spot_img
Pazartesi, Haziran 15, 2026

GÜNCEL HABERLER

TARSİM, Sürdürülebilir Tarım Zirvesi’ne katıldı

0
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın himayelerinde ve Türk Medya’nın öncülüğünde düzenlenen “Sürdürülebilir Tarım Zirvesi”, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımı ile, 11 Haziran tarihinde,...

Teknolojiye yatırım sayesinde oto sigortalarında en hızlı hasar ödeyen şirketi olduk

0
Hepiyi Sigorta Genel Müdürü Şenol Ortaç, katıldığı canlı yayında sigorta sektörünün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirdi; şirketin büyüme performansı ve gelecek dönem hedefleri...

Anadolu Sigorta, sigorta ve emeklilik kategorisinde “En Gözde Şirketler” arasında

0
Türkiye’nin ilk ulusal sigorta şirketi Anadolu Sigorta, 98 bin üniversite öğrencisi ve 35 bin genç profesyonelin değerlendirmeleriyle belirlenen “En Gözde Şirketler” araştırmasında Sigorta ve...

SEDDK, MÜSİAD’ın “Belirsizlik Döneminde Finansal Yönetim” Çalıştayı’na katıldı

0
MÜSİAD Hizmetler ve Finans Sektör Kurulu tarafından, MÜSİAD Genel Merkezi’nde “Belirsizlik Döneminde Finansal Yönetim” başlıklı bir çalıştay gerçekleştirildi. Sigortacılık, katılım finans, sermaye piyasaları, e-ticaret,...

Beach Volley MasteRS Sigorta sektörünü sahada buluşturdu

0
Sigorta sektörünün gelenekselleşen spor organizasyonlarından Beach Volley Maste RS’ın dördüncüsü, 5-6-7 Haziran tarihlerinde İBB Spor İstanbul Maltepe Plaj Voleybolu Alanı’nda gerçekleştirildi. 22 sigorta sektörü...

Tuna Tunca’nın Hedefi Kuzey Kanalı

0
Nöroçeşitliliğin gücünü temsil eden ultra maraton yüzücüsü Tuna Tunca, 21-28 Temmuz tarihleri arasında Ocean’s 7’nin en zorlu parkurları arasında gösterilen Kuzey Kanalı’nın buz gibi...

Anadolu Hayat Emeklilik, acenteleriyle Japonya’da

0
Anadolu Hayat Emeklilik, “Uzak Rota Yurt Dışı Seyahat Ödüllü Acente Satış Kampanyası” kapsamında üstün performans gösteren acenteleriyle 15–24 Mayıs tarihleri arasında Japonya’da bir araya...

HDI Sigorta hasar yönetimi süreçlerini acente iş birliğiyle güçlendiriyor

0
HDI Sigorta, hasar süreçlerinde hizmet kalitesini ve operasyonel verimliliği artırmaya yönelik çalışmaları kapsamında, acenteleriyle Ankara’da bir araya geldi. Hızlı Destek İstasyonları ve Hızlı Destek...

AXA İyilik Haftası Başladı

0
AXA Grubu'nun dünya genelinde faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde her yıl düzenlediği AXA İyilik Haftası (AXA Week for Good), AXA Türkiye çalışanlarının ve değerler ortağı...

Türkiye Hayat Emeklilik’ten “Bir Ay Bizden Kampanyası”

0
Türkiye Hayat Emeklilik, Prim İadeli Hayat Sigortalarında “Bir Ay Bizden Kampanyası” ile müşterilerine avantajlı bir fırsatlar sunmaya devam ediyor. Kampanya kapsamında, 30 Haziran 2026...
GenelEkonomistlerin yeni yıldan 10 dileği

Ekonomistlerin yeni yıldan 10 dileği

Dünya ekonomistleri 2021 yılında küresel ekonomiye dair beklentilerini içeren bir dilek listesi yayınladı. Enflasyondan gelişmekte olan ülkelere, iflaslardan siyasi risklere kadar pek çok dileğin yer aldığı listede, küresel ekonomi açısından önümüzdeki yıla dair önemli tahminler de bulunuyor.

Euler Hermes’in, aralarında Ludovic Subran’ın da bulunduğu dünyaca ünlü ekonomistleri, 2021 yılı için 10 dilekten oluşan bir liste yayınladı. Önümüzdeki yıl küresel ekonomiye dair tahminlerden yola çıkılarak hazırlanan dilek listesinde öncelik, bir an önce normale dönebilmek. İşte, ekonomistlerin dilekleri:

2022’nin Sonunda Normale Dönebilmek

Kovid-19 aşısı için umut verici klinik denemelerin ardından, küresel bir aşı kampanyasının başlamasını bir yeni yıl mucizesi olarak değerlendiren Euler Hermes ekonomistleri, bunun da 2021 GSYH büyüme oranına yaklaşık 1 ila 2 puan arasında pozitif etki yaratacağı tahmininde bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde ve gelişmekte olan büyük pazarlarda, risk altındaki kişilerin aşılamalarının 2021 ortalarında tamamlanması bekleniyor. Hükümetlerin, 2021 yılının ikinci yarısında kitlesel bir aşılama kampanyası başlatabilmesi ve sürü bağışıklığına yılsonundan önce ulaşılması durumunda, işlerin “olağan” haline dönüşünün, 2021 yılının son çeyreği kadar erken bir zamanda görülebileceği de vurgulanıyor.

Mali Destekler Devam Etsin

Euler Hermes ekonomistlerinin Avrupa’dan öncelikli dileği ise politika desteğini bir kez daha erken çekme eğiliminde olmaması. Tünelin sonunda bir aşı ışığı olduğu için, özellikle gelişmiş ülkelerin her türlü borç sürdürülebilirliği endişesini geri plana atmayı göze alabileceği de belirtiliyor.

2021 yılında doğru yapılacak tam teşekküllü bir mali desteğin ekonomide orta vadede görülebilecek yaraların sarılmasına yardımcı da olabileceği öngörülüyor. ABD’de kabul gören 900 milyar dolarlık oldukça büyük mali paketin ardından AB’nin de kurtarma fonunu artırması bekleniyor.

Ekonomistlere göre bir başka önemli konu da bankaların 2021 yılında odak noktasının likidite riskinden kredi riskini azaltmaya doğru kaymaya başlamasıyla, özel ilgiye ihtiyaç duyacak olmaları. Özellikle Avrupa’da, iyi yönetilemeyen bankacılık sektörü sorunlarının, ekonomik toparlanmayı ciddi tehlikeye atabileceği belirtiliyor.

Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Destek Gelsin

Gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ’lerde), kovid-19’un ekonomik etkileriyle başa çıkmak için yapılan ek harcamaların bütçe açıklarını artırdığı ve en azından 2021’in sonuna kadar kamu borcu – GSYH oranlarını da belirgin şekilde artıracağı belirtiliyor. Bu noktada politikayı belirleyenlerin doğru dengeyi bulması ve borç sürdürülebilirliğine dikkat etmesi gerektiği uyarısı yapılıyor. Birçok GOÜ’nün sürdürülebilir kamu borcu sınırına ulaşmış olacağı için 2021 yılında teşvik programlarına devam edemeyeceği söyleniyor. Bu durumun, illaki bir temerrüt ile sonuçlanmasa da yeniden yapılandırılmasına ve IMF’nin yardımının gerekebileceğine dikkat çekiliyor.

