spot_img
Pazar, Mayıs 31, 2026

GÜNCEL HABERLER

Anadolu Sigorta’da üst yönetimde iki yeni atama

0
Anadolu Sigorta’da üst yönetim yapılanması kapsamında iki önemli atama gerçekleştirildi. Şirketin reasürans alanında deneyimli yöneticisi İnanç Duyar ile dijitalleşme ve pazarlama alanlarına liderlik eden...

Quick Finansall’a gümüş ödül

0
Türkiye’de sigorta liderliğinde geliştirilen ilk entegre finansal ekosistem modellerinden biri olan Quick Finansall, dünyanın önde gelen finans profesyonelleri, bankacılık, sigorta ve fintech kuruluşlarını bir...

Unico Sigorta’dan “İnsan ve Kültür” Dönüşümü

0
Unico Sigorta, 2025 yılında başlattığı teknolojik dönüşüm yolculuğunu, odağına insanı ve organizasyonel kültürü alarak derinleştiriyor. Şirket, çalışan deneyimini odağına alan dijital dönüşüm yaklaşımını, 14...

Anadolu Sigorta Workup AStart Girişimcilik Programı başlıyor

0
Workup Girişimcilik Programı ve Yapay Zekâ Fabrikası iş birliğiyle hayata geçirilen program, güçlü uzman danışmanlıkları, iş birlikleri ve yatırım fırsatlarıyla girişimleri desteklemeye devam ediyor. (BASIN...

Sompo Sigorta Samuraylar Kulübü Marakeş’te buluştu

0
Sompo Sigorta Samuraylar Kulübü üyeleri, Fas’ın kültür ve tarih merkezi Marakeş’te buluştu. Atlas Dağları’nın eteklerinde uzanan kızıl şehirde gerçekleştirilen özel seyahat, acentelere hem unutulmaz...

QCAR Mobilite 45’inci şubesini Osmaniye’de açtı

0
Sigorta, finans ve mobiliteyi aynı çatıda birleştiren QCAR Mobilite, Anadolu’daki büyüme stratejisi kapsamında 45’inci şubesini Osmaniye’de hizmete açtı. (BASIN BÜLTENİ) Türkiye genelinde hızlı büyümesini sürdüren...

Anadolu Sigorta, Kıbrıs’ta

0
Anadolu Sigorta’nın geleneksel “Acenteler ve Türkiye İş Bankası Müdürler Toplantısı”, bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) Elexus Hotel’de düzenlendi. Farklı oturumlar, ödül törenleri,...

Quick Sigorta ile motor sesleri Çukurova’da yükseldi

0
Motosiklet camiasının en büyük yol arkadaşı Quick Sigorta, festival sezonunun heyecan dolu duraklarından Üçüncü Kadirli / Andırın Motofest’e ana sponsor olarak imzasını attı. 15...

Quick Finans’ın 2. El Oto Raporu’nun Nisan verileri açıklandı

0
Quick Finans’ın SmartIQ iş birliğiyle yayınladığı 2. El Oto Raporu’nun Nisan ayına ait verilerinin yer aldığı güncel sayısında, sektöre dair en yeni trendler paylaşıldı. (BASIN...

Anadolu Hayat Emeklilik’ten 19 Mayıs’a özel kampanya

0
Anadolu Hayat Emeklilik, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında gençlere yönelik özel bir kampanya başlatıyor. Şirketin Genç Emeklilik Planı kapsamında bireysel...
ManşetBendevi Palandöken’in eleştirilerine Ahmet Yaşar’dan sert yanıt

Bendevi Palandöken’in eleştirilerine Ahmet Yaşar’dan sert yanıt

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in trafik ve kasko sigortalarına yönelik eleştirilerine, TSB Başkanı Ahmet Yaşar’dan yanıt geldi. Yaşar, farklılıklarının keyfi uygulamalar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, serbest piyasa koşullarının ve rekabetin doğal bir sonucu olduğunu söyledi. Yaşar, “Günlük hayatta hiçbir ürün veya hizmet tek tip fiyatla sunulmuyor. Tüm lokantalar kuru fasulyeyi aynı fiyata mı satıyor? Tüm oto tamircileri aynı işçilik ücretini mi uyguluyor?” dedi.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in trafik ve kasko sigortalarına ilişkin kamuoyuna yansıyan değerlendirmeleri ve bu konuyu gündeme taşımaya çalışan çeşitli çevrelerin açıklamaları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Yaşar, sigortacılığın yalnızca poliçe fiyatı üzerinden ele alınmasının eksik ve yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğini belirterek, sektörün temel görevinin vatandaşların karşı karşıya kaldığı riskleri güvence altına almak olduğunu vurguladı.

