Bolu Kartalkaya otel yangını sonrası sigortaya yönelik farkındalık arttı ve yangın sigortalarında adetsel olarak yüzde 3’lük artış yaşandı. Türkiye Sigorta Birliği ve Ürgüp Belediyesi iş birliğiyle Ürgüp’te, Otellerde Yangın ve Diğer Risklerin Yönetimi panelinde, Kartalkaya yangınının sigorta ve turizme etkileri konuşuldu.
AYTAÇ NALLAR/ÜRGÜP
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) ve Ürgüp Belediyesi iş birliğiyle Ürgüp’te, Otellerde Yangın ve Diğer Risklerin Yönetimi paneli düzenlendi. Panelde, sigorta sektörünün rolü ve yangın risklerinin yönetimi konuları başta olmak üzere çeşitli başlıklar ele alındı. Panele Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bil, TSB Başkanı Uğur Gülen, Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar ve Genel Sekreter Özgür Obalı katıldı. Ayrıca panel öncesi, Allianz Teknik Kıdemli Direktörü Dr. Ceyhun Eren, yangın risklerinin minimize edilmesine yönelik sunum yaptı.
Panelde, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğinin, yangın risklerinin daha etkin şekilde yönetilebilmesi için zorunlu olduğunu değinilirken, kamu kurumlarının düzenleyici ve denetleyici rolü ile sigorta şirketlerinin risk yönetimi konusundaki uzmanlığının birleştirilmesiyle daha sürdürülebilir ve kapsamlı bir yaklaşımın mümkün olabileceği vurgulandı.
BUL: FELAKET SONRASI BİLİNÇ OLUŞUYOR
Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bul, bölgede 850 turizm tesisi olduğunu, bunun üçte birinin Ürgüp’te yer aldığını, Kapadokya bölgesine geçen sene 4.3 milyon turist geldiğini belirterek, bunun da 1.3 milyonunun konakladığını, bunların da yüzde 60’ının yabancı turistlerden oluştuğunu söyledi.
Bolu Kartalkaya yangını sonrası, bölgedeki otelleri denetime tabi tuttuklarını, denetimler sonucu 30’den fazla otele eksiklerini gidermek için süre verdiklerini ve faaliyetlerini geçici süreyle askıya aldıklarını belirten Bul, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölgedeki otellerin ağırlıklı sigorta poliçeleri olmakla birlikte, benim geçmiş tecrübelerim şunu gösterir; hasar anında sigortaların açıkları ortaya çıkmaya başlar. Biraz maliyet kontrolü yapmak amacıyla teminatları dar kapsamlı yapıyor olabilirler. Bu tür felaketlerden sonra bilinç oluşuyor ve o bilinçle teminatları güncelleme ihtiyacı duyuyorlar. Sigorta şirketlerinin özellikle riziko teftiş ekiplerinin sigorta poliçesini yapmadan önce tesisi gidip ziyaret edip, tesis ile ilgili bir risk analiz raporu çıkarıp, bu raporu mülk sahibine, tesis sahibine iletip, alınması gereken önlemleri de belirtip, kapsamı ona göre belirlemesinde sigortacılığın önemi var.”
GÜLEN: SİGORTANIN ÖNLEYİCİ ROLÜ VAR
TSB Başkanı Uğur Gülen, sigortacılığın genellikle hasar ödeyen taraf olarak anıldığını, önleyici rolünün daha da önemli olduğunu belirterek, “Sigortanın; risk yönetimini anlatan, riskin nasıl tespit edilmesi gerektiğini, risklerin olası etkilerinin minimize edilmesini sağlayan, bu konularda danışmanlık veren ve sigortalıları yönlendiren çok ciddi bir rolü var” dedi.
Uğur Gülen, insan popülasyonunun yüksek olduğu, oteller, alışveriş merkezleri, hastaneler gibi endüstrilerin ayrı ele alınması gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:
“Bu yerlere ruhsat verilmeden ve sigorta yapılmadan önce risk mühendisliği çalışmasının yapılması gerekir. Risklere karşı önlemlerin yeteri kadar alındığının teyidinin sigorta sektörü tarafından verildikten sonra, bu yerlere faaliyet izinlerinin verilmesi ve bunu da sadece ruhsat verildiğinde değil, belli aralıklarla da kontrolü yapılarak, önlemlerin devam edip edilmediğinin denetiminin yapılması önemli. Sigorta sektörü bunu yapabilir mi? Bence yapabilir. Burada maden ferdi kaza örneği var. Hem bu Türkiye’deki sigortacılık bilincini artırır, sigortalılık oranı artar, daha önemlisi poliçelerin doğru teminatlarla, doğru sigorta bedelleriyle yapılmasını sağlar. Bu durum, sigorta sektörüne ilave yük getirir mi? Mutlaka getirecektir ama kamu otoriteleriyle, SEEDDK ve belediyelerle oturup bir masanın etrafında, bu tartışılıp, tasarlanabilir. Türkiye’de hem sigortacılığın gelişmesine hem de bu tip elim hadiselerin ortadan kalkmasına, azalmasına çok fayda sağlayabilir.”
YAŞAR: SİGORTA FARKINDALIĞI ARTTI
TSB Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, Kartalkaya yangınından sonra sigortaya yönelik farkındalığın arttığını, sigorta poliçelerinde adetsel artış yaşandığını belirterek, “Çok büyük rakamlar değil. Toplamda baktığımız zaman yangın sigortalarında Kartalkaya faciasından sonra yüzde 3’lik bir artış söz konusu oldu. Sivil rizikolardaki yükseliş daha fazla. Konutlardaki artış yüzde 3’le daha fazla. Fakat otel gruplarının da içinde olduğu ticari rizikolara baktığımız zaman, orada da yüzde 1 civarında bir artış söz konusu.”
Ahmet Yaşar, Kartalkaya yangını sonrası sigortanın gündeme gelmesine de değinerek, “O tesisin de uzun yıllardır sigortası vardı ve sigorta denetimleri yapılmaktaydı. Şunu karıştırmamak lazım; sigorta şirketinin kendi görevleri var, bir de kendisine verilen görevler var. Mesela, madenlerde büyük riskler yaşamıştık ve orada bir maden ferdi kaza sigortası gündeme geldi, sigorta şirketlerine burada bir görev verildi ve o görev sonrasında artık sorumluluğu tamamen biz üzerimize alarak, belli periyotlarda denetimler yaptık, eksperlerimiz raporlar hazırladılar ve onun doğrultusunda bizim oraya poliçe düzenlememizle birlikte ruhsatlandırma yapıldı. Poliçesi olmayan yerlere ruhsat verilmedi” dedi.
Sigorta şirketlerinin ticari kuruluşlar olduğunu, her birinin kendi sermaye yapıları bulunduğunu vurgulayan Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her birinin kendi reasürans kapasiteleri var, anlaşmaları var ve risk iştahları, risk kapasiteleri var. Sigorta şirketleri sigortalamadan önce teftişler yapıyorlar, tesislere yapılması gereken önerileri paketlerini sunuyorlar. Ama günün sonunda yaptıkları şey, kendi risk iştahlarına, reasürans anlaşmalarına, taşıyabilecekleri risk kapasitelerine göre riski kendilerine transfer etmek, yani riski satın almak. Amaç, bizim o riski transfer ederek üzerimize almamız ve onu da rasürans yoluyla bertaraf etmemiz ve kötü sonuçlarını önlenmemiz.”