Sadece ‘Yeterli’ Miktarda Enflasyon Olsun

Ekonomistlerin bir diğer dileği de enflasyona dair. Enflasyonun, kovid-19 sonrası toparlanmayı kolayca bozabileceği belirtiliyor. Mali ve parasal destekler, fiyatların ciddi şekilde artmasına neden olursa, merkez bankaları alışılmadık para programlarını erkenden terk etmek zorunda kalabilecek. Böyle bir durumda da faizlerde yaşanacak bir artış, merkez bankalarının ciddi miktarlarda devlet tahvili satın aldıkları ve bu sayede hükümetlerin sonsuz bir borç verme kapasitesi varmış gibi hareket ettikleri mevcut dengeyi bozabilir. Almanya ve ABD gibi güçlü ekonomiler, piyasaların dayatmalarını savuşturabilecekken, risk primlerinin önemli ölçüde artırılmasının, yapısal olarak vasat sayılabilecek ülkelerin elini kolunu bağlayabileceği belirtiliyor. Böyle bir durumda hem ulusal düzeyde hem de özel sektörde oluşan kredi balonunun patlayabileceği, bunun da merkez bankalarının desteği olmadan reel ekonomide yıkıcı sonuçlara neden olabileceği uyarısı yapılıyor.

Ticaret Akışları İyileşsin

Euler Hermes ekonomistlerinin 5. dileği ise 2021 yılında; çok taraflılığın yeniden canlanması, ABD seçimlerinin sona ermesi ve kovid-19 sonrası ticari ilişkilerin hızla normalleşmesiyle, küresel talepteki toparlanmanın devam etmesi yönünde.

Küresel ticarette rekabet dinamiklerinin görülmesi, acımasız bir soyutlanma politikasının geri dönüşünden ziyade küresel tedarik zincirlerinin yeniden tanımlanmasından kaynaklanıyor. Anketlerde üretimlerini merkez ülkelerine çekmek isteyen şirketlerin oranı yüzde 15’ten daha az. Bu oran, üretimi yurtiçine çekmenin ancak uygun teşviklere bağlı olarak gerçekleşebileceğini ve bunun en uygun maliyetli stratejilerden biri olmadığını doğruluyor. Ancak, şirketlerin yaklaşık yüzde 30’unun üretimi merkezlerine daha yakın bir ülkeye taşımayı düşündüğü tahmin ediliyor. Bu, özellikle de Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşması ve ABD’nin Trans-Pasifik Ortaklığı’na (TPP) döneceğine dair söylentiler düşünülürse çok taraflılık için yenilenen ivmeyle de paralel olacak. Şirketler, benzeri görülmemiş bir şokun ardından uygun maliyetli tedarik ve üretim çözümleri aradığından çok merkezli üretime geçme veya çeşitlendirme de gündemde olacak.

Siyasi Riskler Azalsın

Ekonomistler, çalkantılı ABD seçimlerinin damgasını vurduğu bir yılın ardından, 2021 yılında jeopolitik konjonktürün yeniden sıkıcı hale gelmesini umuyor. Biden’ın zaferinin, Başkan Trump’ın ticaret ve çevre politikalarındaki dört yıllık kavgacı duruşundan sonra bir dönüm noktası olabileceğine dikkat dikkat çekiliyor. Biden muhtemelen daha işbirlikçi bir duruş benimseyecek olsa da üç faktör ekonomistleri, uluslararası siyasi iklime dair iyimser tutumları konusunda ihtiyatlı olmaya itiyor. Öncelikle Joe Biden, Çin’in artan etkisini kontrol altına alma hedefiyle dış politikasını Pivot stratejisinin ilkelerini takip ederek düzenlemeye devam edecek. Ayrıca ABD dış politikasından bağımsız olarak, artan eşitsizlikler nedeniyle hızla çoğalan toplumsal gerilimlerden dolayı 2019’da halihazırda son derece yüksek bir seviyede olan küresel siyasi risk de gündemde. Nüfusun en kırılgan kesiminin hastalığın hem ekonomik hem de sıhhi etkilerinden daha çok etkilenmesinden dolayı COVID-19’un, gerilimi daha da şiddetlendirmesi bekleniyor. Kamu borçlarının küresel olarak sürdürülemez seviyelere ulaşması da sosyal güvenlik ağlarının uzun vadeli uygulanabilirliğini riske attığı için siyasi risklerin artması muhtemel görünüyor.