Artan araç fiyatları, yedek parça maliyetleri, servis işçilik giderleri ve finansman maliyetlerinin sigorta sektörünü de doğrudan etkilediğini ifade eden Ahmet Yaşar, sigorta primlerinin bu ekonomik gerçeklikten bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.

2026 Mayıs sonu itibarıyla trafik ve kasko sigortalarında ödenen toplam tazminat tutarının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36 artarak 84,1 milyar TL’den 114,4 milyar TL’ye yükseldiğini belirten Yaşar, aynı dönemde trafik sigortasında 505 binin üzerinde, kasko sigortasında ise 568 binin üzerinde dosyaya ödeme yapıldığını, sektörün yalnızca 5 ay içerisinde yaklaşık 1,1 milyon kişinin zararını karşıladığını ifade etti.  Yaşar, buna karşın trafik sigortasında ortalama primin ise aynı dönemde yalnızca yüzde 8 artışla 8.684 TL’den 9.410 TL’ye çıktığını ve enflasyonun altında kalan bu artışın, trafik sigortası primlerinde reel gerilemeye işaret ettiğine vurgu yaptı.

“Sigorta sisteminin temel amacı prim üretmek değil, risk gerçekleştiğinde vatandaşın ve işletmelerin karşı karşıya kaldığı mali yükü üstlenmektir” diyen Yaşar, değerlendirmelerin yalnızca poliçe fiyatları üzerinden değil, sağlanan koruma ve ödenen tazminatlar dikkate alınarak yapılması gerektiğini kaydetti.

7 MİLYON SİGORTASIZ ARAÇ SÖYLEMİ DOĞRU DEĞİL

Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısının 34 milyonu aştığını hatırlatan Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün önündeki en önemli konulardan birinin koruma açığının azaltılması olduğunu belirtti.

Kamuoyunda dile getirilen “7 milyon sigortasız araç” söyleminin, gerçek tabloyu tam olarak yansıtmadığının altını çizen Yaşar, “Bu rakamın içinde trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmayan 2,6 milyon motorlu bisikletin yanı sıra uzun süredir kullanılmayan, ekonomik ömrünü tamamlamış veya fiilen trafikte yer almayan araçlar da bulunmaktadır. Bu unsurlar ayrıştırıldığında, zorunlu trafik sigortasındaki sigortasızlık oranı yaklaşık %16 seviyesine düşmekte; kullanılmayan araçlar da dikkate alındığında bu oran daha da gerilemektedir. Bu nedenle kamuoyunda ifade edilen 7 milyon rakamının doğrudan “sigortasız araç sayısı” olarak değerlendirilmesi yanıltıcı sonuçlar doğurabilmektedir” dedi.

Bununla birlikte sigortasızlığın önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Yaşar, trafik sigortasının yalnızca araç sahibini değil, kazalarda zarar gören üçüncü kişileri de koruyan toplumsal bir güvence mekanizması olduğunun altını çizerek, “Sigortasızlığın azaltılması hem vatandaşlarımızın korunması hem de trafik sisteminin sağlıklı işlemesi açısından büyük önem taşıyor. Ancak bunun yanında daha büyük bir koruma açığıyla da karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

Türkiye’de yaklaşık 34 milyon motorlu araç bulunmasına rağmen kasko güvencesine sahip araç sayısının ise yaklaşık 9 milyon seviyesinde olduğuna dikkat çeken Yaşar, yaklaşık 25 milyon aracın çarpma, çalınma, yangın, sel, dolu ve deprem gibi risklere karşı herhangi bir güvenceye sahip olmadığını belirtti.  “Sigortacılığın temel misyonu daha fazla kişiyi güvence altına almak ve koruma açığını azaltmaktır” diyen Yaşar, sektörün son yıllarda farklı bütçelere uygun ürünler, muafiyetli çözümler ve yaşlı araçlara yönelik alternatif sigorta modelleri geliştirmeye çalıştığını söyledi.

