Güvence Hesabı’nda görevli mahkeme sorunu

Güvence Hesabı tarafından başvuruculara, trafik sigortası bulunmayan araç sürüsünün kusuru ve oluşan maluliyet oranı çerçevesinde tazminat ödemesi gerçekleştirildikten sonra ise sorumlulara rücu aşamasına geçilmektedir. Özellikle son günlerde, sorumlulara karşı rücuen tahsil için başlatılan icra takiplerine gerçekleştirilen itirazlar sonrası açılan itirazın iptali davalarında görevli mahkemenin tespiti sorunu giderek karmaşık bir hal almaktadır.

Güvence Hesabı, 14 Haziran 2007 tarih 26552 No’lu Resmi Gazetede yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi ile kurulmuştur. Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 9/b maddesi gereğince hak sahibine ödeme yapmak ile yükümlüdür. Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 16. maddesi ile müvekkil Güvence Hesabı’na, yasada belirtilen nedenlerle, yaptığı ödemeler için zarara neden olanlara (aracın işletenine, sürücüsüne ve diğer sorumlulara) rücu etme hakkı tanınmıştır. Güvence Hesabı’nın uygulamada en çok karşılaşıldığı durumlar ise trafik kazası tarihi itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası bulunmayan araçların verdiği bedensel zararlardır.

Güvence Hesabı tarafından başvuruculara, trafik sigortası bulunmayan araç sürüsünün kusuru ve oluşan maluliyet oranı çerçevesinde tazminat ödemesi gerçekleştirildikten sonra ise sorumlulara rücu aşamasına geçilmektedir. Özellikle son günlerde, sorumlulara karşı rücuen tahsil için başlatılan icra takiplerine gerçekleştirilen itirazlar sonrası açılan itirazın iptali davalarında görevli mahkemenin tespiti sorunu giderek karmaşık bir hal almaktadır. Öyle ki, yerel mahkemeler ile Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararlarının birbirinden farklı olmasının yanı sıra Yargıtay’ın farklı kararlarını ele almak gerekmektedir.

Yargıtay’ın Kararı Ne Anlama Geliyor?

Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarda, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1483/1 maddesinde sigortacıların faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 4/1.a maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, ilgili uyuşmazlıkların ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı düzenlendiği gerekçesi ile açılan davalarda görevsizlik kararları ile karşılaşmaktayız.

Yargıtay’ın aynı doğrultuda kararı; ”Somut uyuşmazlıkta; davacı … zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan davalının işleteni ve sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kazada yaralanan dava dışı kişiye ödediği ve dava dışı şahsa ait araçta ise çarpmanın etkisi ile oluşan hasardan doğan zararı da ödediği tazminatı, haksız fiilden sorumlu olan davalıdan rücuen talep etmektedir. Güvence Hesabının sorumluluğunun TTK’nın 1483/1. maddesinden kaynaklanmasına ve aynı Kanunun 4. maddesine göre TTK’dan kaynaklanan uyuşmazlıkların ticari dava sayılacağının açıkça belirtilmesine göre, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.”  Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2020/7592 Esas, 2020/9097 Karar ve 03.11.2020 Tarihli İlamı. (Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/15145 E., 2018/8091 K. ve 24/09/2018 Tarihli İlamı.)

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin Kararı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2020/2138 – 2021/93 E.K. Sayılı ve 20/01/2021 Tarihli güncel kararında da uyuşmazlığın temelinde 3. kişinin haksız fiili bulunmakta ise de davalı Güvence’nin sorumluluğu sigorta hukukundan kaynaklandığı tespitlerini ortaya koymaktadır.

Diğer yandan Asliye Ticaret Mahkemeleri ise uyuşmazlığın niteliği itibarı ile haksız fiilden kaynaklanması, TTK’nın 4/1.Maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi dava kapsamında bulunmayan davaya bakma görevinin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu gerekçeleri ile görevsizlik kararları vermektedir. Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay’ın son içtihatlarının da bu yönde olduğunu görmekteyiz. (Bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi’nin 2020/1277E., 2021/20 K. Ve 06/01/2021 Tarihli, Yargıtay 20 HD.nin 23.01.2017 Tarih ve 2016/11796-2017/343 sayılı; 23.01.2017 Tarih ve 2016/13991-2017/368 sayılı; Yargıtay 17.HD.nin 29.12.2016 Tarih ve 2016/170-2016/12160 Sayılı; 20.05.2019 Tarih ve 2016/14913-2019/6350 Sayılı; 16.10.2019 Tarih ve 2017/1132-2019/9502 Sayılı ve Ankara BAM. 26 H.D’nin 04.04.2019 Tarih ve 2019/934-2019/648 Sayılı Kararları.)

Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin Kararını Neden Bozdu?

Görevli mahkemenin tespiti sorunun beraberinde getirdiği çıkmaz ise arabuluculuğun zorunlu dava şartı olup olmadığıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/466Esas, 2020/8778Karar ve 21/12/2020 Tarihli ‘’ Somut olayda, davacı Güvence Hesabı, Yönetmeliğin 16.maddesinde sayılan hallerde ödediği tazminatı yönetmelik düzenlemesine göre sorumlu davalıya rücu etmektedir. Davalı gerçek kişidir. Bu durumda uyuşmazlığın mahkeme gerekçesinde yazı olduğu gibi ticari dava niteliğinde olmadığı, 6102 sayılı Kanun gereğince arabuluculuğa başvuru şartının aranmayacağı, asliye hukuk mahkemesinde davanın görülüp sonuçlandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.’’ Gerekçelendirmesiyle bozduğu BAM kararına ait ilamında davalının gerçek kişi olduğu hallerde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olup, arabuluculuk dava şartının bulunmadığı kabul edilmektedir.

Güncel olarak Güvence Hesabı tarafından ikame edilen davalarda göreve ilişkin halen ortak bir görüş elde edilemese de yukarıda örnekleri mevcut Yargıtay’ın uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik kararlarının yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu ile uyumlu olmadığı görüşündeyiz.

Taraflar Arasındaki Uyuşmazlıkta Sigorta Hukuku Uygulanacak

Kanaatimizce TTK’nın 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da düzenlenen hususların mutlak ticari davalar olduğu, TTK.nın 5/1 maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu ve Güvence Hesabına ilişkin trafik kazasına bağlı uyuşmazlıkların temelinde 3. kişinin haksız fiili bulunmaktaysa da Güvence Hesabının sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve Sigorta Hukukunun TTK’nın 6. kitabının 1401 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, bu yasal düzenlenmeler çerçevesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Sigorta Hukuku uygulanacağı için uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesince karara bağlanması gerektiği kanaatindeyiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin