Yapılan yeni bir analize göre Orta Doğu’daki çatışma, sigortacıları özellikle denizcilik, enerji, havacılık ve siyasi risk branşlarında, sigorta poliçesi düzenleme yaklaşımlarını gözden geçirmeye ve ayarlamaya yöneltti. Sigortacılar için, genel hasar seviyeleri kontrol altında kalırken, karmaşık ve çok yönlü hasar taleplerinin potansiyeli artıyor. Varlık değerlerindeki dalgalanmalar ve potansiyel kazanç baskısıyla başa çıkmak için sigortacılar, etkilenen bölgelerdeki risk yoğunlaşmasına karşı büyüme fırsatlarını dengeleyerek sermaye tahsisini, reasürans stratejilerini ve coğrafi risk dağılımını yeniden değerlendirmelidir.

EY, Nisan ayına yönelik jeopolitik ve jeostrateji analizi yayınladı ve analizde sigorta sektörüne odaklandı. Analizde, Orta Doğu’daki çatışmanın, sigortacıları ve aracı kurumları, özellikle denizcilik, enerji, havacılık ve siyasi risk branşlarında, sigorta poliçesi düzenleme yaklaşımlarını gözden geçirmeye ve ayarlamaya yönelttiğine değinildi.
Hürmüz Boğazı da dahil olmak üzere önemli denizcilik koridorlarının, Londra Piyasa Birliği Ortak Savaş Komitesi (JWC) tarafından yüksek riskli olarak belirlendiğine, bu durumun, gemi ele geçirilmesi veya potansiyel siber saldırılar gibi artan tehdit ortamını yansıtacak şekilde teminatın yeniden fiyatlandırılmasıyla birlikte savaş riski primlerinde (yüzde 25-50 artışla) yükselişe yol açtığına dikkat çekilen analizde, ticaret yollarında ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksamaların, sigortacıların iş kesintisi ve gecikmeyle ilgili tazminat taleplerine maruz kalma riskini de artırdığı vurgulandı. Analizde, şu tespitler yapıldı:
Özellikle standart poliçelerin savaş ve düşmanlıkları kapsam dışı bıraktığı durumlarda (örneğin, seyahat sigortası ve mülk sigortası) teminat sınırlamaları daha belirgin hale gelirken, beklenmedik iş kesintisi gibi alanlarda da tazminat taleplerinin karmaşıklığı artmaktadır.
İTİBAR RİSKİ OLUŞTURUYOR
Sigorta şirketleri, bölgede faaliyet gösteren veya bölge genelinde hizmet veren müşteriler için sigorta teminatının hala mevcut olduğunu vurguladı. ABD hükümeti de, ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu (DFC) öncülüğünde ve Chubb’ın baş sigortacı olduğu bir denizcilik sigorta programı duyurdu; bu program, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için savaş teminatı sağlayacak.
Sigortacıların, süregelen jeopolitik belirsizliğe uyum sağlamak için önümüzdeki yenileme dönemlerinde sigorta poliçesi düzenleme disiplinini güçlendirmeleri, savaş kapsam dışı bırakma maddelerini, poliçe metinlerini ve birleştirilmiş riskleri daha yakından incelemeleri bekleniyor.
Düzenleyiciler ve denetleyiciler, özellikle savaş istisnalarının ve kapsam dışı senaryoların uygulanmasıyla ilgili olarak, sözleşme açıklığına ve müşteri sonuçlarına daha fazla odaklanabilirler. Bunlar ayrıca sektör için itibar riski de oluşturmaktadır.
Enerji ve ticaret akışlarını istikrara kavuşturmak için hükümetin daha geniş kapsamlı müdahaleleri, ikincil etkilerin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir; ancak sigortacılar, tedarik zinciri aksaması ve iş kesintisi riskleri yoluyla dolaylı riskleri izlemeye devam edecektir.
ÇOK YÖNLÜ HASAR TALEPLERİ ARTIYOR
Son iki yıldır, aşırı sermaye ve felaket tazminatları için nispeten elverişli bir ortamın etkisiyle, özel sigorta teminatlarının primleri genel olarak düşüş gösteriyor. Bu çatışma, belirli sigorta sınıflarında ve piyasalarda primleri istikrara kavuşturabilirken, bu durum, organik büyüme fırsatlarının azaldığı, potansiyel olarak benzeri görülmemiş bir tazminat ortamı bağlamında gerçekleşiyor.
Sigortacıların ve aracı kurumların, ticaret ve küresel piyasalar üzerindeki etkiler ortaya çıktıkça, iş operasyonlarındaki değişikliklerle ilişkili riskleri en iyi şekilde nasıl azaltacakları konusunda müşterileriyle proaktif bir şekilde çalışmaları kritik önem taşımaktadır.
Sigortacılar için, genel hasar seviyeleri kontrol altında kalırken, karmaşık ve çok yönlü hasar taleplerinin potansiyeli artmaktadır. Bu durum, hasar yönetimi, hukuki yorumlama ve aracı-müşteri etkileşim modelleri üzerinde baskı oluşturabilir. Senaryolar, tüm departmanlar ve ticari ortaklıklar genelinde güncellenmeli ve prova edilmelidir.
Varlık değerlerindeki dalgalanmalar ve potansiyel kazanç baskısıyla başa çıkmak için sigortacılar, etkilenen bölgelerdeki risk yoğunlaşmasına karşı büyüme fırsatlarını dengeleyerek sermaye tahsisini, reasürans stratejilerini ve coğrafi risk dağılımını yeniden değerlendirmelidir.