Şirket İflasları Azalsın

Ekonomistlerin kurumsal sektöre yönelik en büyük dileği, kısıtlamaların beklenenden önce son bulması ve olumlu güven etkileriyle tüketim ve yatırımın yeniden başlaması. Diğer dilekleri ise hükümetler tarafından uygulamaya konulan destek önlemlerinin zamanında, hedeflenmiş ve hassas bir şekilde aşamalı olarak kaldırılması. Finansal piyasalara büyük miktarda likidite enjekte edilmesinin, doğrudan ve dolaylı finansal desteklerin ve iflas çerçevelerinde yapılan geçici ayarlamaların kısa vadede bir iflas tsunamisinin önüne geçtiği belirtiliyor. Ancak finansal önlemlerin vaktinden önce ve hazırlıksız olarak geri çekilmesinin, şirketler için toparlanmanın yanı sıra daha büyük işletme sermayesi gereksinimlerini finanse etmek zorunda kalacakları bir zamanda, likidite sıkışıklığına neden olabileceği söyleniyor.

Finansal Piyasalar Sakin Kalsın

Salgın sonrası ekonomiye yönelik rakip senaryolar hala güvenli ve riskli varlıkların fiyatlarına yansıtılıyor. Öte yandan, güvenli varlık fiyatları hâlâ merkez bankalarının temkinli duruşunu yansıtıyor ve ikinci dalga ile bağlantılı yakın vadeli ekonomik risklere ve olası uzun vadede ortaya çıkabilecek yaralara odaklanıyor. Özellikle de merkez bankalarının piyasalarda oluşabilecek sıkıntılı bir durum için son mercii olarak hareket ettikleri şu dönemde yatırımcılar kademeli olarak aşırı fiyatlandırma ve kısa vadeli işlem davranışlarını terk ederse değerlemeler, piyasalarda ciddi bir bozulma olmadan yeniden gerçekçi faktörlere dayandırılabilir. Bu nedenle ekonomistler, daha fazla finansal istikrar için beklenen büyüme ile faiz oranları arasındaki farkın daralmasını diliyor.

Sosyal Güvenlik Alanlarında Reform Yapılsın

Kovid-19 dünyanın mücadele etmesi gereken ilk ve son pandemi olmayacak. Salgınlar da bundan sonra karşılaşılacak tek zorluk değil. Bu noktada ekonomistler, risklerden korunmaya yönelik akıllı özel-kamu ortaklığı çözümlerinin bulunmasını diliyorlar. Bu durumun ise uzun vadeli büyümeye, ekonomilerin dayanıklılığını artıracak yatırımların önünü açarak fayda sağlayacağını söylüyorlar.

Yeşil Dönüşüm Hızlansın

İklim değişikliği için belirleyici bir yıl olacak olan 2021’de Avrupa, ABD ve Çin’in yeşil teknolojide küresel liderlik için mücadele edeceği sürdürülebilirlik savaşlarının başlangıcına şahit olacağız. Ancak, artması beklenen iklim felaketleriyle birlikte negatif emisyon stratejilerinin de ortaya konması gerekecek. Bunların en başında büyük ölçekli ağaçlandırma çalışmaları ve inşaat sektörünün baştan yaratılacağı, binaları karbon yutaklarına dönüştüren projeler de yer alacak. Bu noktada ekonomistler, yeşil yatırım ve dijital ağa yapılan altyapı harcamalarının, orta ve uzun vadede ekonomilerin büyüme potansiyelini artırarak verimli bir döngü yaratabileceğini belirtiyor. Dijital platformların genişletilmesinin ve dijital hizmetlerin entegrasyonun da özellikle KOBİ’ler için verimliliği artırabileceği söyleniyor.

Euler Hermes Türkiye CEO’su Ahmet Ali Bugay listeyle ilgili şöyle konuştu: “Küresel ekonominin nabzını tutan ekonomistlerimiz, 2021 yılı için tahminlerde bulunurken, ekonomiye dair iyi dileklerini de bizlerle paylaştı. 2021 yılı, öngördüğümüz toparlanmanın yanı sıra bazı önlemlerin alınmaması riskleri de beraberinde getirebilecek.”

İLGİLİ HABERLER