Zurich Insurance Group, kronik hastalıkların artan yüküne, sağlık sistemlerinin 38 OECD ülkesinin tamamında ne kadar iyi yanıt verdiğini analiz eden yeni bir rapor yayınladı. Rapor, içinde Türkiye’nin de bulunduğu, 38 ülkesinin tamamında 200’den fazla hastalıkla ilgili on yıllık verileri analiz ediyor. Raporda yer alan Kronik Bakım Endeksi, iki farklı bakış açısını bir araya getiriyor; kronik hastalık yükünün nüfus genelindeki boyutu ve sağlık sistemlerinin buna nasıl yanıt verdiği.

SİGORTA GAZETESİ/ÖZEL HABER
Daha uzun yaşıyoruz ama daha sağlıklı değiliz. Kronik bakım konusunda yeniden düşünme zamanı. Yeni araştırmalar, kronik hastalıkların artan yükünü göstererek, daha fazla önleme, daha erken müdahale ve sağlık sistemlerinin ötesinde ortak sorumluluk gerekliliğini ortaya koyuyor.
Zurich Insurance Group, kronik hastalıkların artan yüküne, sağlık sistemlerinin 38 OECD ülkesinin tamamında ne kadar iyi yanıt verdiğini analiz eden yeni bir rapor olan ‘Kronik Bakımın Değeri’ni yayınladı. Araştırma, sağlık sistemlerinin artan kronik hastalık yükünü yönetmeye ne kadar iyi hazırlandığını ölçen bir endeks sunuyor. Araştırma, sonuçların esas olarak ülkelerin sağlık harcamalarından etkilenmediğini, daha çok bakımın zaman içinde ne kadar etkili bir şekilde organize edildiğine, koordine edildiğine ve sunulduğuna bağlı olduğunu öne sürüyor.
Rapor, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 38 ülkesinin tamamında 200’den fazla hastalıkla ilgili on yıllık verileri analiz ediyor. Raporda yer alan Kronik Bakım Endeksi, iki farklı bakış açısını bir araya getiriyor; kronik hastalık yükünün nüfus genelindeki boyutu ve sağlık sistemlerinin buna nasıl yanıt verdiği.
HANGİ ÜLKELERİN PERFORMANSI İYİ?
Birçok ülkede, insanların yaşam süreleri ile yaşam kaliteleri arasındaki uçurum giderek açılıyor. Hipertansiyon, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kanser, ruh sağlığı sorunları gibi kronik hastalıklar, yüz milyonlarca insanın yaşam biçimini, çalışma şeklini ve gelecek planlarını giderek daha fazla şekillendiriyor. Giderek daha fazla insan bu rahatsızlıklarla yıllarca yaşamakta ve bu durum sağlık sistemleri, ekonomiler ve insanların mali güvenliği üzerinde artan bir baskı oluşturmakta.
Aynı zamanda rapor, benzer sağlık hizmeti kapasitesine sahip ülkelerin çok farklı performans gösterdiğini ortaya koyuyor. Daha kötü sonuçlar genellikle parçalı bakım, sınırlı erişim ve koordinasyon eksikliğiyle ilişkilendiriliyor. İsviçre, Hollanda, Lüksemburg, Norveç ve Güney Kore en iyi performans gösteren ülkeler arasında yer alıyor. Letonya, Litvanya, Yunanistan, Polonya ve Macaristan ise en düşük sıralarda yer alıyor.
Kronik Bakımın Değeri, daha erken harekete geçmek, hasta yolculuğu boyunca bakımı entegre etmek ve sorumluluğu sağlık sistemlerinin ötesine genişletmek için açık bir fırsat sunmakta. Birçok pazarda, önleme hala çok az ilgi görüyor ve harcamaların çoğu insanların sağlıklı kalmasını desteklemek yerine tedaviye odaklanıyor. Politika yapıcıların, işverenlerin ve sigortacıların, kronik bakımı uzun vadede sağlığı, verimliliği ve finansal dayanıklılığı artıran daha proaktif bir desteğe doğru kaydırmada rolleri vardır. Rapordan çarpıcı başlıklar şöyle:

RAPORDAN ÇARPICI BULGULAR
Kronik hastalıklar uzun süreli hastalıklara dönüşüyor. Erken yaşta ölenlerin sayısı azalırken, kronik rahatsızlıklarla daha uzun süre yaşayanların sayısı artıyor. Bu da sağlıklı yaşam kaybının başlıca nedenidir (Örneğin, OECD ülkelerinde %21 oranında görülen kanserler ve kardiyovasküler hastalıklar). Bunlar, zaman içinde sağlığı, işi ve mali durumu etkileyen uzun süreli rahatsızlıklardır.
Sonuçlar, harcamaya değil, kaliteye bağlıdır. Sağlık sistemi kapasitesi bazı ülkelerde benzer olsa da, etkinlik, koordinasyon ve erişimdeki farklılıklar nedeniyle sonuçlar büyük ölçüde değişmektedir. Akut bakım için kurulan sistemler, harcamaların yüksek olduğu yerlerde bile, ömür boyu süren rahatsızlıkları yönetmekte zorlanmaktadır.
Fırsat: Daha erken, entegre, paylaşımlı bakım. Daha iyi sonuçlar önleme, koordineli bakım ve sağlık hizmetleri, işverenler ve sigortacılar genelinde daha geniş sorumluluktan gelir. Ancak önleme çalışmaları hala yeterince finanse edilmiyor.