OTO TAMİRCİLERİ AYNI İŞÇİLİK ÜCRETİNİ Mİ UYGULUYOR?

Aynı araç için farklı şirketlerden farklı teklifler alınmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ahmet Yaşar, sigortacılığın risk bazlı çalışan bir sistem olduğunu hatırlattı. Yaşar, “Sigorta fiyatını yalnızca aracın markası ve modeli belirlemez. Sürücünün hasar geçmişi, yaşı, bulunduğu il, kullanım şekli, risk profili ve tercih ettiği teminatlar gibi birçok unsur fiyatlamada etkili olur. Bu nedenle aynı araca sahip iki kişinin aynı primi ödemesi her zaman teknik olarak doğru olmayabilir” dedi.

Fiyat farklılıklarının keyfi uygulamalar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ahmet Yaşar, bunun serbest piyasa koşullarının ve rekabetin doğal bir sonucu olduğunu ifade etti.

Yaşar, “Günlük hayatta hiçbir ürün veya hizmet tek tip fiyatla sunulmuyor. Tüm lokantalar kuru fasulyeyi aynı fiyata mı satıyor? Tüm oto tamircileri aynı işçilik ücretini mi uyguluyor? Nasıl ki aynı marka aracın bakımını yaptırmak için farklı servislerden farklı fiyatlar alınabiliyorsa, sigortacılıkta da farklı şirketlerden farklı teklifler alınması rekabetin doğal sonucudur. Aynı mahallede bulunan iki markette bile aynı ürün farklı fiyatlarla satışa sunulabiliyor. Çünkü her işletmenin maliyeti, hizmet kalitesi, sunduğu ek avantajlar ve ticari tercihleri farklıdır” diye konuştu.

ASIL MESELE FİYAT DEĞİL

Sigortacılıkta da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Yaşar, “Sigorta şirketleri de farklı risk değerlendirmeleri yapar, farklı hizmet modelleri sunar ve farklı maliyet yapılarıyla çalışır. Bu nedenle aynı araç için farklı şirketlerden farklı teklifler alınması son derece doğal ve rekabetçi piyasanın bir sonucudur. Önemli olan vatandaşın alternatifler arasından kendisine en uygun güvenceyi seçebilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Yaşar, rekabetin vatandaşlara daha fazla seçenek sunduğunu, ürün çeşitliliğini artırdığını ve farklı bütçelere sahip kesimlerin sigorta sistemine erişimini kolaylaştırdığını söyledi.

Açıklamasının sonunda sigortacılığın temel amacının fiyat tartışmalarının ötesinde toplumsal dayanıklılığı artırmak olduğunu vurgulayan TSB Başkanı Ahmet Yaşar, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin ihtiyacı tek tip fiyatlar değil; daha yüksek sigortalılık oranı, daha düşük koruma açığı ve risklere karşı daha dayanıklı bir toplumdur. Asıl mesele primin fiyatı değil, vatandaşlarımızın ve işletmelerimizin ihtiyaç duydukları güvenceye erişebilmesidir. Sigortacılık, ekonomik ve sosyal hayatın sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez bir güvence mekanizmasıdır.”

BENDEVİ PALANDÖKEN NE AÇIKLAMA YAPMIŞTI?

Trafik sigortası ve kasko fiyatlarının çok yüksek seviyelere çıktığını buna acilen bir çözüm getirilmesi gerektiğini vurgulayan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Trafikte 34 milyon araç var. Sadece 7 milyon aracın ne kaskosu ne de zorunlu trafik sigortası var. Sadece 9 milyon aracın da kaskosu var. Düşünebiliyor musunuz? 34 milyon araç trafikte her gün bu vaziyette sigortanın yüksek oluşu, norm birliği sağlanamayışından kaynaklanan herkesin araba fiyatına neredeyse sigorta bedeli ödediği bir dönemde insanlar sigorta yaptırmaktan imtina ediyor, ödeyemiyor. Farklı sigorta şirketlerinde de farklı uygulamalar var. Örneğin birisi 80’e yapıyorsa öbürü 60’a, öbürü 90’a yapıyor. Bir norm birliği sağlanamadığı için insanlar sigorta firmalarına da fazla güven duyamıyor. Dolayısıyla ucuzu tercih ederken kaskonun içerisindeki neler olduğunda çok fazla inceleyemiyor. Hasar olduğu zaman Allah göstermesin ölüm olduğu zamanda bunlar dahil değildir deniyor. Bunun için zorunlu trafik sigortası ve kasko sigortaları çünkü araçların da fiyatı yüksek. Buna göre bir norm birliği sağlanıp keyfe bırakılmaması lazım. Tavan taban mı olacak? Yoksa ödenebilir miktarlara geri mi çekilecek? Çünkü bir yılda yüzde 100 zam olur mu? Hani enflasyon rakamlarıyla uygun bir rakam değil. Hatta araç fiyatlarında da kampanyalar var. Geri de gelebiliyor” dedi.

Sigorta firmaları arasında aynı araç için ciddi fiyat farklarının oluşmasının vatandaşta güvensizlik oluşturduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken “Ancak insanlar bu sigorta şirketlerinden mağduriyetleri var. Tabii ticari araçlarda da aynı problemler var. Veyahut efendim 10 senedir ehliyet almışsınız arabanız ama üzerinize değil. Şimdi yeni bir araç aldınız. Size ayrı bir kategori. Böyle bir uygulama olur mu? İnsanlar 30 sene şoförlük yaptığı halde kendi aracı yoksa ilk araba alındığı için de böyle bir uygulamanın yapılması abesle iştigal. Bunun için Kara yollarında seyri sefer yapan her türlü araç özel ticari nakliye tüm araçların sigortalarındaki bu sorun çözülmeli. Sebep efendim parça fiyatlarının yüksek oluşu. Ama kardeşim bu yapılabilecek araçlarda da veyahut da işte parça değişimiyle ilgili sigorta şirketlerinin arasında yapmış olduğu sözleşmedeki yapmış olduğumuz tarihler önemli. Hem ticari hem özel hem nakliye aracı kullanan esnaflarımız, kamyonlar, otobüsler vesaire bunun tekrar bir gözden geçirilip rakamların belirlenmesi adil bir şekilde enflasyonla örtüşmesi gerekiyor.  Yoksa insanlar araç kullanmaktan imtina ediyor. Yani insanlar diyor ki biz bu sigortanın nasıl ödeyelim? Trafik sigortasını yaptırmayan 7 milyon sadece araç var. Demek ki burada bir sorun var. Bu sorunun çözülmesiyle ilgili de mutlak ve mutlak bir düzeltmeye ihtiyaç var.” şeklinde konuştu.

Artan trafik cezalarının da vatandaş üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade eden Palandöken, “İnsanlar hem konforlu hem araçların trafikteki periyodik masraflarının benzin masraflarının, tamire gittiğiniz zaman 50-60 bin lirayla kurtulamıyorsunuz. Dolayısıyla insanlar neredeyse araba kullanmamayı tercih edecek. Ama diyeceksiniz ki şu trafikte bu kadar araç var. Otuz dört milyon araç var. Ülke 86 milyon. Demek ki iki kişi de bir kişi de araba var. Ama öyle değil. Yani araba ilk kez alan dolayısıyla bir taraftan taksitini borcunu öderken sigortayı yaptırırken de bu maliyetlerin çıkması insanları gerçekten de üzüyor. Araçlara binip benzinini koyup trafiğe çıktığınız zamanki trafik cezalarında köprü geçiş ücretlerinde trafik cezalarında artık yani insanlar eğitimle olacağı yerde cezayı ne kadar artırsanız kazalarda belki bir düşüş sağlıyor gibi görünüyor ama inanın ki bu kadar trafiğin seyri seferde olduğu yerde ölümlü kazaların her yıl katlanarak büyüdüğünü de görebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABERLER