro Bölgesi: Olası Şirket İflâsları Salgın Perdesinin Arkasında Duruyor

Euro bölgesinin 2022 yılından önce kriz öncesi GSYİH seviyesine geri dönme olasılığı yüksek bulunmuyor. Temel hareket ve dolaşım kısıtlamaları yazın sonuna kadar kaldırılabilirse, buna paralel olarak, işletmelere verilen destek tedbirleri de kademeli olarak kaldırılacak ve bu da işsizlikte yükselmeye yol açabilir. Ek olarak, devlet garantili kredilerle olanaklı hale gelen şirket borçlarındaki artışın da şirketlerin yatırım kapasitesini sınırlaması ihtimali bulunmakta.

Şu ana kadar, 2020 yılında uygulanan temel devlet destek tedbirleri henüz kaldırılmadı. Devlet yardımlarının dengeleyici ve istikrarlaştırıcı etkisine rağmen, şirketlerin mali sağlığı 2020 yılında önemli oranda bozuldu ve bunun da normalde zor durum hallerinde ve iflâslarda bir artışa yol açması beklenmekte.

Coface’a göre, 2020 yılında ödeme zorlukları ve iflâslar; İspanya’da yüzde 19, İtalya’da yüzde 7 ve Fransa ve Almanya’da yüzde 6 oranında artmış olmalıydı. Coface, gizli iflâsların sayısının 2019 yılında Fransa’da kayıtlara geçen iflâsların yüzde 44’ü, İtalya’da yüzde 39’u, İspanya’da yüzde 34’ü ve Almanya’da yüzde 21’i düzeyinde olduğunu tahmin etmekte.

Gelişmekte olan ekonomiler: Enflasyon Artışı Merkez Bankalarını Para Politikalarını Sıkılaştırmaya Zorluyor

Uluslararası Para Fonu’nun Nisan 2021 tahminlerine göre, gelişmekte olan ekonomiler mevcut ekonomik krizden, gelişmiş ekonomilerden daha fazla ve daha kalıcı bir biçimde etkilenecekler. 2024 yılında, gelişmekte olan ekonomilerde GSYİH, kovid krizi çıkmasaydı gerçekleşeceği seviyeden yüzde 4 daha düşük olacaktı. Gelişmiş ekonomiler için bu açık oranı sadece yüzde 1 olacaktı (Global finans krizinden sonraki %10’a kıyasla).

Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin ekonomik toparlanmaları arasında meydana gelmesi beklenen bu açığın çeşitli sebepleri var. Birincisi, nüfusun çoğunluğunu aşılayacak Birleşik Arap Emirlikleri, Şili ve yüzde 10 gibi daha düşük bir oranda olmak üzere Türkiye ve Fas gibi bazı gelişmekte olan ekonomiler; diğerlerinden daha iyi bir durumda olsalar bile, aşılama süreci gelişmiş ülkelerde çok daha hızlı ilerledi.

Türkiye’de Yükselen Kurlar Değer Kaybetti

Fakat bu birkaç istisnai örneği bir kenara bırakırsak, ABD ve Avrupa’nın aşıların büyük çoğunluğunu almış bulunmaları diğer ülkelere çok daha az dozun kalması anlamına gelmekte. Dört büyük aşı üreticileri (Çin, ABD, Batı Avrupa ve Hindistan) arasında, korumacı tedbirler uygulama eğilimi giderek güçlenmekte. Örneğin, Hindistan, vaka sayısının mart başından bu yana önemli oranda arttığı kendi ülkesine aşı teslimi ve dağıtımında öncelik vermek amacıyla aşıların ihracatını geçici olarak durduracağını ilân etti. Bu belirsizliklere ek olarak, gelişmekte olan ekonomilerin çoğu krizden en sert biçimde etkilenen ekonomik sektörlere (özellikle turizm ve taşımacılık) çok fazla bağımlı olmalarından dolayı da bu krizden iki katı daha fazla etkileniyorlar.

Bununla birlikte, duruma olumlu yanından bakarsak, petrol ve tarım ürünleri fiyatlarındaki artışlar geçen yıl tam tersi eğilimden zarar gören ekonomiler için iyi haber sayılabilir. Ek olarak, ABD tüketiminin olumlu görünümü özellikle tüketim malları üreticileri için güçlü ihracat hacimlerini oluşturacak. Öte yandan, ABD bütçe açığının genişlemesi, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarını teşvik etmekte; çünkü ABD, GSYİH büyüme görünümündeki yukarı yönlü revizyonlar uzun vadeli ABD faiz oranlarını yukarı doğru itmekte, gelişmekte olan piyasa muadilleriyle olan açığı daraltmakta ve gelişmekte olan piyasaları finansal yatırımcılar için daha az cazip hale getirmekte. Bu da özellikle Türkiye ve Brezilya’da yükselen ülke kurlarının değer kaybetmesiyle sonuçlandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin