spot_img
Çarşamba, Şubat 4, 2026

GÜNCEL HABERLER

Katılım Emeklilik Erken BES’le 2026’ya güçlü başladı

0
Türkiye’nin en uzun vadeli tasarruf aracı olmayı sürdüren Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), 18 milyon katılımcı ve 2 trilyon TL fon büyüklüğüne ulaştı. Türkiye’de 18...

TSEV, TSB’den SEDDK Başkanı Davut Menteş’e ziyaret

0
Türk Sigorta Enstitüsü Vakfı (TSEV) Yönetim Kurulu Başkanı Baturalp Pamukçu, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Özgür Obalı ve kısa süre önce TSEV Müdürlüğü...

T-Rupt Teknoloji, Bakü’de sektör paydaşlarıyla buluştu

0
28 Ocak – 30 Ocak 2026 tarihleri arasında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bir dizi resmi temas ve sektör buluşması gerçekleştiren T-Rupt Teknoloji, Azerbaycan’ın sismik risk...

Adana’da “Sigortadan Fazlası” buluşması

0
Adana Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen “Sigortadan Fazlası – Finansal Market Vizyonu” toplantısında, Maher Holding Sigorta Grubu ve Quick Finansall ekosistemi şirketlerinin yöneticileri, bölge...

Hepiyi Sigorta’dan yeni reklam: Pazar Günü Bile Hasar Ödemesi

0
Hepiyi Sigorta, yeni reklam kampanyası kapsamında hazırladığı reklam filmini 2 Şubat itibarıyla izleyicilerle buluşturdu. “Türkiye’nin çok hızlı hasar ödeyen sigorta şirketi” vurgusuyla hazırlanan kampanya;...

Garanti BBVA Emeklilik, Sağlıklı Yaşa Programı ile 2025’te de müşterilerinin yanındaydı

0
Garanti BBVA Emeklilik, yenilediği ve geliştirdiği Sağlıklı Yaşa programı ile müşterilerine kendine iyi bakma fırsatı sunmaya devam ediyor. Müşterilerinin hem bedensel hem de zihinsel...

HDI Sigorta sahada

0
HDI Sigorta, spor sponsorluğu çalışmaları kapsamında hayata geçirdiği “HDI Sigorta Sahada” projesiyle, sponsor olduğu takımların müsabakalarında, maç heyecanına saha içi etkinliklerle eşlik ediyor. HDI...

Sompo Sigorta hasar yönetiminde güçlü bir yılı geride bıraktı

0
Sompo Sigorta, 2025 yılında hasar yönetimini hız ve dijitalleşme odağında güçlendirerek Türkiye genelinde 1.000’den fazla yetkili servis, 100’ü aşkın Ekspres Hasar Onarım Merkezi (EHOM)...

MetLife Emeklilik ve Hayat’tan yeni emeklilik yatırım fonu

0
MetLife Emeklilik ve Hayat, bireysel emeklilik katılımcılarına yeni tahvil bono fonunu sundu. BES faizli planları kapsamında sunulacak Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu, düzenli gelir elde etmek isteyen yatırımcılara hitap...

Garanti BBVA Emeklilik’ten BES’te akıllı fon yönetimi

0
Garanti BBVA Emeklilik, 100 bini aşkın müşterisinin tercih ettiği Otomatik Fon Koçu’nu Garanti BBVA Mobil üzerinden sunmaya başladı. BES birikimleri için piyasa koşullarına göre...
GenelKüresel ekonomik güç dengesi değişti

Küresel ekonomik güç dengesi değişti

Euler Hermes ekonomistleri, dünyanın ekonomik ağırlık merkezini hesapladı. Hesaplamalara göre merkez, Covid-19 krizi öncesi öngörülenden 1.4 kat daha hızlı bir şekilde Asya’ya doğru kayıyor. Euler Hermes’in yayınladığı yeni rapora göre Çin, kovid-19 sonrası dünyada göreceli olarak kazanan durumunda. Çin’in GSYH’si, gelişmiş ekonomilere göre ve kriz öncesi izlediği uzun vadeli büyüme eğrisine kıyasla iki yıl önde gidiyor. Buna göre Çin ve ABD’nin GSYH’lerinin 2030 yılında eşitlenmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz birkaç on yılda, küresel ekonomik güç dengesi değişti. Gelişmiş ekonomiler 2000 yılında küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde 80’ini temsil ederken, bu oran 2019 yılında yaklaşık yüzde 60’a geriledi ve söz konusu 20 puanlık düşüşün 8’ini Asya-Pasifik bölgesi kaptı. Euler Hermes, küresel ekonomideki bu değişimin hızını ve kovid-19 krizinin buna etkisini anlamak için, Dünyanın Ekonomik Ağırlık Merkezinin (DEAM) konumunu hesapladı. Hesaplamalara göre DEAM, kovid-19 krizi öncesi öngörülenden 1.4 kat daha hızlı bir şekilde Asya’ya doğru kayıyor.

Euler Hermes ekonomistlerinin hesaplamaları, 1990’ların sonunda DEAM’ın ABD’ye doğru gittiğini, 2001’de bu eğilimin durduğunu ve 2002’de Asya’ya doğru döndüğünü gösteriyor. Bu dönemler, gelişmiş ekonomilerde büyümenin gerilemeye başladığı ve Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne girdiği yılların sonrasını işaret ediyor.

Asya-Pasifik bölgesinin Covid-19 krizi sonrasında dünyanın diğer bölgelerine göre daha hızlı toparlanmaya başlaması da önümüzdeki yıllarda DEAM’ın Asya’ya yönelme sürecine etki edecek. Salgından dolayı DEAM’ın doğuya doğru kayması 2020-2024 döneminde, kovid-19 krizinden önce aynı dönem için öngörülen uzun vadeli büyüme ortalamalarına kıyasla 1.4 kat hızlanacak. 2030’a kadar DEAM’ın, Çin, Hindistan ve Pakistan’ın birleşim yerine yakın olabileceğini öngörülüyor. Bu, öncelikle Çin’in dünya ekonomisinin ağırlık merkezi üzerindeki çekim gücünü yansıtıyor. Ama aynı zamanda Asya’daki Hindistan gibi diğer yükselen ekonomilerin çekim gücünü de ortaya koyuyor.

Çin, Kovid-19’dan Kazançlı Çıkacak

Çin ekonomisi, kovid-19 salgınının neden olduğu benzeri görülmemiş ekonomik şokun yaralarını diğer ülkelere kıyasla daha hızlı sardı ve GSYH’si 2020 yılında yüzde 2,3 büyüdü. Buna karşılık, küresel ekonominin aynı dönemde yüzde 4,2 küçüldüğü öngörülüyor. Ayrıca, 2021 yılında dünya ekonomisi için büyüme tahmini yüzde 4,6’yken, Çin’deki toparlanmanın güçlenmesi ile birlikte büyümenin yüzde 8,2 olması bekleniyor. Salgının daha erken fakat nispeten daha küçük bir boyutta ortaya çıkması, hızlı politika aksiyonları, kamu sektörünün yaygınlığı ve bazı beklenmedik etkiler, ülkenin performansının daha iyi olmasını açıklayan birkaç unsur olarak ortaya çıkıyor.

Çin ekonomisinin üstün performansı ve kriz dönemi uyguladığı ekonomi politikalarının uzun vadeli etkilerinin daha az yara bırakacak olması, ülkenin kovid-19 sonrası dünyada göreceli kazanan olarak konumlanmasının yolunu açıyor. Kriz öncesi uzun vadeli büyüme yoluna kıyasla, Çin’in gelişmiş ekonomilere göre iki yıl daha kazançlı olabileceği tahmin ediliyor. Bu doğrultuda Çin’in ile ABD’nin GSYH’lerinin 2030 yılında eşitlenmesi bekleniyor. Kovid-19 krizinden önce ise eşitlenmenin 2032’de gerçekleşeceği öngörülüyordu.

Asya Ticari Entegrasyonda Yeni Bir İtici Güç Buldu

Kovid-19 sonrası dünyada, Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik ve ticari entegrasyon daha fazla serbest ticaret anlaşmasıyla canlanabilecek. Küresel büyümenin güç merkezlerinden birkaç tanesini barındıran küresel ekonomik dengenin, bölge lehine kayması da olası gözüküyor.

Asya-Pasifik’te bölge içi ticaret, diğer bölgelere kıyasla zaten çok yüksek. Bölgenin toplam ticareti içinde, kendi aralarındaki ticaretin oranı 2010’lu yıllarda ortalama yüzde 74’tü. Asya-Pasifik ekonomileri, ortalama olarak bakıldığında bölgesel ticari ortaklarıyla nispeten güçlü tamamlayıcılık da sergiliyor. Toplam küresel ticaret içinde, Asya-Pasifik’teki bölge içi ticaretin payı da büyük.

Kasım 2020’de ASEAN ve beş ülke arasında imzalanan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (BKEO), bölgede devam eden ve güçlendirilen entegrasyon lehine güçlü bir sinyaldi. BKEO daha fazla serbest ticaret anlaşması üzerine tartışmaların önünü açabilecek. Bu, Çin-Japonya ve Japonya-Güney Kore ikili ilişkilerini kapsayan ilk ticaret anlaşması ve Çin-Japonya-Güney Kore serbest ticaret anlaşmasının imzalanmasına dair çok iyimser beklentiler de bulunuyor.

Yeni Stratejiler Geliştirilmesi Gerekecek

Dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin değişmesinin, küresel gücün belirlenmesinden, küresel politika formüllerinin oluşturulmasına ve küresel para sistemine kadar her şeye etki edebilecek uzun vadeli sonuçları bulunuyor. Tüm bu alanlarda önümüzdeki yıllarda dengenin yavaş yavaş Asya lehine kayması muhtemel gözüküyor.

Politikayı belirleyenleri, böyle bir değişiklikte özellikle ABD-Çin rekabeti arasında yol çizmenin zorlukları bekliyor. Örneğin, böyle bir durumda AB, bir yandan ABD ile ittifakını sürdürebileceği diğer yandan da Asya’nın artan önemi ve bölgesel entegrasyonundan faydalanabileceği ticari bir strateji geliştirmek zorunda kalacak. Aralık 2020’de imzalanan AB-Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması, muhtemelen AB’nin, ABD-Çin rekabetinin ortasında kendi pozisyonunu tanımlama niyetini yansıtıyor.

Benzer şekilde, şirketlerin değişen dünya dengesinden ve Asya’daki daha fazla ticaret entegrasyonundan yararlanmak için kendilerini konumlandırmaları gerekecek. Son birkaç yılda imzalanan ticaret anlaşmaları ve müzakerelerde yaşanan sıkıntılar, bölgeler arasında muhtemelen çevre ve çalışma standartları ve devlet sübvansiyonları ile ilgili farklı hükümlerin olacağını gösteriyor. Şirketlerin, farklı rekabet ortamları anlamına gelen bu farklılıkları hesaba katması gerekecek.

İLGİLİ HABERLER